KENDİMDEN KENDİME_______________

2016-08-23 05:05:00
KENDİMDEN KENDİME_______________ |  görsel 1

KENDİMDEN KENDİME Boşla dolu arasındaki farkın bilincinde olup hataya düşmek, sonra dolu olan hayatı yok saymak gibi bir yanılgı içine yuvarlanmak; elindeki hazinenin kıymetinden bihaber olmak gibi bir şey işte!   Neden insan genelde bu hataya düşer ki? Hayatını; farkında bile olmadığı sayısız güzellikler doldurmuşken, bomboş görür ki? İnsan anlaşılması zor bir canlı türü… Oysa elindeki hazine keşfet keşfet bitmez. Değerini, tanımak istedikçe kazanır. Yoksa daima bedel öder, o da öde öde bitmez!   Hazine önümüzde oynuyoruz gayri ihtiyari /sanki değersiz adi taşlar misali / Kardelenler açar don tutmuş ruhunda./ Kabzımalıdır renkleri, ışıldar gökyüzüne./ Gözünün içine içine bakar, taa derinlere./ Satmak ister malını toptancı kimliğiyle./   Her insanın kendine mahsus hazinesi var. Kiminde aynı kiminde biraz eksik. Elbette kastettiğim maddi hazine değil! Ama işte! Bazen gafletle o çok değerli hazinenin parçalarını bazen cam sanıyor kıymetini bilmiyoruz. Eş, evlat, akraba, dost, yar olur. Hayat, gençlik, mal olur vs. Muhabbet edeceğimiz ne çok değerlimiz var! Muhabbet maddi yönünden ziyade manevi yönüyle olunca değer kazanıyor. Maddi boyutu tapmaya kadar gidiyor. Çünkü sınırı yok! Cam parçası gibi kırılmaya namzet bir hazine… En büyük yanılgımız bu işte! Bize verilen emanetin değerini bilmek için büyüteç ve kullanma kılavuzu var elimizde. Ama okumuyoruz! İnsan okusa da, çabuk unutan bir canlı türü çünkü bedeni belli zaman zarfında fiziki olarak sürekli değişime tabi. O nedenle hazinenin değerini anlaması için okuması şart! Hazinemiz bize verilen... Devamı

SIRÇA KÖŞK________

2016-08-15 04:54:00
SIRÇA KÖŞK________ |  görsel 1
SIRÇA KÖŞK________ |  görsel 2

SIRÇA KÖŞK Kurgusu olmayan bir zamanın saf aleminde koşarken ıssızlığa, yorgun rüzgarlarla gıcırdıyorken benliği, yıllanmış kör odaların sıvaları dökülmüş duvarlarında kimsenin göremediği fırça darbeleriyle spontane bir resim işleniyordu. Bazen bir musiki sesi nefes olurken duvarlarda şekilleniyordu sessiz çığlıklar! Camları sallanıyordu gıcırdayarak. Tarihin izleri kazınmış boyaları çatlıyordu rüzgara kafa tutarak. Her yönden esiyor mübarek! Kılı kırk yaran zamanın kırk yamalı bohçasını bir oradan bir buradan çekiştirmek ne zormuş! Rengi tutmaz. Denizi taşar, kıyısı yok. Bacasını çizsen, dumanı kayıp. Kapısı var çıkışı yok! Mutfağı var suyu yok. Sırça köşk çölde bir serap! Çünkü ruhu yok..! Harflerle, desenler, renklerle, fikirler; cihat meydanında… At koşturan çılgın bir hegemonya, ütopik bir devrim resmi! Elle tutulur, gözle görülür, akılla anlaşılır bir tarifi yok işte… Soyut kavramların somut gerçeklerle örtüşmeyen çatlak duvarlarında kayıp bir zamanın uçuk kaçık, kurgusu zamana yayılmış dahilde ki darbesi… Bir dua aldım, bir taktik buldum, kurguya başladım… Önce köşkün ebruli camlarını sildim, ışıdılar. Besmelenin ‘B’si… İllegal rüzgarları, seddettim ‘İ’si… Sevdim sonra muhabbetle ‘S’si… Merak ile şevkle ‘M’si… İman ve azimle ‘İ’si… Layemut olmadığımın bilinciyle ‘L’si… Lebbeyk emrine koşmakla ‘L’si… Allah’a cc inançla ‘A’sı… Hamd-ü sena ederek şükürle ‘H’si… İçini dışına, ters... Devamı

TRAJİKOMİK!!!

2016-08-13 01:22:00
TRAJİKOMİK!!! |  görsel 1

TRAJİKOMİK!!! Pencereye yaklaşıyor perdeyi biraz aralıyorum aman Allah’ım! Çığlık çığlığa insanlık! İnsanız meraklıyız ya, yine biraz yaklaşıyorum Anlamaya çalışıyorum ama ne mümkün! Havayı koklarım bazen, adetimdir. Sahiden konuşur hava; bazen yumuşak bazen ise uğuldayarak. Korkarım o zaman, arkasından ne gelecek diye. Soru işaretleri beynimde dört döner haa içinden çıkamayınca ‘’Hasbünallahu Ve Ni’imel Vekil’’der Her şeyin sahibine sığınırım. Euzü Besmele çeker rahatlarım. Bismillah her kapıyı açan anahtardır, bilirim. Garip olaylar var, gürültüsü asumanı saran. Trajikomik hadiseler var seyredilen ve de seyrettirilen! Din hayatın hayatı ve düzenleyicisidir, güzel ahlak ve huzurdur. Allah cc. başkasına kulluk edilmez! Alemleri senin nurundan Yarattım dediği; Yaşayan Kur’an olan sevgili Habibi Resululahın İzinden gitmek Cadde-i Kuran yolu olan dosdoğru istikamet yoludur. ‘’Sana taş atana sen ekmek at!’’ Yani anarşi ve şiddet çıkarmadan muhatabına güzel sözle muamele et. Tabi bu durum son din olan İslam dinini tebliğ ederken yumuşak bir uslüp ve ihlas ile yani; Samimiyet ve Allah için yapmak önemli olan. İnsanlar beni beğensin, arkamdan bu kadar çok insan gelsin diye değil.   Bediüzzaman hz. Hiçbir zaman kendisini ön plana çıkarmamıştır. Şahsından ziyade Kur’an’ın ahir zamana bakan manevi tefsiri olan Risale-i Nur eserlerini okumaya ısrarla teşvik etmiştir. Kemmiyet (miktar, az veya çok) nicelik değil; Keyfiyet ( kalite) nitelik önemlidir demiştir… Az ama kaliteli insan, ihlaslı samimi kul…! Onunla ısrarla görüşmek isteyenlere’’ Okuyun’’ demiştir.... Devamı

SEYRÜSEFER...

2016-08-10 03:36:00
SEYRÜSEFER... |  görsel 1

SEYRÜSEFER… Yeryüzüm toprağım güneşim Senden sorulur varlığım Özüm toprak, besinim benim Isın ışığın yedi rengin Varlığımı kutsadığın Hadi yola çıkalım rahmeti seyredelim   Bazen pamuk gibi bulutlar Bembeyaz şehirler çizerler… Gün batımı çok uzaklarda gülümser Hayalden deniz gibi sonsuzluğu kucaklar… Dağlar şekillenir kimi, aralarından nehirler çağlar   Nuh’un gemisi görünür hiç yoktan Özel zamanları kucaklar… Uçar gibi semada zamanlar aşar Mübarek olur aleme her nefer Beşikten mezara bir seyrüsefer Rotası belli, yolu zorlu, zaman mevhum!   Yollar akar yıllar akar, su misali Az gider uz gider insanlık gemisi Karanlık bulutlara el sallar iç sızısı Gözlerinden ruhuna damlar yazgısı Nefer selamı çakar, kalbinde kaygısı   Mavi gülümser arada dağılır bulutlar Sallanır gemi,  yorulur nefesi Uzaklara bakmaktan yorulur gözleri Hani pusula? Gelmez duraklar! Ah bir yağsa berrak yağmurlar Mübarek olsa ufukta ki en güzel renkler..! BERRİN GÖK 10/08/2016                                   Devamı

ÖNGÖRÜ________________

2016-08-08 20:58:00
ÖNGÖRÜ________________ |  görsel 1
ÖNGÖRÜ________________ |  görsel 2

ÖNGÖRÜ Ah çok özel biraz da sözel kadın; Yıllandın, sallandın ruhunun titrediği o güne saklandın… Primadonna mı? Demeliyim. Bir bir aldın yüz yüz verdin ama sen hesabını hiç bilmedinki! Hayat ne masal, ne de rüya; Gerçeğin ta kendisi! Çile çile sızıları aldın bir bütün yapamadın, hep karıştı. Hesabın yok işte! Çözemedin bir türlü… Ruhunun merceği öylesine saf ki hesapsız baktın dünyaya, insanlara. Hep biraz çocuk kalman onların saf ama hayata gerçek perspektiften bakışları gibi. Masallarla büyürken hayal dünyan alabildiğine açıldı. Ama bir yandan bulmacalar vardı çözmen gereken. Eee çocukluk işte Ne bilirdin sağ lob, sol lob. Beynin kimyasını bilmeden çözmeye taa o zamanlarda başladın. Hayatla yaşam arasında ki ayrıntı, farklı bir bulmaca sanırım en zoruydu.. Hayat çok güzel bir armağan insana değer katan, insan olma erdemini kazandıran. Ama yaşam bulmacamızı bilecek donanıma sahip değilsek armağanın kıymeti bilinmiyor o zaman. Şükretmelisin öngörün masal değil de ‘’gerçek’’ İşte böyle… Hayat ile Yaşam aslında aynı şey gibi görünse de, amaç olarak düşünürsek farklı. Betimleyecek olursak: Hayat; insan, hayvan, bitki tüm canlı türüne Yaradan tarafından üflenen ‘’Hay’’ ile canlanması demek. Hayvan bu aleme hayat sahibi olarak doğarken yaşaması için gerekli bilgilerle donatılmış olarak gönderiliyor. İnsan ise yaşamı, yaşayarak imtihan gereği düşe kalka, çöze çöze mesafe kat ediyor. Bulmacanın yol işaretleri verilmiş çözmek ise insan iradesine bırakılmış. ‘’K... Devamı

MİLAT!!!

2016-07-25 20:09:00
MİLAT!!! |  görsel 1

MİLAT!!! Zaman seni yedi, sen zamanı Saatler durdu akıl sustu Mantık devre dışı Zerreler esir, ruhlar tutuklu.   Uzaktan kumandalı cellat! Bozuk ruhun sinirlerin harap İçtiğin iksir nasıl bir şarap? Sarhoş benliğin tarihe milat!   Aklın ipleri kuklacıda Er meydanı sandığın çok uzakta Kuklalar içmişler zehirli haşhaş Ruhları yok ip cambazlarının Şeytan oynuyor sahada Masumlar ise tuzakta.   Ağızlarından lavlar fışkıran güruh Cehennemi mi yuttunuz? Çarpın sağa sola kanlı ruhunuzla İçiniz kusmuk, salyalı ağzınızla Zavallı figüranlar çok pis aldandınız! Ahiretinizi dünyaya sattınız!   Dokunduğunuz kuşlar şehadete uçtu Gülüyorlar yüksekten en güzel makamdan Güller açtı semada hainler sustu Karanlık bir perde karanlık bir oyundan Şuursuz oyuncular pisliğini kustu..!   Dualar zincir oldu İslam ümmeti yeniden doğdu Kanlı sahne harap Galası yok! Kurgusu yalan!   Mahşere koşuyor hesaplar Kelime-i Tevhidler, salavatlar Birliğe mühür vuran selalar Aşikar olan fitne ve tuzaklar Çok şükür imanımız,aminlerimiz Rahmana sonsuz bir teslimiyetimiz var..! BERRİN GÖK 25/07/2016         Devamı

TÜRKİYE'M???

2016-07-22 06:31:00
TÜRKİYE'M??? |  görsel 1

TÜRKİYE??? İslam ümmeti bir vücudun azaları gibi düşünülürse; Türkiye kalbidir. Kalbi besleyen unsurlar İmanın mücessem halidir. Cisimlenmiş hayat kaynağıdır. Bir unsurda ki sıkıntı eğer hakiki iman sahibiyse tüm azalarda hissedilir ve hissedilmeli. Birinin acısı, kederi kalp birliği, gönül birliği, uzuv birliği ruhen yaşanmalı ki dünyaya meydan okuyabilsin. En küçük daireden en büyük daireye kadar birbirinin derdiyle dertlenmeyenlerin inancı ve Müslümanlığı sorgulanmalı!   Dünyevi hiyerarşi ile manadan uzaklaşıp maddeye tapanlar arızalı uzuvlar yarattılar. Tedavi edeceğiz deyip suni robotlar ürettiler. Uzaktan kumandalı bu unsurlar suni azaları ile şaşkın, istikametsiz doğruyu yanlışı ayırt edemeyen hissiz duygusuz bir ucube oldular.     Kalp sızılı Kalp sancılı Dolaşım bozuk, damarlar tıkanmış tam bir kaos hakim.. Ruhsuz urlar sarmış hayat damarlarını!   Türkiye’m! Dünyanın tüm güzelliklerinin cem olduğu cennetim!   ‘’Vatan sevgisi İmandandır’’(Hadisi Şerif) (İmam-ı Rabbani hz. Mektubat kitabının 155. Mektubunda Ve Mevlana hz. Mesnevisinde vardır.) İslama bin küsur senedir bayraktarlık yapan bu ‘kalp’ varken; Ne kadar tıkansa ne kadar kirlense de Allah cc rahmeti ve merhameti ile açılıyor biiznillah! İşte şimdi o vakit!  Bütün uzuvların yardıma koşma vakti… EL ELE ÜMMET BİLİNCİ İLE… Dost kim? Düşman kim? Ne zor bir dönem Ya Rabbim! Müttefik mi? İşte o da ayrı derin bir mevzu!   Ülkemiz zor bir sınavdan geçiyor. Perde açıldı, çirkin oyunlar dualar İle aşikar oldu. Sahneye koyanlar galasına muvaffak olamadı..! Takdir-i İlahi: Kader plan... Devamı

DÜNYA HALİ__________

2016-07-15 04:59:00
DÜNYA HALİ__________ |  görsel 1

DÜNYA HALİ Herkes farklı perspektiften olayları, dünya düzenindeki gelişmeleri kaygı ve endişe ile izliyor değerlendiriyor. Ben de bu kaos çemberine takıldım ve yazma eylemine bir süre ara verip sessizliğe bürünmeyi tercih ettim. Oysa içimde ki çalkantılar baş döndürücü. Rafting yapan farklı deneyimlerin heyecanıyla savrulan macera dolu bir yolculuğa benziyor, hissettiklerim. İnanç sistemlerinin, farklı ideolojilerin, doğru ile yanlışların bu kadar karma karışık ve çözülmez bir hal aldığı, dünyanın zamanı tanımsız bir hızla kovaladığı, biz aciz insanlarında savrula savrula zamanın peşinden koştuğumuz ahir zaman asrının zorlu ve çileli yolcularıyız. Yollar güvensiz, tehlikelerle ve tuzaklarla dolu. Kim kimdir? Anlamadığımız ve herkesin birbirine şüphe ve endişe dolu sisli mercekten baktığı önünü görmekte zorlandığı, kalp ayağının, gönül gözünün bazı anlarda kilitlenmesi muhtemel arızalı zamanlara takılıyoruz. Yeis ve korkuların esiri olup kamçılanıyor acı duyuyoruz. Hakiki imanı elde edemezsek bu çile dolu yolu aşamaz, dünyanın ağır yükleriyle baş edemez, ağır ve zor olan hayat yolunda ezilir boğuluruz. Dünya zıtların bir arada olduğu ve aralarında derin uçurumların bulunduğu insan topluluklarıyla dolu. Akıl tutulmasına yol açan dengesiz ve adil olmayan bir dünya düzeni hakim. Bu dünyanın dalgalı bir savaş meydanı olduğunu var sayarsak, emanet olan bu beden gemisini batırmadan yüzdürmek hiç de kolay değil. Garip olan da şu; Bazen sakin bir deniz, bazen dağlar gibi dalgalı bir deniz. Savruluyor, sağa sola çarpıyor ve bunu sürekli yeni yeniden yaşıyoruz… Dünya hayatından terhis olup hakiki vatana kavuşan... Devamı

SONSUZ BESTE

2016-05-11 06:35:00
SONSUZ BESTE |  görsel 1

İmgeleri  doladım  gecelere, bir  bestenin  izleri  süzüldü  gönlüme… İncecik  bir  yağmurun  tınılarında  lahuti  bir  derinliğin  gizemine kapıldım… Dinledikçe  soyutlanıyordum  zaman  denen  mevhumdan.. Hızlanan  ve  hızlandıkça  başımı  döndüren  bu  seslerin  farklı  ahengi karşısında  biraz  şaşkın, biraz da  büyülenmiş  bir  zamanın  iniş  ve çıkışları  dokunuyordu  yaşam  telime… Ruhum  açılıyordu  yaprak yaprak.. Özüm  dökülüyordu  tüm  sırlarıyla,  tenimi  yakıyordu  nağmeler… İncecik  bir  yağmurun  fısıltısında,  küçücük  bir  çekirdeğin  varoluşuydu   hissettiğim… Soyutlandıkça  silkelendim,  filiz  verdim Sesler  boran  gibi  vurmaya  başladığında  somut  bir  varoluşun bestesiydi  duyulan… Deli  bir  rüzgarın  çığlıklarında  akıp  sürüklendim  zaman  ırmağında… Kendimi  okuyordum  ahengin yansımasında… Hiç  okunmamış  yapraklar  açılıyordu  zamanın ötesinden,  halden  hale  geçiyor, vadilerin  arasından  süzülüyor uçurumlara  dökülüyor,  duyduğum  sesten  ürküyordum!.. Kah  huzur,  kah  endişe,  kah korkuydu  hissettiğim… Korku  ve  ümit  arasında   gönüllü  bir  seferberlik  yaşıyordum&hel... Devamı

PRİMADONNA -1-

2016-05-06 03:34:00
PRİMADONNA  -1- |  görsel 1

PRİMADONNA’YA Merhaba Bugün günlerden Cuma ve ben Bismillah dedim. Bugünden başlayarak, bireysel fakat farklı kimliklerin kendi hayatlarının baş rolünü üslendikleri sesli ya da sessiz rollerini hasbihal edeceğiz. Her insan kendi hayat sahnesinde ya kendisinin seçtiği, ya da yönetmenin seçtiği oyunu oynuyor. Primadonna olmak her oyuncunun kendi yeteneği ve başarısıyla İlintili. BÖLÜM —1---    BARBARA Sade sıradan bir genç kız. Beyninde müziğin farklı tınılarını duyumsadığı çocukluğundan beri, kendi iç dünyasında kurguladığı bir sahne var. Bahçelerde ve kırlarda dolaşmayı, kuş seslerindeki farklı tınılarda kendinden geçmeyi hiçbir şeye değişmez. Rüzgara karşı koşarken hayatı kucakladığını düşünür. Denize bakarken sonsuzluğu hatırlar. Nehirlere bakarken hayatın su gibi hızla akışını izler. Barbara farkında bile olmadan yaşamı gözler, sesleri dinler ve ruhuna akseden besteyi izler. Müzik ruhunun gıdasıymış gibi, hayatın notaları benliğinde şekillenir, tasvirleri kendi hayatının operasında canlanmaya başlar. Hedefine doğru emin adımlarla yol alıyordu, konservatuardaki en başarılı öğrencilerden birisiydi. Müzik aletlerini kullanırken ruhu ellerine sirayet ederken gönlü farklı alemlerde dolaşıyordu. Notalardan çıkan seslerde bestede ve güftede değişik yaşamlara uğruyor onları bir nebze hissediyordu ve bu his onu mutlu ediyordu. Bir gün müzik odasında kendi kendine çalışırken Alexsandre Dumas’ın ‘Kamelyalı Kadın’ adlı eserini besteleyen Guiseppe Verdi ‘La Traviata’ operasını bestelemiş olduğu notaların içinde olduğu dosya gözüne ilişti. Profesör Alfredonun 19 yy içeren bu araştırması masanı... Devamı

___________ORTAYA KARIŞIK

2016-05-03 01:35:00
___________ORTAYA KARIŞIK |  görsel 1
___________ORTAYA KARIŞIK |  görsel 2

ORTAYA KARIŞIK Bahar geldi geçiyor dedim, kelimelerle problemliyim bu ara. Geç kalmış bir yazı ama hayat ve dünyanın gidişatı renkleri görmeye engel oluyor. İşte bahar da bu sene dünyaya isyan eder gibi kaça kaça geçip gidiyor tüm güzellikleriyle. Adeta mazlumlara, zulme, savaşlara kahreder gibi utanıp çabuk çabuk geçiyor yaşamdan. Eskilerden paylaştığım, bizzat boğazı süsleyen renklerine hayran olduğum erguvanları bu sene Marmara sahilinde ve bazı güzergahlarda görme fırsatını yakaladım şükür. Renklerini hasretle beklediğim gül, hanımeli, söğüt, ıhlamur vs. Hayır güller kokmuyor çocukluğumun o mis kokulu gülleri gibi.  Buz tutmuş masalların kahramanları gibi o güzelim bahçeler maziye saklanmış. Sokağımızın baharı hatırlatan ağaçları var ıhlamurlar ve bir de bahçe duvarlarına sarılan beyaz sarı bazen pembe renkli hanımeliler… Rüzgar esince nasıl güzel kokuyorlar ruha inşirah serpen. Ihlamurlar henüz açmadı, akasyalar da nasıl?  Ne vakit? Açıp gitti son demlerini görebildim. Oysa onların kokularını da çok severim. Yine çocukluğuma atıf yapmadan geçemeyeceğim. Evimizin bulunduğu caddenin iki tarafı da akasya ağaçlarıyla kaplıydı ve biz çiçeklerini yerdik. Ne unutulmaz anılarım var çocukluğuma dair… Kırmızı eriğin ve kocaman dut ağacının dili olsa da anlatsa ve Diğerlerinin hepsinin yerinde yeller esiyor ve yerlerine yapılan betonarme yapılar. İnsanlık  betondan farksız şimdilerde. Duyguları, hisleri, merhameti çoktan maziye gömmüş. Artık sadece izliyoruz, acıları kanıksadık. Ülfet peyda eden beni üzen konulardan bahsetmeyeceğim. Haber kaynaklarından ne kadar ka&cced... Devamı

BAHAR; GELDİ, GİDİYOR

2016-05-02 23:43:00
BAHAR; GELDİ, GİDİYOR |  görsel 1

ERGUVANLAR AÇARKEN Baharın coşkusu  her  yerde  güzel  ama  İstanbul'da  ayrı  güzel..  Şehrime  has erguvanlar  lila  renginin  muhteşem  tonlarıyla  bezenmiş,  dalları  görünmüyor  çiçekten.. Canım  boğazın  iki  yakası  yeşilin  ve  lila rengin  hakimiyetinde.. Denizin  mavisine baş  kaldırıyor  tüm  mağrurluğuyla...Seyrine  doyum  olmuyor,  efsunlu bakışları kendine  celbediyor  nazlı  salınışlarıyla... Mahbupları  aşkının  büyüsüne  kapılmış, İstanbul'u  ve  onunla  özdeşleşen  erguvanlarını  konuşuyorlar  şimdilerde.... Laleleri  var  bir  devre  adını  veren... Bezenmiş , gökkuşağının  renkleriyle.. Toprağın  kesif  rengi  örtülmüş  renk  renk  lalelerle... Gözlerin  bayram  ettiği bir  bahar  var  İstanbul'da...Kesinlikle  tefekkür  ve  şükrü  gerektiren  bir  mevsimdeyiz.. Rabbimizin  sanatını  açıkça  nakış  nakış  renkleriyle,  desenleriyle  gören  gözlere teşhir  ettiği  ve  kendisini tanıttığı  bir  resmi  geçidi  andıran  bahar  mevsimi  düşünme zenginliğini  hatırlatmalı  bize...Yeryüzü  tüm  ihtişamıyla  dirilişte... Ruhumuz  cenneti  anımsatan  bu  ihtişam  karşısında  kanatlanmış  bir  kuş  gibi, nasıl  zevk  alıyor  seyrinden,  içimiz  açılıyor  tüm  daralmışlığından...Duygularımı... Devamı

YOLCULUK___________________

2016-04-24 02:14:00
YOLCULUK___________________ |  görsel 1
YOLCULUK___________________ |  görsel 2
YOLCULUK___________________ |  görsel 3

YOLCULUK Hayat yolculuğumuzda farklı dünyalara uğruyor bazen güzellikleri temaşa ederken bazen de tökezliyoruz. Çok uzun gibi görünen yollarda manevi kazancımızın bereketli olduğu zamanlardan nasiplenme kapıları açılıyor bizlere. Farkındalığımız ölçüsünde kazanıyor değeri kıymetli yüklerimizi bizlere armağan edene emanet ederek korumaya alıyoruz. Dünya seyahatinin zorlukları, tehlikeleri değerli yüklerimizi korumaya engel teşkil ediyor maalesef.. Zaman ırmağının hızla aktığı günümüzde sellere kapılma riski çok fazla. Korunmasız seyahat maalesef çok zor! Maddi seyahatimizi güvene almak için manevi donanıma sahip olacağımız mübarek mevsim durağına geldik çok şükür. Kazanç içinde kazanç olan bu kudsi durakta ‘’Miraç’’ gibi kulluğun en kıymetli hediyeleriyle dopdolu harika bir gece var önümüzde… Yolculuğumuzun her yıl tazelenen, biz aciz insanlara bağışlanmış bir ömrün arınacağı, yüklerinin hafifleyeceği en güzel mevsimdeyiz. İşte bahar tüm güzelliği ve ihtişamıyla koşa koşa gidiyor, durdurabilen var mı?  Kazancımızı birden bine çıkarabilmek kabiliyeti insana verilmişken bunu heba etmek akıl kar-ı değil. İnayet-i İlahiyenin tecellisi hakkımızda öyle çok ki!  Miraç; Yükselmek demek, maddeden sıyrılıp mana yolculuğuyla manevi olarak mesafeleri hızla kat etmek demek… Ebedi saadet kapılarını açacak anahtar biz kullara hediye olarak Gelmiştir, bu ‘’Mü’minin ‘’Miracı’’ olan Namazdır… Namaz ile insan Bir nevi Miraca yani; Resulü Ekrem (a.s.m.) Makam-ı Mahmuda, yani en yüksek makama çıktığı ve dönüşte kap... Devamı