HAN DUVARLARI__________

2016-11-20 04:00:00
HAN DUVARLARI__________ |  görsel 1

HAN DUVARLARI Dünya denen kocaman ama içine bir türlü sığamadığımız her daim dolan boşalan bir handa misafiriz. İnsanlar farklı renklerde farklı  ırklarda en güzel şekilde teçhiz edilip onun emrine, amade  hazırlanmış bu hana gönderilmiş. İki kapılı handa çok uzun sandığımız ama misafirliğimizin ne kadar süreceğinin bizim insiyatifimizde olmadığı bir durumdayız. Yol dümdüz değil, bir sonraki virajın ötesini bilmiyoruz. Misafirhane Sahibi ne ikram ederse Kereminden, Cömertliğindendir. Şüphesiz sorgulama hakkımız yok!  Zarifçe muhtaçlığımızın bilinciyle dua eder isteriz… Bu geçici konukluk insanı tatmin eder mi?  Hiç askerlik sonsuza kadar sürsün; ister mi insan? Herkes bir an önce evine dönmeye müştaktır. Askerlik de öyle değil mi? Terhis olmayı gün gün saymaz mı er? İnsan da fıtratı gereği ebedi bir hayat için verilen cismani emanetleri koruyup kollamakla vazifeli.. ( akıl, kalp, ruh, hisler, duygular ve göz, kulak, dil vs)  Hayat ve nefis: İnsana verilen sermayeyi heba etmemek için verilmiş.  Ebedi bir hayat için verilen bu değerli sermayemizi Hayatta bulunma amacına göre Yaradan namına, emaneti olduğu cihetle bakıp onun rızasına uygun koruyup kollarsak ebedi sermayemiz artar. Nefis bu konuda hayat sermayemizi kazanma ve kaybetme sebebimiz. O’ Hep dünyaya davet eder sanki hayat hiç son bulmayacak gibi! Hayat: Bu hayata neden gönderildik? Gayesi ve burada bulunma amacımız nedir? Neden bu her şeyin zıddıyla bulunduğu zorlu bir misafirlikteyiz? Yükleri ağır, eğitimi sabır gerektiren bu alemdeyiz?   Bunlar bir yana; yarına çıkmaya garantimizin olmadığı her an misafirliğimizin son bulacağı bu dünya hanı i... Devamı

LAYLA

2016-11-15 00:53:00
LAYLA |  görsel 1

LAYLA Buz gibi ellerim dur koşma Atlıyorum merdivenleri sakın durma Püfür püfür uçuşuyor hayallerim susma Tut ellerimden düşerim sonra Nereye baksam la / la /la Uçan kuşlar kayan yıldızlar Kalbim yalan söylemez görüyor gözler Lal olmaz, dile geliyor şen sözler Dualarım benimle, gelecek baharlar Nereye baksam la /la /la Pencereyi açıyorum derin bir nefes çekiyorum Gökyüzünde uçan rahvan atlar görüyorum Saba rüzgarına veriyorum tiz sesleri Gün doğumunda kayıp giden renkleri Nereye baksam la /la /la Ölümsüz satırlara düşüyor harfler Bir bakmışsın dans ediyor kelimeler Kanatlanmış zaman uçuşuyor sözler Huzurlu melodiler yağıyorlar Nereye baksam la / la /la… BERRİN GÖK 15/11/2016                   Devamı

ŞEHİR_________

2016-11-10 02:24:00
ŞEHİR_________ |  görsel 1

ŞEHİR Hırçın esiyor rüzgar yağmura inat. Melankolik bir sonbahar akşamının şehrin siluetini yıkayan ince belki de hırçın damlaları vuruyor suretime.. Şehirlerinde farklı hisleri var kendine has. Asırlık yükleri var geçmişten taşınan. Görmek isteyene ruhunu açan, kadim duyguları var es geçilmeyen… Farklı melodiler duyabileceğiniz sırları var; anlaşılamayan… Halesine sarınmış gökyüzündeki ay. Karanlık şehri uzaklardan gözleyen… Kadim eserlerin gölgesinde ne çok sırra, mühür vuran hayatlar var! Pencereyi açıyor yağmurla buluşuyorum. Dünya dolusu çığlık yüklenmiş bulutları, mazlumların gözyaşları gibi algılıyorum.. Denizler kızmış köpürüyor sahiller tarümar. Sokaklarda inleyen çaresizler bir ağaç kadar yorgun ve nadanlar.. Mazi derelerinden akıp gelen ve hiç değişmeyen medeniyet perdesinin altında derin pişmanlıklarının bedelini ödüyorlar. Dünyaya tamah ettikçe ağırlaşan yüklerinin altında eziliyorlar.. Ah! Ağaçlar; nasılda rüzgara boyun eğiyorlar, son yapraklarını da çaresizce döküyorlar. Yorgun zamanların hüznünü topluyor çöpçüler. Kıyasıya bir direniş, delicesine bir sesleniş var şehri mat eden oyunun!.. Rüzgarın çığlıkları isyan mı çıkarmış ne? Ne çok şey biriktirmiş dünyaya sığmayan hardal tanesi kadar küçücük hafızasında.. Dün bugünü bugün yarını rüzgara vermiş peşi sıra savuruyor. Zaman ırmağı hızla akıyor kapılanlar birer birer geçip gidiyor. Alıştık bir şeylere, kavimler kavimlere karıştı. İnsanlık gemisi çoktan yoldan çıktı, başıboş avare dolaşıyoruz bir hengamede.. İçimizde bir... Devamı

TUTUNMA____________

2016-10-31 04:50:00
TUTUNMA____________ |  görsel 1

TUTUNMA Benliğin kuytularında savaşırım Kah kazanır kah yenilirim Sonuçta etten kemikten bir varlığım Kesrette boğulur; Tevhide tutunurum.   Duyguları örüp hisleri çözerim Ruhumu yorar; Hablullaha tutunurum!   Bir ayna tutarım savaşıma Benliğimin feri sönmüş bakışlarıyla Süzerim yaşamın kırılgan siluetiyle Ben/i izlerim, içimdekiler raks ederken.   Duyguları örüp hisleri çözerim Ruhumu yorar; Hablullaha tutunurum!   Yorgun ve solgun suretim Hazan renkleri gibi benliğim Pek enderdir pembeliğim Bin yıldır renklerle dans ederim…   Duyguları örüp hisleri çözerim Ruhumu yorar; Hablullaha tutunurum!   Ayna ayna! Ben benim sen sensin! İçimde sönmez bir ışık var, sen bilmezsin Arada bir elaya, yeşile döner görmezsin Kaç bahar saklar ruhum anlamazsın.   Duyguları örüp hisleri çözerim Ruhumu yorar; Hablullaha tutunurum!   Güller; bazen gerçek bazen serap! Uzanırım sonsuz ufka Koşarım dünya dolusu yükle Uzatırım Külli İradeye!   Duyguları örüp, hisleri çözerim Ruhumu yorar; Hablullaha tutunurum!   Nefis ve İmanım dans eder Benlik bu savaştan yorgun düşer. İnsan işte şaşar gördüğün aciz bir beşer İlahi bir ses dürter derinlerinden Hiç susmayan! Sonsuza dek sürecek olan!   Duyguları örüp, hisleri çözerim Ruhumu yorar; Hablullaha tutunurum! BERRİN GÖK 31/10/2016           ... Devamı

FOUR SEASONS AUTUMN / DÖRT MEVSİM SONBAHAR

2016-10-19 03:55:00
FOUR SEASONS AUTUMN  / DÖRT MEVSİM SONBAHAR |  görsel 1

FOUR SEASONS / DÖRT MEVSİM SONBAHAR Yağmur yağıyor ne de güzel hüzün makamında. Toprakla buluşuyor, gökyüzü ve yeryüzü. Su damlalarının aziz olması Rahmetin tezahürü bir şebnem berraklığında. Buğusu tütüyor sararmış yapraklarda. Kara bulutlar hükmederken semaya, gücü korkutsa da latifçe süzülüyorlar şiir gibi, ruhuna tutunarak ince ince… Bir anda soğuk eser, ayazı keser sonbahar bütün ihtişamına rağmen fıtri kanunlara karşı koyamaz. Kışa doğru evrilmeye başlamıştır. İşte hüzün makamı burada devreye girer, ister istemez bütün ruhlar bu sırlı musikiyi hisseder… Baharları güzel yapan iki mevsimin içinde gizlediği ‘’diriliştir’’ aslında! Ezel ve ebedin birleştiğini o sırlı seslerde özümsüyoruz. Belki duygu ve hislerini geliştirenler daha fazla duyar sonsuzluğun bestesini… Yaprakların hazin savrulmaları, yağmurun damlalarıyla buluşup öylesine mahzun ve mahcup toprağa sürünürken bir hüznün ağır gelen ironisiyle hüzne kapılıyor insan! ’’Vivaldi’nin Four Seasons’’ adlı dört mevsim Sonbahar konçertosu dolaşıyor his dünyamda kah yavaş kah yükselen iniş çıkışlarla keman sesiyle mevsimler görüyorum. Bazen yumuşak sesler su gibi huzurlu, bazen deli bir nehir çağlıyor işte o zaman keman ağlıyor, ruhum ağlıyor. Gülümsüyor bazen notalar, mevsimlerin içinden geçerken kim bilir hangi durakta bilinmez çiçek açmıştır belki gördüğü her yer… Kemanın telleri titrer özgürlüğe kanat çırptığını zanneder. Fıtri yaradılış hep sonbahara meyilli ya insan ruhu; hep ebedi bir dirilişe müştak ya... Devamı

GÜL GÜZELLEMESİ__________

2016-10-16 04:04:00
GÜL GÜZELLEMESİ__________ |  görsel 1

GÜL GÜZELLEMESİ İnsan bir gül misali katmer katmer açılıyor Gonca gül kadar duru ve sade Kokulardan henüz azade Dünya denen bu alemde Güzellikle çirkinliğin yadından Dikenlerin arasından gülümsüyorlar…   Her katmerine bir bürhan mı ararsın Yazsan yazsan bitiremezsin Anlatmaya güç yetiremezsin Baharlar yetmez, sonbahara şerh düşersin Dikenlerin arasından hayatı süzüyorlar…   Gülleri görmek isteyen basiretli Sadece dikenleri görmek isteyen bedbaht! Güzellikler renkler ve kokular davetkârlar Sonsuz gül bahçelerinin timsaliler. Güller; dikenlerin arasından göz süzüyorlar…   İlan ediyorlar işte! Yüce sanatkârın eseriyiz… Dünyanın son deminde kokumuzu çaldılar Bizi, tabiilik yerine suniliğe gark ettiler! Güzel gören gözlere en güzel aynayız Rengimiz, şeklimizle bülbülün mekanıyız..! BERRİN GÖK 16//10/2016 Devamı

HASBİHAL_____

2016-10-09 02:16:00
HASBİHAL_____ |  görsel 1

HASBİHAL Ah Donna! Dünyada ne çok acı varsa, bir o kadar da mutluluk var. Her şeyin zıddıyla bulunduğu kocaman bir misafirhanedeyiz. Yaradan herkese nasibi kadar yer vermiş ama kimse yerine kanaat etmiyor. Sınırları çizilmiş ama herkesin gözü başkasına tahsis edilen yerde.. İşte bundan çıkıyor boğuşmalar, savaşlar, tatminsiz mutsuz veya zalim ruhlu insanlar. Acı çeken insanlar oldukça dünya zıvanadan çıkıyor freni patlamış arabayı izler gibi şaşkın ve bedbiniz. Adeta kanıksadık olan biteni, öylesine boş gözlerle bakıyoruz ruhumuz acıyor, dualar ediyoruz Dua ederken inancımıza dayanarak Allah cc. Rahmetini ittiham edip sorgulamadan dertleniyor Hikmet-i İlahiye teslim oluyoruz… Öyle işte! Sevgili Donna… Bir yanda dünya lezzetleri bir yanda ebedi sonsuz bir saadet var. Yolculuk son sürat devam ediyor, bazen başımız dönüyor dünyanın hızına yetişemiyoruz da ondan sanırım… Korkularımızla yüzleşirken, sevinçlerimizle de huzur duraklarında nefesleniyoruz. Biz imanımızla besleniriz, yoksa korkularımızla boğuluruz. İnanma ihtiyacı insan denen canlının benliğinde fıtri olarak var. Arayışı yolculuğu boyunca son nefese kadar sürecek ve hep dürtecek. Kaçacak bir yer yok ki!  Kendi sınırlarına razı olmayıp; Kadere isyan ettiği müddet hep tökezleyecek. Bu alemde tam mutluluk ne mümkün! İnsan bu dünyada doymazzz! Hele bu tehlikelerle ve zorluklarla dopdolu hayat yolculuğunda..! Aslında hepimiz görünmez zincirlerle bir yerlere bağlıyız. Kıpırdadıkça kanıyoruz, daha fazla canımız yanıyor… Hikmet-i İlahi istemedikçe, hayır veya şer dualara cevap vermek Onun tasarrufunda..! Bir küçücük cüz-i irademiz var. Onu da Yaradana teslim eylemeli; Yoks... Devamı

GÖNÜL____________

2016-10-06 06:43:00
GÖNÜL____________ |  görsel 1

GÖNÜL Kılıçların gölgesinde yönsüz Ne dönersin be gönül Eteklerin savrulur, dilin sözsüz Toprağa ne çizersin be gönül   Gönül saçılmış sere serpe Dağa dayanmış göz bebeği Yağmura tutunmuş kaç kere Ufka yüzmüş, yutmuş semeği   Ruh denizi dalgalı duygular forsa Ay sönmüş bak, görünmüyor liman Uyan kaptan uyan bak gemi zorda Çöz şu prangaları geçiyor zaman   İnsan dağa çarptı sesi yankıda Dağıldı harfler, bilinmez kuytuda Sızlıyor heceler sararan yaprakta Kılıçların altında bir sonbaharda..! BERRİN GÖK 06/10/2016           Devamı

HİCRET__________

2016-10-02 05:40:00
HİCRET__________ |  görsel 1
HİCRET__________ |  görsel 2

HİCRİ YILBAŞI Bir çöl vurgunuydu zaman. Karanlık ruhlu oyuncular vahaları talan ediyordu. Eziyordular çöl çiçeklerini birer birer ruhları nasır tutmuş, ayakları heyula, kan içici vampirler. Kuytularda yanıyordu nurdan kandiller, ayrılıyordu birbirinden elmas ve kömür ruhlar… Sabır acı bir iksir, ruhu yakan bir sızı, kalbi dağlayan bir ateşti.. Hakikat kandili yanmıştı… Eller, yürekler, nefesler bir! Üfledikçe çoğalan sonsuz bir nur! Çölün aydınlığı yayılıyor kainata, Nurundan yaratılmış alemler; efendisi hükümferma Anlamıyor basireti kör putperestler, oysa ‘’O’’ benzersiz bir ayna! Tuzaklar, fitneler, planlar kuruyorlar. Oysa Rabbim Habibini koruyor Onlar bunu bilmiyor Hicret izni çıkmış;  Medine’ye, çoktan çıkmışlar kutlu yola… Mucizeler zinciri silsile silsile. Korundular sıddık-ı ekber Ebu Bekir ile. Sevr mağarası: Mazi ve müstakbelin resm-i küşadı, sırlı bir mucize… Müşrikler hüsran ile dönüyor geri. İlk durak Kuba köyü on gün sürüyor misafirlikleri… Yesrib’de hasretle bekliyor ensar, Taleal Bedru Aleyna / Min Seniyyetil Veda,,, diyerek uğurlanıyorlar. Kutlu misafir bir güneş gibi doğuyor Medine semasına Hakikat nuru oradan yansıyor tüm insanlığa..! Hicret; göç değil, kutlu bir başlangıç. İslam’ın nuru sonsuza dek yanacak İlahi bir kandil… BERRİN GÖK 02/10/2016 ---  ---  ---  ---  ---  ---  ---  ---  ---  ---  ---  ---  ---  ---  --- Hicri yılbaşımız mübarek olsun. İslamiyet ışığı üflemekle sönmez! Yaradan vaad etmiş sonsuza dek korunacak. İyinin ve k&ou... Devamı