BERRİN Gök
181 Takipçi | 50 Takip
28 12 2016

KUŞLAR

KUŞLAR |  görsel 1

KUŞLAR

Musalla taşında bir tabut; etrafta toplanmış eş dost ve hüzünlü

yakınları, yürekleri yangın yeri… Hava buz gibi sanırım eksi on filan

olmalı donuyoruz. Yarım saat önce kardeşimi morgdan alıp yaşadığı

evin önüne getirdiler ne garip daha dün gibiydi hastaneden ayrılırken

öpücükler vererek ayrılışım, o teslimiyet haliyle nasılsın? Deyişime

çok şükür ablacığım deyişi, gözlerinde seyrettiğim mutlu geçen

çocukluğumuz, beraber söylediğimiz şarkılar ve daha birçok şeyler…

Bir keresinde şöyle demişti; Geçti şimdi onlar mazide kaldılar!

Güzeller güzeli kardeşim on dokuz yaşında ilk kızını doğurduktan

kısa bir süre sonra ölümün kıyısından dönmüş riskli bir beyin

ameliyatını atlatmış aylarca tedavi görmüştü.

İlk kızına hep hasret yaşamıştı ama kader son anlarında onları yakın

eylemiş canı kuzusu ona nasılda canla başla hizmet etmişti..

Oysa eğitimi sonrasında evliliği ve macera dolu hayat felsefesiyle

Uzak doğuyu daha sonra da meslekleri gereği iş için

Afrika’yı  mesken eylemişlerdi.. Birkaç yıldır İstanbul’a dönmüşler

güzel bir projede eşi ile mühendis olarak iş bulmuşlardı. Artık

ailesini daha sık görme imkanına sahiptiler.

_Mutlu musun Hale? Demişti ablası.

Eşinin görevi nedeniyle doğuda ve batıda yaşamışlardı iyileştikten                                                      

sonra.

_ Ablacığım dedi; Hayatımın en mutlu yıllarını Bayburt’ta ve çok

sevdiğim İzmir’de geçirdim ben.

_ Erzurum yakındı bize Palandökene kayak yapmaya giderdik.

Ne iyi dostlarımız vardı hayatımıza renk katan…

_Sonra tayinimiz İzmir’e çıktı çok sevindik en güzeli lojmanımız

deniz kıyısındaydı biliyorsun ben de senin gibi denizi çok severim,

hele Ege denizini…

İkindi ezanı ha okundu ha okunacak birden kuşlar hiç yoktan

çığlık çığlığa geldiler caminin avlusunu doldurdular. Tabutun üzerinde

Kudsi bir ayine başladılar zikreden Mevleviler gibi hem şakıyor hem

dönüyorlardı.

_ Ah İzmir! Hayatına güzel bir anlam daha katan, tüm riskine rağmen

çok istediği hamileliği ve ona Rabbinin armağanı ikinci kızının

doğduğu şehir…

Güzel zamanlar bir tünelden geçer gibi hızla geçerken hayat:

Virgüller ve soru işaretleriyle zamanın örgüsünü kader çerçevesine

işliyordu. O çerçevede neler yoktu Kİ?

Onu ancak yaşayan bilirdi!  Acı ve Keder o çerçevenin başlığıydı!

Mazi ve müstakbel bir ileri, çok geri gidiyordu onun için.

Vefatından altı yıl önce bu kez başının bir başka bölgesinde yine

nüksetmişti bir ur! Onu hasta eden bu hal hep başka şeye yorulmuş

ve hastalık ilerlemişti. Bir gün yine acı bir haber; Kardeşim yoğun

bakımda, bilinç gitmiş ameliyat yapılacak. Ölüm sessizliği hepimizi

sardı suskun bir bekleyiş, gönülden yapılan dualarla Rabbim bir altı

yıl daha ömür bahşetti meleğime…

Onu melek yapan kocaman bir altı yıl. Farklı bir boyutun görüntüsünü

Ruhundan gözlerine taşıyan bakışlarında seyredebilirdiniz..

Ah bir konuşsa! Yok, o hep gülümserdi göz yaşları içine akarken..

Etrafında hep eşi olsun hiç gitmesin onu hiç yalnız bırakmasın

isterdi. Ona sevgi ve şefkatle bakan canı gibi sevdiği eşiydi, gözlerini

bir an bile ondan ayırmaz sevgi ve minnetini bakışlarıyla gösterirdi.

Son ameliyattan sonra bakıma muhtaçtı ve başkalarına muhtaç olmak

onun narin yapısına ağır geliyordu. Doktorlar onun çok üzüldüğü

sıkıntısına, bir çare olmadığını söylemişlerdi. Bakıcıya muhtaç olmak,

eşine ve çocuklarına yük olduğunu düşünmek onu yoruyordu.

İki ay önce bir sabah onu yine hastaneye getirdiler ne olduğunu idrak

edemedi önce. Dr. onun ameliyat olmasını istemişti yaşı daha genç

sayılırdı ‘ur’ yine tekrarlamış daha fazla büyümeden alınmalıymış.

-Ameliyata girmeden yetişmeliydim onu görmeliydim.

 _Aman Allah’ım! Bu üçüncü ya atlatamazsa?

Sabah namazını kılıp karanlıkta yola düştük. Marmaray büyük hizmet

Kullanmamıştım henüz, ne büyük bir nimet İstanbul için. Çabucak

geçtik denizin altından trafiğe takılmadan..

-Beni gördüğünde nasıl sevindi canım kardeşim

Ablam, canım ablam dedi yavaşça biraz hüzünlü biraz endişeli bir

sesle..

Geçecek Hale’ciğim bak hepimiz çok dua ediyoruz dedim.

_İnşallah ablacığım dedi, ellerimi tuttu kuvvet almak ister gibi.

_ Almaya geldiler endişeyle baktı gelenlere ve bir çocuk masumluğu

İle baktı gözlerime

_ Hasbunallah-ü Ve Niimel Vekil de, dedim. Asansöre kadar tekrarladı

Saatler süren bekleyişimizde nedense içim rahattı, atlatacak

diyordum. Ama geciktikçe hepimiz endişelenmeye başladık.

Çabuk uyanmayınca doktoru ameliyatın estetik kısmını daha sonra

yaparız demiş, yormak istememiş ağır gelir demiş. İyi görünce nasıl

sevindik hepimiz..

Çabuk taburcu ettiler iki hafta geçti sanırım. Küçük bir operasyon

demişlerdi oysa çok sürmüş. Onu bu kez çok bitkin gördüm hiçbir

yerini hareket ettirecek mecali yoktu, yemeğini yemiyordu.

Üzüldüm, yeğenimde üzülüyordu. Ona yoğurt ve sütlaç tarzı

bir şeyler almasını söyledim ve gönderdim yavrum hem üzgün hem

çok yorgundu. Konuşmaya mecali yoktu sessizce bakışıyor uzaktan

öpüşüyorduk. Ben besleyince elimden yedi ne çok sevindim belki

güç toplar diye. Nitekim biraz daha iyi oldu konuşmaya başladık

‘’Hatırlıyor musun dedim? Hani bahçede şarkı söylerdik birlikte.

‘’Hani o saçlarına taç yaptığım çiçekler

Hani o güzel gözlü ceylanların pınarı

Hani kuşlar ağaçlar, bin bir renkli çiçekler? Nasıl yakalamıştım

saçlarından baharı? Dedim.

_O şarkıyı başa sardı

_’’Nasıl geçti habersiz o güzelim yıllarım

 _Bazen gözyaşı oldu, bazen içli bir şarkı

_Her anını eksiksiz, dün gibi hatırlarım’’/ Güfte: Nihat Aşar

Evet abla dedi; Hepsi masal oldu artık!

Gasilhanede onu yıkayanlar bir gözünün açık olduğunu ve bir

türlü kapatamadıklarını söylemişler. Ah meleğimin küçük bebeğim

diye sevdiği diğer kızı yüksek lisans için Amerika’da hem hocalık

yapıyor hem okuyor. Allah’tan bu yaz geldi de anneciğini gördü,

giderken de ağlaya ağlaya gitti kafasında soru işaretleriyle.

Ya ben yokken anneme bir şey olursa diye?

Ya sevgili eşi ona da nasip olmadı son nefesini verirken yanında

olmak! Bursa’da ki teyzesi vefat etmiş onun cenazesine gitmişti.

Dönüşte yolda öğrenmiş hıçkırıklara boğulmuştu..

Takdir-i İlahi!  Ne denebilir ki?

Kuşlar diyorum serenat yapıyorlar adı ‘Karaağaç olan bu köyde.

Tevafuğun böylesi işte. Bizim için kara bir gün belki, ama onun için

aydınlık bir gün olduğuna eminim. Ruhunun acılı beden kafesinden

kurtulup yıldızlarda uçtuğuna emin olduğum gibi. Sabır kahramanı

kardeşim hastalığından hiç şikayet etmedi. İnşallah ağaçların

yapraklarını döktüğü gibi o da hastalığına sabırla katlandığı için

var olan günahlarını yapraklar gibi döküp tertemiz günahsız bir

melek gibi Rabbinin Rahmetine Merhametine kavuştu…

İnşallah kabri cennet bahçelerinden bir bahçe oldu, bu zor

alemden asli vatanına kavuştu…

 

BERRİN GÖK

28/12/2016

 

 

56
0
0
Yorum Yaz