NEFES...

2013-06-07 01:45:00
NEFES... |  görsel 1

İnsan, nefesten  ibaret  bir  varlık... Bir  Hu'' Lafzıyla  Hayat  bulan  ve  çalışmaya  başlayan muazzam  bir  yaradılış  harikası... Nefes  almak  öyle  önemli  bir  işlev ki,  şükrünü  eda  etmek gerçekten  her an  yapmamız  gereken  bir  vecibe... Duamız  olmasa  ne  ehemmiyetimiz  var.. Bir  nefes  ile  tutunuyoruz  Hayat'a..... Konuşabilmek,  anlaşabilmek,  yaşayabilmek  hep  bir  nefes  alış  ile  devam  eden  süreç... Oysa  farkında  bile  olmadığımız  heba  edişlerimiz  var,  insan  olarak  tüm  acizliğimize  ve muhtaçlığımıza  rağmen  hep  şikayet  ediyoruz... İsteyin;  Vereyim'  buyuran  bir  Rabbimiz  var... Asla  sahipsiz  değiliz!   İman  ve  teslimiyet  gösterdiğimiz  ölçüde  özgürüz... Lailaheillallah  dediğimiz an/da  kudsi  kalesine  sığınıyor,  korkularımızdan  emin  oluyor  huzur  buluyoruz..... Asıl  özgürlük  budur  işte!!! Dünyanın  sıkıntıları,  musibetleri  başta  nefsimiz  en  büyük  düşmanlarımız.. İnsanı  yıkan,  mağlup eden nefessiz  bırakan  unsurlar... Dua  ettikçe  özgürleşir  ruhumuz,  yüklerimiz  hafifler... Eğer  iman  edip  inanmışsak  Dua  bir  ibadettir.. Yani,  ibadet  vaktinin  geldiği  an/dır... İstemek  bıkmadan  usanmadan  istemek,  hayırlısını &... Devamı

HER İNSAN BİR KİTAP,,,,,,,,,,

2013-06-04 00:41:00
HER  İNSAN  BİR  KİTAP,,,,,,,,,, |  görsel 1

Her  insan, kapağı  açılmamış  bir  kitap...Başkaları  açısından da  kendi  açısından da  öyle... Bilmiyoruz,  kitabımızın  başını  ve  sonunu... İnsanı  diğer  canlılardan  farklı  kılan  bir  özelliğide Bu  dünyaya  gelirken  hiç  bir  şey  bilmemesi,  muhtaç, aciz  bakıma  muhtaç... Zamanla  öğreniyor  düşe  kalka  yürümeyi,  beslenmeyi... Akıl  ve  idrak  sahibi  oluşu  ve  kendini  tanımayı bu  dünyada  bulunuş  nedenini  ve ölümü  sorgulamayı  buluğ  çağıyla  farketmek de... İnsan  hem  öğreniyor  hem  yazıyor,  kitabını... Akıl  ve  iradesi  ile  neler  yazacağına  kendisi  karar  veriyor. Ve  harfler  anında  diziliyor  bembeyaz  sahifelere... Biz;  Anlamıyoruz  bile  zaman  öyle  hızlı  akıyor ki  şaşırıp  kalıyoruz  her  yeni  gün  bir  sahife... Okuyup  değerlendirme  yapmamız  gereken  günün sonu, yani  muhasebesi... Neler  yaptım?  Neler  yaşadım?  Artılar,  Eksiler  ve  Akış  yani  Okunabilirlik... İnsan  kendini  tanıdıkça,  hayatı  tanır...Bir  yaradılış  mucizesi  olan  insan,  bunun  farkına   vardığı  an/da insan  olmanın  erdemini  taşımaya  başlar... Çünkü  bir  yaratıcının  varlığını  kabul  eder, yaradılan  her  şey onun  hizmetine  sunulmuştur... Bu  aleme  g&oum... Devamı

RUHUMUZUN AYNASI..........

2013-05-29 01:29:00
RUHUMUZUN   AYNASI.......... |  görsel 1

Dünyaya  merhaba  dediğimiz  andan  itibaren  aynamıza  yansımalar  başlamış  oldu.. Aslında  tek  bir  aynası  vardı  ruhumuzun..!  Vazifemiz  onu  daima  temiz  ve  parlak  tutmaktı... Oysa  hayat;  öyle  zor  bir  sınavın  slaytıyla  gözlerimizi  alıyor ki,  asıl  önemli  olan  gözümüzden, gönlümüzden  çıkyor...  Kalakalıyoruz  öylece,  Bedenimizi  temizliyoruz,  sonra  evimizi...  Ya  içimizi? Ruhumuzun  aynası,  her  an  temizliği  ihmal  edilmemesi  gereken  kutsal  manevi  bir  varlık.. Çünkü;  Yaradanın  tecellisiyle  kesif  ve  karanlık   olmaktan  kurtuluyor.. Ruh  ancak  böyle  huzurlu ve  manen  gıdasını  alıyor...İç  doyum  dışa da,  yansıyor... İnsanız,  zayıf  ve  aciz  ayrıca  çaresiz  ve  muhtaç... İşlemeyen  demirin  pas  tutması  gibi,  ruhumuzu  da işletmezsek  hep  karanlığı  gösterir,  yolumuzu  göremeyiz  istikametimiz  şaşar... Lailaheillallah  demeli  kalbi  işletmeli  ruhu  söyletmekle  başlamalı... İnancımızın  gereklerini  öğrenip  temizliğe kurallarını  öğrenmekle  devam  etmeliyiz... İnsan  aynaya  baktığında  kendini  güzel  görmek  ister,  Ruhumuzdur  çünkü  gözlerimizden  bizi  seyreden... Ruhumuzun  yaradanı  yansıtan  bir  ayine  olması  ... Devamı

CENNETTEN DÜŞEN GÖLGELER

2013-05-19 02:41:00
CENNETTEN  DÜŞEN  GÖLGELER |  görsel 1

Bir  çekirdek  düştü  toprağa, bir  ağaç  yükseldi  göğe.. Sonra  bir  orman  oldu,  çoğaldı.. Bir  tohumdan  sebepler  dairesinde  neler  halk  olunmadı ki..  İnsan da bir tohumdu, topraktan  halk  olunan.. Ve;  Yardılan  her  nesne,  insana  musahhar  onun  istifadesine  hem  gözüne  hem  damağına  hem hem  kokuları  almasına  hem de duymasına hizmetkar.... Cennetin  gölgeleri  düşüyor  her  lahza  bu  şehadet  alemine,  duyularımızı  uyaran..  Maddi  alemde ki  bu  çoğalma  nedense  dikkatlerden  kaçmakta..Kara  toprağa  ne  ekildi de  bitmedi..! İnsan da  kainatın  bir  misali.....Çoğalması  gereken  bir  varlık,  çünkü;  Yaradılış  olarak  bu  fani  ölümlü dünyayla  sınırlı  değil..  Mükemmel   özellikleriyle,  cennet  için  verilen  harika  duygularıyla,  zaten  bu  dünya ona  yetmiyor,  doyurmuyor... İnsanoğlunun  hiç  doymayan  nefsi  buna  örnek  zaten. Helal  dairede  zaten  bütün duygular  doyar,  harama  girmeye  lüzum  yok.. Ama  her  şeyi  madde de arayan  insan  manayı  unutur  nefsin  esiri  olur.. İşte  her  insanı  manen  çoğaltacak  bir  tohum  doğuştan  yaradılış  olarak  var,  yani  cennetin  gölgeleri bu  dünyaya  gelirken &n... Devamı

SAHİ, MUTLULUK NEDİR?

2013-05-13 12:08:00
SAHİ,  MUTLULUK  NEDİR? |  görsel 1

An/ ı  yaşamak mıdır?  Hayat'ın  gösterdiği  ummadığın  sürprizler midir?  Hep  devamlı mıdır?  Aslında uzayıp gider sorular.. Armağan  olan,  hiç  beklenmedik  an/da  gelen  sürpriz  mutluluklar  en  güzelidir.. Zaten  onların  ne  zaman geleceğini  beklemekte  anlamsızdır,  insanı  yorar  ve  huzursuz  eder.. Tıpkı  hangi  vakit  elinden  çıkacağını düşünmek  gibi..!  Akışına  bırakmak,  mutluluğun   uğradığı  an/lara  tüm  varlığınla  şükretmek..... Mutluluk;  Bir  salıncakta  sallanmaya  benzer.. Biraz  kendi  çabanla  sallanır  yine  mutlu  olursun,  hafif yükseldikçe  için  kıpır  kıpır  olur,  yükseklerden  bakmayı  öğrenirsin.. Sonra  deli  bir  rüzgar  gelir  daha yükseklere  uçarsın... Hiç  bilemezsin  zamanını,  Tüm  duyguların  ve  varlığın da,  seninle  birlikte  uçar adeta,  korkarsın  düşmekten... Bir  yandan  yüksekleri  görmenin  mutluluğundan... Kişiye  göre  değişen hangi  duygunun  galip  olacağını  bilebilmek.. Kimse  kimsenin  hangi  ölçüde  korktuğunu  ve  mutlu  olduğunun sınırlarını  bilemez.. Rüzgar  bazen  eser  bazen  durur.. Mutluluğun  tanımları  da  farklıdır.. Hep  sallanmak,  ya da  yükseklerde uçamayız  başımız  döner.. Maazallah  bir  nevi  sarhoşluk  hali.. &nb... Devamı

HAYAT VE DALGALAR

2013-05-08 00:30:01
HAYAT   VE   DALGALAR |  görsel 1

HAYAT VE DALGALAR Hayat;  Uçsuz  bucaksız  okyanuslar  kadar  derin  ve  gizemli,  dağlarvari  dalgalarıyla  inişli  ve  çıkışlı.... Bazen  sakin,  bazen  gel  gitli..  İnsan  hayat  denen  bu  okyanusun  üzerinde  sörf  yaparak  manen  ayakta  durmaya  çalışan  aslında dayanma   kapasitesi  güçlü  bir  varlık..  Zaten  sörf  dümdüz  sakin  bir  deniz de  yapılamaz ki..! Ona  heyecan  katan  tekdüzelikten  kurtaran  iniş  çıkışlar,  başarma,  direnme  ve  kazanma  azmi.. Hayatımız,  bize  verilen  bir  emanet,  sabrımız;  gücümüz,  irademiz;  azmimiz  ve   kararlılığımız.. Duygularımız  ve  hislerimiz;  öngörümüz  ve  istikametimiz.. Aklımız,  Ruhumuz  ve  Kalbimiz  işbirliği  yapıp  birlik  olduysa;  Pusula  sağlam,  Denge  mükemmeldir..... Aşılır  dağ  gibi  dalgalar,  yıkamaz  en  güçlü  fırtınalar,  Ne  karanlığa  teslim  olur,  Ne de  aydınlıktan gözleri  kamaşır..  Teslim  olmuştur  birliğe,  tek  düşünce  dengeyi  kaybetmemek  ve  düşmemektir, Ama  insanız  sonuç da,  düşebiliriz de,  ha  düştüm  ha  düşeceğim  korkusuyla.. Çünkü;  Böyle  vesvese  ve  korkulara  maruz  kalmak  dengeyi  bozar.. Sabır  kuvveti   bir  hayat   ... Devamı

BOĞAZİÇİ VE ERGUVANLAR

2013-04-26 23:31:00
BOĞAZİÇİ  VE  ERGUVANLAR |  görsel 1

''Ufku  bir  fırça da  has  bahçeye  döndürdü  bahar Erguvan  göklerin  altında  sular  leylaki...  Orhan Okay   İstanbul  pembenin  tonlarıyla,  leylak  renginden,  mor  geçişler  yapan  sonra  turkuaz  rengiyle sona  doğru  tamamlanan,  dalları  ve  gövdesinde  çiçekleriyle  sarmaş  dolaş  olan  bir  ağacın  tablosuyla bezendi... Nihayetinde  kalp  şeklinde ki  yapraklarıyla  aşkın  şehri,  İstanbul'da  yaşayanların  ve  hayranlarının gözlerine  bayram  yaptırdı... İstanbul:  Dünyada  eşi  benzeri  olmayan,  ortasından  deniz  geçen  hem  doğal  güzellikleriyle  hem  tarihi zenginlikleriyle  üç  imparatorluk  gören  benzersiz  bir  şehir... Napolyon'un  dediği  gibi  ''Dünya tek  bir  devlet olsaydı  İstanbul  başkenti  olurdu.'' Yüzyıl  önce  Bursa'da  bir  bahar  geleneği  olarak  farklı  şekilde  Erguvan  Bayramı   kutlanmaktaymış.. Evliya  Çelebinin de  ''Erguvan  Cemiyeti  Faslı''  diye  sözettiği  bu  gelenek,  Emir  Sultan  tarafından  başlatılmış.. ''Erguvan  şenliği  baharın  bütün  güzelliğiyle  kendisini  gösterdiği  günler de,  Osmanlı  ülkesinin  her  tarafından gelenlerin,  Bursa'da  Emir  Sultan  ve  halifeleriyle,  Zikr-ü  T... Devamı

23 Nisan Çocuk Bayramı Ve Zulme Maruz Çocuklar

2013-04-23 15:33:27
23  Nisan  Çocuk Bayramı  Ve  Zulme  Maruz  Çocuklar |  görsel 1

Ne  kadar  mutlu  olurduk  23  Nisan çocuk  bayramında  özenle  hazırlanmış  kıyafetlerimiz,  pırıl  pırıl ayakkabılarımızla   yaşadığımız  şehrin  ana  caddesinde  yapılan  geçit  törenine  hazırlanırdık.. Ulusal birliğimize  ilişkin  pankartlar  taşırdık,  gururla.. Günümüzde  bu  birlik  tüm  dünya  çocuklarını  kapsayan bir  bayram  oldu....Bu  beni  bir  yetişkin  olarak  çok  mutlu  ediyor,  bugünün  çocukları  yarının  büyükleri  olarak inşallah  evrensel  birliğe  neden  olur  dileğim  bu.. Bugün  canım  yakınlarımın  töreninde  hazırlanan  konsept  hem  sevindirdi  hem  heyecanlandırdı..... Dün  gece  bir  sosyal  paylaşım  sitesinde  izlediğim  görüntüler  beynimi  allak  bullak  etti.. Myanmar'da ki,  Müslüman  kardeşlerimizin  ve  özellikle  çocukların  yanmış  görüntüleri  beni  mahvetti.. Dünyanın  bir  çok  yöresinde ki  zulümler  bir  bir  geçit  yaptılar  gözümün  önünden,  gaz  bombalarıyla  zehirlenip  öldürülen  veya  işkenceye  maruz  kalan  çocukların   varlığını  bir  kez  daha  hatırladım.. Ölen  masum  yavrular  cennet  kuşu  oldular,  kalanlara  dua  etmekten  başka  çareler  vardır  ama ben... Devamı

UFKA YANSIYANLAR.....

2013-04-18 22:42:52
UFKA  YANSIYANLAR..... |  görsel 1

Hiç  düşünürmüsünüz?  Gözlerimiz  neden  hep  ufku arar,  ya da  tarar.. Ruhumuz  daracık  beden kafesine  sığmaz da  ondan.. Uçsuz  bucaksız  cennettir  onu  ve  ona  bağlı  hisleri,  duyguları doyuracak  olan.. Yolda  bir  arabada  giderken,  denizde  bir  gemide iken, uçakta  daha  geniş  perspektiften sonsuzluğu  temaşa  ederken  engin  bir  kalp  huzuru  hissederiz..  Ruhumuz  penceresi   hükmünde  olan   gözlerden  ufka  uzanır,  sonsuzluğu  dolanır,  ufka  kadar  olan  tüm  güzellikleri  temaşa  ve  tefekkür  eder, seyreder,  düşünür....Bir  tabloyu  izler  gibi,  sanatkarını, kullandığı  renklerin  ahengini  sorgular.. Güneşin  doğuşundan  ve   batışından  yeryüzüne  ve  gökyüzüne  yansıyan  güzelliklerle  büyülenir.. Sonra  ufkun  ötelerini,  hiç  göremediği  hakiki  güzellikleri  düşler...  Daima  çeker  insanı  ufuklar, hayal  de  bir  duygumuz,  bence  çok  önemli.. Ruhumuzun  beden  kafesinden  kurtulup  alemleri  dolaşması özgürleşmesi,  düşünce  gücüyle  kainatı  ve  içindekileri  keşfetmesi  demek...  Sonra  yaratılan  tüm  bu güzelliklerde  fanilik  mührünü  görüp,  baki  olanı  ebedi  olanı  arayış... Devamı

KİM OLDUĞUNU BİLMEK,,,,,,,

2013-04-01 03:09:38
KİM  OLDUĞUNU  BİLMEK,,,,,,, |  görsel 1

Hepimizin  yolları  farklı.. Düşünceleri, inançları  görüşleri  farklı.. Zevkleri, örfleri  farklı en önemli ayrıntı ırkları,  renkleri  farklı.... Allah  insanları  farklı  renklerde,  farklı  ırklarda  yaratmış,  kimsenin  kimseye  üstün  olmadığı,  üstünlüğün ancak  takva  ve imanın  derecesiyle olabileceği  belirtilmiş.. Kimsenin  kimseyi  yargılamaya  hakkı  yok,  ancak  bildiği,  inandığı  hakikatleri  güzel  bir  uslüple  muhatabına tebliğ  etme, anlatma  sorumluluğu  var.. O  şahıs  kabul  eder  veya  etmez  bu  Allah'ın  takdirine  bağlıdır,  tesir ettiren  O'dur.. Biz;  neden  sözümüz  tesir  etmiyor  diyemeyiz.. Öncelikle  kendi  yolumuzda  dosdoğru  gidebiliyormuyuz?  Bunu  her  daim  sorgulamalı  ve  üzerinde düşünmeliyiz.. Bildiklerimiz,  öğrendiklerimiz  halimize,  tavrımıza  yansıyor mu?  Yolumuza  ışık,  ruhumuza azık  oluyor mu?  Diye sormalıyız... Rabbim  insanları  farklı  farklı  yaratmış ki,  tanışıp  anlaşsınlar.. Ama  fitne  ateşleri  geçmişten  geleceğe hep  körüklenmiş  insanlar  hep '' ben'' üstünüm,   ben  haklıyım  gibi  egolarının  yolundan  gidip  şeytana  rahmet  okutmuşlar  ve  okutmaya  devam  ediyorlar.. Oysa  dünya  fani,  insanlar  fani.. Bu  kısacık  ölümlü dünya neden &... Devamı

YAŞAM ; KABULLENMEKTİR ,,,,,,,

2013-03-27 01:01:26
YAŞAM ; KABULLENMEKTİR ,,,,,,,  |  görsel 1

Bu  yaşama  gelirken  ne  seçme  ne seçilme  tercihi  sunulmadı  insanlara.. Bir  takdir ile geldik bu aleme.. Ağlayarak  geldik  dünyaya,  kimileri  bunu kötüye  yordular.. Oysa  daracık  kabir gibi olan  ana rahminden,  mutlulukla  ağladık dünya  alemine.. Hayat  bahşedilmişti,  Hu  lafzıydı  ilk nefes  alışımız.. İnsan  olarak  dünya  alemine  bir  çekirdek  olarak  ekildik.. Madden  büyüdüğümüz  gibi, manen de  büyümemiz  gerekiyordu... Hakiki  yar;  bunu  bekliyordu  bizden... Onu  tanımamızı  ve sevgimizi  göstermemizi  istiyordu.. Sevmek,  ondan geleni  kabullenmek  demek,  rıza  göstermek demekti...Ruhen  biat  etmek,  bağlanmak  demekti...Bağlılığını  gösterirken  ihlas,  yani  samimiyet önemliydi...Her  şeyde, onu  görmeliydi,  mührünü  tanımalıydı, sadakatini  ispat  etmeliydi... Ruhen  büyümek  ve  yükselmek  kolay  bir  yol  değildi.. Yanmak,  pişmek,  olgunlaşmak  için,  vurmalıydı asasını  yollara,  aşmalıydı  engelleri  sabır  rüzgarını  arkasına,  sinesini  meltemlere  dayamalı,  zorluklarla savaşarak,  kah  yaralar  alarak  yarine  ulaşacak  engelleri  bir  bir  aşmalıydı... En  büyük  engeli,  onun pişip  olgunlaşmasına  sebep  olacak  düşman  sandığı  nefsi  ve  şeytandı.. Bir  karar  arifesinde  gel  gitlerin ... Devamı

ELLER VE IŞIK........

2013-03-10 23:50:06
ELLER  VE  IŞIK........ |  görsel 1

Enerjisi  yayılıyor  evrene.. Ne  derin  hikmetler  bahşedilmiş  hislere.. Varlığın  derinliği   keşfediliyor sırlarında, Işık  hızını  tadıyorsunuz  benliğinizde.. Renkli  bir  dünyanın  kapılarını  aralıyorsunuz eller  ile.. Sıcağın yakıcılığını,  soğuğun  yakıcılığını... Ne  benzer  varsayımlar  ve  gerçeğin ta  kendisi... Benliğin  derin  sırları  ilk  dokunuşta  gizli  belki de.. İnsan  enerjisi  herkese  uyarmı ki?  Sanmam.. Belki de  bilinmeyen  bir  denklem  olduğu  için  yasak.. Tutkuyu  ortaya  çıkaran,  belki de bu  enerji  veya  elektirik  denilen  çarpılma..! Direk beyne  ve  tüm  vücuda  yayılan  baş  döndüren,  rengarenk  bir  renk  furyası var  ellerin  arasında.. Bu  enerjiye  kapılmamak  elde  olan  bir  şey  değil  maalesef.. Belki  eller  enerjinin  birbirine  akıp  karıştığı bir  mecra  bir delta.. Ona  bağlı  duygu   ve  hislerin  yoğun  hissedildiği  insan  bedeninde  keşfedilen hangi  havzalar  var  bilinmeyen.. Ha  insan,  Ha  kainat.. Gökyüzünde ki  yıldızlar  ve  gezegenler  kadar merak  edilmeye  layık  malzeme  var  aranıp  bulunacak.. İnsan  enerjisiyle  neler  yapılıyor  duyuyor  görüyoruz.. Ellerimiz  sihirli  bir  kalem,  Ruhumuzu  yazan...Harf  harf,  kelimeler  akıyor  içimizden.. O  an/ki  enerjimize  bağlı mürekkebimizin &... Devamı

YÜREĞİM SİSLER'DE,,,,,,

2013-03-06 00:40:27
YÜREĞİM  SİSLER'DE,,,,,, |  görsel 1

Susar  yürek  bazen,  kelimeler  köprü  olmaz kalemine.. Sisler  ardında  gizlenmiştir  düşlerin.. Hayat  devam  eder  sislere  rağmen.. Güneşin  görünmediği  zamanlarda, puslu  an/lar da ufka  doludizgin  koşan  bir  çocuğun  takibindeyim.. Ruhumun  beyazını  tuval mi  sanıyor ne? Koşuyoruz  birlikte... Kır  çiçeklerinden  renkler  topluyoruz,  yalancı  bahara  aldanıyoruz! Soluyorlar  ellerimizde   ağlıyoruz  çocuklar  gibi..!  Ruhum  ve  ben  ikilemler  içinde  med- cezir'ler yaşayan çılgın  birer  çocuğun  arkasına  gizlenen  yetişkinleriz. İnsanlar  çaresiz  kaldığı  zamanlarda galiba  içinde ki  çocuğun  neşesinde, hayata  çocuk  saflığında  bakışını  arıyor.. Belki  sosyolojik farklı  tahlilleri  de  olabilir.. Yaşlanmaktan  korkmak,  ölümden  kormak  v.s... Oysa  her  yaşın  farklı  bir  güzelliği  var.. Ölüm ise;  zaten  bu  dünya da  misafiriz.. Hiç  bir  şey kararında  kalmıyor.. Doğuyor,  büyüyor, yetişkin   oluyoruz,  aslında  hiç  belli  değil,  bir  sır.. Kimin  misafirliği  ne   kadar  sürecek..  Yaradanın  takdirine  bağlı.. Kelimelerim  sislerini  aralıyor  yavaş  yavaş.. Ruhum  ile  kalbim  el  ele  verince  akıl  köprüsü  kuruluyor.. İşbirlikçiler  derin  nefeslerini  üfledik&cc... Devamı

ÇOCUK KALBİYLE BAKMAK,,,,,,,,,,,,

2013-02-28 00:56:04
ÇOCUK  KALBİYLE  BAKMAK,,,,,,,,,,,, |  görsel 1

İnsanın  içinde  kıpır  kıpır  oynayan,dans  eden,  bazen  gülümseyen,  bazen  mutlu  çığlıklar  atan hayata  bir  evcilik  tadında  bakan,  kimi  çabucak  küsen,  çabucak  barışan  o  büyük  beden elbisesinin  içinde ki  bollukta  tepinen  hoplayıp  zıplayan  bir  ufaklık...  Hiç  umulmadık  anlarda  varlığını  hatırlatır.. Hele  garip  olanı,  insanlar  sonbaharın  hazin  seslerini işitmeye  başladığında, rüzgarların  ruhuna  ruhuna  dokunduğu  anlarda,  hüzünlerin  yapraklarını savurduğu  zamanlarda,  hazan  vaktinin  farklı  güzelliğini,  müstesna  manzaralarını  iç  seslerinden kulağına  bağıra  çağıra  fısıldar.. O  bağırır  en  yüksek  perdeden,  sen  fısıltı  sanırsın  önce.. Zıplayıp  durdukça  dayanamazsın,  çıkar  hayallerine  sürükler  peşinden.. Aslında   hayata  bağlanmana  bir  sebeptir.. Ruh  hiç  yaşlanmaz ki,  büyüyen  değişen  sadece beden  elbisesi..Bir de, yaşamın  insanı  sınadığı  zorluklarla  olgunlaşan,  manen  terakki  eden kazandıran  kalp   var.. Akıl  idareci  yönetiyor,  neye  göre?  İnsana  verilen  küçücük  cüz-i  irade  ile.. Sonbahar  insanın  içinde ki  çocuğun  doğma  vakti  gibi  bir  şey.. Tekmeleriyle  dürtmeleriyle  H... Devamı

GECE SUSTU,,,,,!

2013-02-25 23:21:48
GECE  SUSTU,,,,,! |  görsel 1

Ayyüzünü  yansıttı   karanlık  sulara.. Yıldızlar  bile kısmış  parlak  ışıklarını Sessizce  dolunayın  halelerinde ki  gizeme  boyun  eğmişler.. Derin  bir  sukut  var  gökyüzünde.. Ruha  yansıyan  fırtınalardan  haberdar mıdır? Denizlerde ki,  med  cezirlerden? Yeryüzünde,  gökyüzünün  tam  tersi,  taşmak da  hüzünler, Ayyüzlü  dolunayın  ihtişamı  suları  harelendirirken, insanın  da  ruh  denizi  harelenmekte.. Diplerine düştüğün  karanlık  kuyularda  bir  Yusuf  yüzlüsün, Dolunay  uzanır mı?  Karanlık  kuyuna..! Kurtuluşun,  hangi  vaktindedir  gecenin? Yol  gösterir mi?  Denizde ki yakamozlar,  hangi bilinmez  kuytularda  gizlenmişsin.. Sükutu  dağıtacak,  sessizliği  dağıtacak  zerrelerin  coşmuş  sallıyor  benliğini.. Ruh,  halelenmiş,  dolunayın  aynasında.. Mavi  şimdi  yakamozları... Akıl  şaşkın,  kalp  engin,  ruh  bedbin! Gözler  esir..! Kapılmış  pırıltılara  sürükleniyor   semalara Gökyüzü  kucak  açmış  mavi  hülyalarıyla Yıldızlar  selama  durmuş,  dolunaya  sadakatleriyle....... Devamı