BERRİN Gök
182 Takipçi | 50 Takip
10 11 2016

ŞEHİR_________

ŞEHİR_________ |  görsel 1

ŞEHİR Hırçın esiyor rüzgar yağmura inat. Melankolik bir sonbahar akşamının şehrin siluetini yıkayan ince belki de hırçın damlaları vuruyor suretime.. Şehirlerinde farklı hisleri var kendine has. Asırlık yükleri var geçmişten taşınan. Görmek isteyene ruhunu açan, kadim duyguları var es geçilmeyen… Farklı melodiler duyabileceğiniz sırları var; anlaşılamayan… Halesine sarınmış gökyüzündeki ay. Karanlık şehri uzaklardan gözleyen… Kadim eserlerin gölgesinde ne çok sırra, mühür vuran hayatlar var! Pencereyi açıyor yağmurla buluşuyorum. Dünya dolusu çığlık yüklenmiş bulutları, mazlumların gözyaşları gibi algılıyorum.. Denizler kızmış köpürüyor sahiller tarümar. Sokaklarda inleyen çaresizler bir ağaç kadar yorgun ve nadanlar.. Mazi derelerinden akıp gelen ve hiç değişmeyen medeniyet perdesinin altında derin pişmanlıklarının bedelini ödüyorlar. Dünyaya tamah ettikçe ağırlaşan yüklerinin altında eziliyorlar.. Ah! Ağaçlar; nasılda rüzgara boyun eğiyorlar, son yapraklarını da çaresizce döküyorlar. Yorgun zamanların hüznünü topluyor çöpçüler. Kıyasıya bir direniş, delicesine bir sesleniş var şehri mat eden oyunun!.. Rüzgarın çığlıkları isyan mı çıkarmış ne? Ne çok şey biriktirmiş dünyaya sığmayan hardal tanesi kadar küçücük hafızasında.. Dün bugünü bugün yarını rüzgara vermiş peşi sıra savuruyor. Zaman ırmağı hızla akıyor kapılanlar birer birer geçip gidiyor. Alıştık bir şeylere, kavimler kavimlere karıştı. İnsanlık gemisi çoktan yoldan çıktı, başıboş avare dolaşıyoruz bir hengamede.. İçimizde bir... Devamı

31 10 2016

TUTUNMA____________

TUTUNMA____________ |  görsel 1

TUTUNMA Benliğin kuytularında savaşırım Kah kazanır kah yenilirim Sonuçta etten kemikten bir varlığım Kesrette boğulur; Tevhide tutunurum.   Duyguları örüp hisleri çözerim Ruhumu yorar; Hablullaha tutunurum!   Bir ayna tutarım savaşıma Benliğimin feri sönmüş bakışlarıyla Süzerim yaşamın kırılgan siluetiyle Ben/i izlerim, içimdekiler raks ederken.   Duyguları örüp hisleri çözerim Ruhumu yorar; Hablullaha tutunurum!   Yorgun ve solgun suretim Hazan renkleri gibi benliğim Pek enderdir pembeliğim Bin yıldır renklerle dans ederim…   Duyguları örüp hisleri çözerim Ruhumu yorar; Hablullaha tutunurum!   Ayna ayna! Ben benim sen sensin! İçimde sönmez bir ışık var, sen bilmezsin Arada bir elaya, yeşile döner görmezsin Kaç bahar saklar ruhum anlamazsın.   Duyguları örüp hisleri çözerim Ruhumu yorar; Hablullaha tutunurum!   Güller; bazen gerçek bazen serap! Uzanırım sonsuz ufka Koşarım dünya dolusu yükle Uzatırım Külli İradeye!   Duyguları örüp, hisleri çözerim Ruhumu yorar; Hablullaha tutunurum!   Nefis ve İmanım dans eder Benlik bu savaştan yorgun düşer. İnsan işte şaşar gördüğün aciz bir beşer İlahi bir ses dürter derinlerinden Hiç susmayan! Sonsuza dek sürecek olan!   Duyguları örüp, hisleri çözerim Ruhumu yorar; Hablullaha tutunurum! BERRİN GÖK 31/10/2016           ... Devamı

19 10 2016

FOUR SEASONS AUTUMN / DÖRT MEVSİM SONBAHAR

FOUR SEASONS AUTUMN  / DÖRT MEVSİM SONBAHAR |  görsel 1

FOUR SEASONS / DÖRT MEVSİM SONBAHAR Yağmur yağıyor ne de güzel hüzün makamında. Toprakla buluşuyor, gökyüzü ve yeryüzü. Su damlalarının aziz olması Rahmetin tezahürü bir şebnem berraklığında. Buğusu tütüyor sararmış yapraklarda. Kara bulutlar hükmederken semaya, gücü korkutsa da latifçe süzülüyorlar şiir gibi, ruhuna tutunarak ince ince… Bir anda soğuk eser, ayazı keser sonbahar bütün ihtişamına rağmen fıtri kanunlara karşı koyamaz. Kışa doğru evrilmeye başlamıştır. İşte hüzün makamı burada devreye girer, ister istemez bütün ruhlar bu sırlı musikiyi hisseder… Baharları güzel yapan iki mevsimin içinde gizlediği ‘’diriliştir’’ aslında! Ezel ve ebedin birleştiğini o sırlı seslerde özümsüyoruz. Belki duygu ve hislerini geliştirenler daha fazla duyar sonsuzluğun bestesini… Yaprakların hazin savrulmaları, yağmurun damlalarıyla buluşup öylesine mahzun ve mahcup toprağa sürünürken bir hüznün ağır gelen ironisiyle hüzne kapılıyor insan! ’’Vivaldi’nin Four Seasons’’ adlı dört mevsim Sonbahar konçertosu dolaşıyor his dünyamda kah yavaş kah yükselen iniş çıkışlarla keman sesiyle mevsimler görüyorum. Bazen yumuşak sesler su gibi huzurlu, bazen deli bir nehir çağlıyor işte o zaman keman ağlıyor, ruhum ağlıyor. Gülümsüyor bazen notalar, mevsimlerin içinden geçerken kim bilir hangi durakta bilinmez çiçek açmıştır belki gördüğü her yer… Kemanın telleri titrer özgürlüğe kanat çırptığını zanneder. Fıtri yaradılış hep sonbahara meyilli ya insan ruhu; hep ebedi bir dirilişe müştak ya... Devamı

16 10 2016

GÜL GÜZELLEMESİ__________

GÜL GÜZELLEMESİ__________ |  görsel 1

GÜL GÜZELLEMESİ İnsan bir gül misali katmer katmer açılıyor Gonca gül kadar duru ve sade Kokulardan henüz azade Dünya denen bu alemde Güzellikle çirkinliğin yadından Dikenlerin arasından gülümsüyorlar…   Her katmerine bir bürhan mı ararsın Yazsan yazsan bitiremezsin Anlatmaya güç yetiremezsin Baharlar yetmez, sonbahara şerh düşersin Dikenlerin arasından hayatı süzüyorlar…   Gülleri görmek isteyen basiretli Sadece dikenleri görmek isteyen bedbaht! Güzellikler renkler ve kokular davetkârlar Sonsuz gül bahçelerinin timsaliler. Güller; dikenlerin arasından göz süzüyorlar…   İlan ediyorlar işte! Yüce sanatkârın eseriyiz… Dünyanın son deminde kokumuzu çaldılar Bizi, tabiilik yerine suniliğe gark ettiler! Güzel gören gözlere en güzel aynayız Rengimiz, şeklimizle bülbülün mekanıyız..! BERRİN GÖK 16//10/2016 Devamı

09 10 2016

HASBİHAL_____

HASBİHAL_____ |  görsel 1

HASBİHAL Ah Donna! Dünyada ne çok acı varsa, bir o kadar da mutluluk var. Her şeyin zıddıyla bulunduğu kocaman bir misafirhanedeyiz. Yaradan herkese nasibi kadar yer vermiş ama kimse yerine kanaat etmiyor. Sınırları çizilmiş ama herkesin gözü başkasına tahsis edilen yerde.. İşte bundan çıkıyor boğuşmalar, savaşlar, tatminsiz mutsuz veya zalim ruhlu insanlar. Acı çeken insanlar oldukça dünya zıvanadan çıkıyor freni patlamış arabayı izler gibi şaşkın ve bedbiniz. Adeta kanıksadık olan biteni, öylesine boş gözlerle bakıyoruz ruhumuz acıyor, dualar ediyoruz Dua ederken inancımıza dayanarak Allah cc. Rahmetini ittiham edip sorgulamadan dertleniyor Hikmet-i İlahiye teslim oluyoruz… Öyle işte! Sevgili Donna… Bir yanda dünya lezzetleri bir yanda ebedi sonsuz bir saadet var. Yolculuk son sürat devam ediyor, bazen başımız dönüyor dünyanın hızına yetişemiyoruz da ondan sanırım… Korkularımızla yüzleşirken, sevinçlerimizle de huzur duraklarında nefesleniyoruz. Biz imanımızla besleniriz, yoksa korkularımızla boğuluruz. İnanma ihtiyacı insan denen canlının benliğinde fıtri olarak var. Arayışı yolculuğu boyunca son nefese kadar sürecek ve hep dürtecek. Kaçacak bir yer yok ki!  Kendi sınırlarına razı olmayıp; Kadere isyan ettiği müddet hep tökezleyecek. Bu alemde tam mutluluk ne mümkün! İnsan bu dünyada doymazzz! Hele bu tehlikelerle ve zorluklarla dopdolu hayat yolculuğunda..! Aslında hepimiz görünmez zincirlerle bir yerlere bağlıyız. Kıpırdadıkça kanıyoruz, daha fazla canımız yanıyor… Hikmet-i İlahi istemedikçe, hayır veya şer dualara cevap vermek Onun tasarrufunda..! Bir küçücük cüz-i irademiz var. Onu da Yaradana teslim eylemeli; Yoks... Devamı

06 10 2016

GÖNÜL____________

GÖNÜL____________ |  görsel 1

GÖNÜL Kılıçların gölgesinde yönsüz Ne dönersin be gönül Eteklerin savrulur, dilin sözsüz Toprağa ne çizersin be gönül   Gönül saçılmış sere serpe Dağa dayanmış göz bebeği Yağmura tutunmuş kaç kere Ufka yüzmüş, yutmuş semeği   Ruh denizi dalgalı duygular forsa Ay sönmüş bak, görünmüyor liman Uyan kaptan uyan bak gemi zorda Çöz şu prangaları geçiyor zaman   İnsan dağa çarptı sesi yankıda Dağıldı harfler, bilinmez kuytuda Sızlıyor heceler sararan yaprakta Kılıçların altında bir sonbaharda..! BERRİN GÖK 06/10/2016           Devamı

02 10 2016

HİCRET__________

HİCRET__________ |  görsel 1
HİCRET__________ |  görsel 2

HİCRİ YILBAŞI Bir çöl vurgunuydu zaman. Karanlık ruhlu oyuncular vahaları talan ediyordu. Eziyordular çöl çiçeklerini birer birer ruhları nasır tutmuş, ayakları heyula, kan içici vampirler. Kuytularda yanıyordu nurdan kandiller, ayrılıyordu birbirinden elmas ve kömür ruhlar… Sabır acı bir iksir, ruhu yakan bir sızı, kalbi dağlayan bir ateşti.. Hakikat kandili yanmıştı… Eller, yürekler, nefesler bir! Üfledikçe çoğalan sonsuz bir nur! Çölün aydınlığı yayılıyor kainata, Nurundan yaratılmış alemler; efendisi hükümferma Anlamıyor basireti kör putperestler, oysa ‘’O’’ benzersiz bir ayna! Tuzaklar, fitneler, planlar kuruyorlar. Oysa Rabbim Habibini koruyor Onlar bunu bilmiyor Hicret izni çıkmış;  Medine’ye, çoktan çıkmışlar kutlu yola… Mucizeler zinciri silsile silsile. Korundular sıddık-ı ekber Ebu Bekir ile. Sevr mağarası: Mazi ve müstakbelin resm-i küşadı, sırlı bir mucize… Müşrikler hüsran ile dönüyor geri. İlk durak Kuba köyü on gün sürüyor misafirlikleri… Yesrib’de hasretle bekliyor ensar, Taleal Bedru Aleyna / Min Seniyyetil Veda,,, diyerek uğurlanıyorlar. Kutlu misafir bir güneş gibi doğuyor Medine semasına Hakikat nuru oradan yansıyor tüm insanlığa..! Hicret; göç değil, kutlu bir başlangıç. İslam’ın nuru sonsuza dek yanacak İlahi bir kandil… BERRİN GÖK 02/10/2016 ---  ---  ---  ---  ---  ---  ---  ---  ---  ---  ---  ---  ---  ---  --- Hicri yılbaşımız mübarek olsun. İslamiyet ışığı üflemekle sönmez! Yaradan vaad etmiş sonsuza dek korunacak. İyinin ve k&ou... Devamı

11 09 2016

KURBAN BAYRAMI_________

KURBAN BAYRAMI_________ |  görsel 1

KURBAN BAYRAMI Kurban; Yaradana halis teslimiyetin cisimlenmiş hali… Nefis ve malını (mal derken; görünen ve görünmeyen tüm beden varlığını) hiç düşünmeden Cenab-ı Hakkın emrine itaat ederek feda etmenin dünyevi en güzel armağanıdır, Kurban… Anlayana sonsuz aşktır… İnsana İlahi aşkı anlatan gerçek bir derstir, örnektir… Kurbanın hakikatine giden yol; Allah (cc.) bizi uzaklaştıran nefsin her türlü desisesinden uzaklaşmaya çalışmak. Öncelikle nefsimizi kurban etmek Ah keşke bunu başarabilsek! Birinden vaz geçsek diğerine yakalanıyoruz. Acılara, kederlere dayanamıyor hemen şikayete başlıyoruz. Hikmet-i İlahinin tasarrufunu düşünmüyoruz. Oysa bizler sadece onun kullarıyız ve itaat etmekle mükellefiz… Allah’a ne kadar yakın olursak o kadar huzur buluruz. Bu İnanç ve teslimiyet insanlara, dünyanın her türlü zorluklarına karşı emniyet ve rahatlık hissini devreye sokuyor. Cennetten bahşedilen ruha sürur veren tatlı bir esinti… 15 Temmuz darbe girişiminde şehit olan bir albayın eşi anlatıyordu; Hanımefendi tesettürlü değildi ama Rabbine öylesine bir teslimiyet İle sığınmıştı ki, onu dinlerken gözbebeklerinde ruhundan taşan ulvi hisleri okuyabilirdiniz. ‘’ Sadece ve sadece onun şehit olduğunu bilmek beni rahatlatıyor diyordu sesi titreyerek’’… Dünyanın fani olmasına bedel, ebedi kazançları çoğalan; ruhunu Rahmana feda edenler hem şehadet makamına erenler, hem de Allah için nefis ve malını feda edenlerdir… Fitne asrı olan zor zamanlara düştü yolculuğumuz. Sonsuz teslimiyet sırrıyla ‘’ Lailahe İllallah’ ’en muhkem sağlam kale. Ona sığınırsak dünya musibetleri ... Devamı

07 09 2016

KADIN______________

KADIN______________ |  görsel 1

KADIN__________ Kadın tekil cümledir, çoğuldan pek hazzetmez! Ama yaşadıkça, bazı şeyleri deneyimledikçe çoğalır… Kadın; nettir, dolambaçlı yollar onu yorar çıkmaz sokaklar korkutsa da, umut kandili ruhunda bir yerlerde yanmaya devam eder… Yokuşlara dayanır, nefes almakta zorlansa da. Yükü ağırdır genellikle. Vaz geçmez asla! ‘’Rahim’’ sıfatı bir damla da olsa gönlünde tecelli etmiştir. O bir damla deryaya bedeldir. Eğer iman gücü de varsa tüm yüklerini yaradana emanet edip beden gemisinde dağlarvari dalgalarla sarsıla sarsıla yol almaya çabalar…   İnsandır, akıl, fikir, ruh, kalp sahibidir. Ah! Bide dünyayı saran hisler, duygular ağlarını atmıştır benliğine, zor yolculuktur vesselam!   Bazen sakin, bazen hırçın bir denizdir… Deniz gibi, derinlerinde neler saklar da, dalmayan bilemez! Yaşam boyunca harf harf, cümle cümle çoğalır; Kadın...! Sığ sularda tanınmaz, anlaşılmaz… Oysa hep sığ sularda anlaşılmaya çalışılır. Bilinmez ki!  Görünen; dolunayın şavkı, yakamoz ve aldatan geçici pırıltılardır.. Ya uçsuz bucaksız derinlikler? Hangi hazineleri saklar? Kadın: Bilinmek ister, anlaşılmak ister, içindeki güzellikleri göstermek ister.  Kendini ve yaratıcısını tanıyan, bilen kadın; farklı yaradılışını kabul etmeli ki, içinde ki güzelliği dışa vurabilecek kabiliyetleri inkişaf etsin… _Hayat yükü ağırdır, belaları çoktur, muhafaza etmek zordur! _Dalgalara, fırtınalara yenilebilir, hazinelerimizi kaybedebiliriz! _Kadın: Sakin bir liman arar, huzur ister, emniyet ve güven ister! _Fıtri olarak böyledir. Tersini iddia etmek savrula savrula yaralı bereli, hayat den... Devamı

23 08 2016

KENDİMDEN KENDİME_______________

KENDİMDEN KENDİME_______________ |  görsel 1

KENDİMDEN KENDİME Boşla dolu arasındaki farkın bilincinde olup hataya düşmek, sonra dolu olan hayatı yok saymak gibi bir yanılgı içine yuvarlanmak; elindeki hazinenin kıymetinden bihaber olmak gibi bir şey işte!   Neden insan genelde bu hataya düşer ki? Hayatını; farkında bile olmadığı sayısız güzellikler doldurmuşken, bomboş görür ki? İnsan anlaşılması zor bir canlı türü… Oysa elindeki hazine keşfet keşfet bitmez. Değerini, tanımak istedikçe kazanır. Yoksa daima bedel öder, o da öde öde bitmez!   Hazine önümüzde oynuyoruz gayri ihtiyari /sanki değersiz adi taşlar misali / Kardelenler açar don tutmuş ruhunda./ Kabzımalıdır renkleri, ışıldar gökyüzüne./ Gözünün içine içine bakar, taa derinlere./ Satmak ister malını toptancı kimliğiyle./   Her insanın kendine mahsus hazinesi var. Kiminde aynı kiminde biraz eksik. Elbette kastettiğim maddi hazine değil! Ama işte! Bazen gafletle o çok değerli hazinenin parçalarını bazen cam sanıyor kıymetini bilmiyoruz. Eş, evlat, akraba, dost, yar olur. Hayat, gençlik, mal olur vs. Muhabbet edeceğimiz ne çok değerlimiz var! Muhabbet maddi yönünden ziyade manevi yönüyle olunca değer kazanıyor. Maddi boyutu tapmaya kadar gidiyor. Çünkü sınırı yok! Cam parçası gibi kırılmaya namzet bir hazine… En büyük yanılgımız bu işte! Bize verilen emanetin değerini bilmek için büyüteç ve kullanma kılavuzu var elimizde. Ama okumuyoruz! İnsan okusa da, çabuk unutan bir canlı türü çünkü bedeni belli zaman zarfında fiziki olarak sürekli değişime tabi. O nedenle hazinenin değerini anlaması için okuması şart! Hazinemiz bize verilen... Devamı

15 08 2016

SIRÇA KÖŞK________

SIRÇA KÖŞK________ |  görsel 1
SIRÇA KÖŞK________ |  görsel 2

SIRÇA KÖŞK Kurgusu olmayan bir zamanın saf aleminde koşarken ıssızlığa, yorgun rüzgarlarla gıcırdıyorken benliği, yıllanmış kör odaların sıvaları dökülmüş duvarlarında kimsenin göremediği fırça darbeleriyle spontane bir resim işleniyordu. Bazen bir musiki sesi nefes olurken duvarlarda şekilleniyordu sessiz çığlıklar! Camları sallanıyordu gıcırdayarak. Tarihin izleri kazınmış boyaları çatlıyordu rüzgara kafa tutarak. Her yönden esiyor mübarek! Kılı kırk yaran zamanın kırk yamalı bohçasını bir oradan bir buradan çekiştirmek ne zormuş! Rengi tutmaz. Denizi taşar, kıyısı yok. Bacasını çizsen, dumanı kayıp. Kapısı var çıkışı yok! Mutfağı var suyu yok. Sırça köşk çölde bir serap! Çünkü ruhu yok..! Harflerle, desenler, renklerle, fikirler; cihat meydanında… At koşturan çılgın bir hegemonya, ütopik bir devrim resmi! Elle tutulur, gözle görülür, akılla anlaşılır bir tarifi yok işte… Soyut kavramların somut gerçeklerle örtüşmeyen çatlak duvarlarında kayıp bir zamanın uçuk kaçık, kurgusu zamana yayılmış dahilde ki darbesi… Bir dua aldım, bir taktik buldum, kurguya başladım… Önce köşkün ebruli camlarını sildim, ışıdılar. Besmelenin ‘B’si… İllegal rüzgarları, seddettim ‘İ’si… Sevdim sonra muhabbetle ‘S’si… Merak ile şevkle ‘M’si… İman ve azimle ‘İ’si… Layemut olmadığımın bilinciyle ‘L’si… Lebbeyk emrine koşmakla ‘L’si… Allah’a cc inançla ‘A’sı… Hamd-ü sena ederek şükürle ‘H’si… İçini dışına, ters... Devamı