SONSUZ BESTE

2016-05-11 06:35:00
SONSUZ BESTE |  görsel 1

İmgeleri  doladım  gecelere, bir  bestenin  izleri  süzüldü  gönlüme… İncecik  bir  yağmurun  tınılarında  lahuti  bir  derinliğin  gizemine kapıldım… Dinledikçe  soyutlanıyordum  zaman  denen  mevhumdan.. Hızlanan  ve  hızlandıkça  başımı  döndüren  bu  seslerin  farklı  ahengi karşısında  biraz  şaşkın, biraz da  büyülenmiş  bir  zamanın  iniş  ve çıkışları  dokunuyordu  yaşam  telime… Ruhum  açılıyordu  yaprak yaprak.. Özüm  dökülüyordu  tüm  sırlarıyla,  tenimi  yakıyordu  nağmeler… İncecik  bir  yağmurun  fısıltısında,  küçücük  bir  çekirdeğin  varoluşuydu   hissettiğim… Soyutlandıkça  silkelendim,  filiz  verdim Sesler  boran  gibi  vurmaya  başladığında  somut  bir  varoluşun bestesiydi  duyulan… Deli  bir  rüzgarın  çığlıklarında  akıp  sürüklendim  zaman  ırmağında… Kendimi  okuyordum  ahengin yansımasında… Hiç  okunmamış  yapraklar  açılıyordu  zamanın ötesinden,  halden  hale  geçiyor, vadilerin  arasından  süzülüyor uçurumlara  dökülüyor,  duyduğum  sesten  ürküyordum!.. Kah  huzur,  kah  endişe,  kah korkuydu  hissettiğim… Korku  ve  ümit  arasında   gönüllü  bir  seferberlik  yaşıyordum&hel... Devamı

PRİMADONNA -1-

2016-05-06 03:34:00
PRİMADONNA  -1- |  görsel 1

PRİMADONNA’YA Merhaba Bugün günlerden Cuma ve ben Bismillah dedim. Bugünden başlayarak, bireysel fakat farklı kimliklerin kendi hayatlarının baş rolünü üslendikleri sesli ya da sessiz rollerini hasbihal edeceğiz. Her insan kendi hayat sahnesinde ya kendisinin seçtiği, ya da yönetmenin seçtiği oyunu oynuyor. Primadonna olmak her oyuncunun kendi yeteneği ve başarısıyla İlintili. BÖLÜM —1---    BARBARA Sade sıradan bir genç kız. Beyninde müziğin farklı tınılarını duyumsadığı çocukluğundan beri, kendi iç dünyasında kurguladığı bir sahne var. Bahçelerde ve kırlarda dolaşmayı, kuş seslerindeki farklı tınılarda kendinden geçmeyi hiçbir şeye değişmez. Rüzgara karşı koşarken hayatı kucakladığını düşünür. Denize bakarken sonsuzluğu hatırlar. Nehirlere bakarken hayatın su gibi hızla akışını izler. Barbara farkında bile olmadan yaşamı gözler, sesleri dinler ve ruhuna akseden besteyi izler. Müzik ruhunun gıdasıymış gibi, hayatın notaları benliğinde şekillenir, tasvirleri kendi hayatının operasında canlanmaya başlar. Hedefine doğru emin adımlarla yol alıyordu, konservatuardaki en başarılı öğrencilerden birisiydi. Müzik aletlerini kullanırken ruhu ellerine sirayet ederken gönlü farklı alemlerde dolaşıyordu. Notalardan çıkan seslerde bestede ve güftede değişik yaşamlara uğruyor onları bir nebze hissediyordu ve bu his onu mutlu ediyordu. Bir gün müzik odasında kendi kendine çalışırken Alexsandre Dumas’ın ‘Kamelyalı Kadın’ adlı eserini besteleyen Guiseppe Verdi ‘La Traviata’ operasını bestelemiş olduğu notaların içinde olduğu dosya gözüne ilişti. Profesör Alfredonun 19 yy içeren bu araştırması masanı... Devamı

___________ORTAYA KARIŞIK

2016-05-03 01:35:00
___________ORTAYA KARIŞIK |  görsel 1
___________ORTAYA KARIŞIK |  görsel 2

ORTAYA KARIŞIK Bahar geldi geçiyor dedim, kelimelerle problemliyim bu ara. Geç kalmış bir yazı ama hayat ve dünyanın gidişatı renkleri görmeye engel oluyor. İşte bahar da bu sene dünyaya isyan eder gibi kaça kaça geçip gidiyor tüm güzellikleriyle. Adeta mazlumlara, zulme, savaşlara kahreder gibi utanıp çabuk çabuk geçiyor yaşamdan. Eskilerden paylaştığım, bizzat boğazı süsleyen renklerine hayran olduğum erguvanları bu sene Marmara sahilinde ve bazı güzergahlarda görme fırsatını yakaladım şükür. Renklerini hasretle beklediğim gül, hanımeli, söğüt, ıhlamur vs. Hayır güller kokmuyor çocukluğumun o mis kokulu gülleri gibi.  Buz tutmuş masalların kahramanları gibi o güzelim bahçeler maziye saklanmış. Sokağımızın baharı hatırlatan ağaçları var ıhlamurlar ve bir de bahçe duvarlarına sarılan beyaz sarı bazen pembe renkli hanımeliler… Rüzgar esince nasıl güzel kokuyorlar ruha inşirah serpen. Ihlamurlar henüz açmadı, akasyalar da nasıl?  Ne vakit? Açıp gitti son demlerini görebildim. Oysa onların kokularını da çok severim. Yine çocukluğuma atıf yapmadan geçemeyeceğim. Evimizin bulunduğu caddenin iki tarafı da akasya ağaçlarıyla kaplıydı ve biz çiçeklerini yerdik. Ne unutulmaz anılarım var çocukluğuma dair… Kırmızı eriğin ve kocaman dut ağacının dili olsa da anlatsa ve Diğerlerinin hepsinin yerinde yeller esiyor ve yerlerine yapılan betonarme yapılar. İnsanlık  betondan farksız şimdilerde. Duyguları, hisleri, merhameti çoktan maziye gömmüş. Artık sadece izliyoruz, acıları kanıksadık. Ülfet peyda eden beni üzen konulardan bahsetmeyeceğim. Haber kaynaklarından ne kadar ka&cced... Devamı

BAHAR; GELDİ, GİDİYOR

2016-05-02 23:43:00
BAHAR; GELDİ, GİDİYOR |  görsel 1

ERGUVANLAR AÇARKEN Baharın coşkusu  her  yerde  güzel  ama  İstanbul'da  ayrı  güzel..  Şehrime  has erguvanlar  lila  renginin  muhteşem  tonlarıyla  bezenmiş,  dalları  görünmüyor  çiçekten.. Canım  boğazın  iki  yakası  yeşilin  ve  lila rengin  hakimiyetinde.. Denizin  mavisine baş  kaldırıyor  tüm  mağrurluğuyla...Seyrine  doyum  olmuyor,  efsunlu bakışları kendine  celbediyor  nazlı  salınışlarıyla... Mahbupları  aşkının  büyüsüne  kapılmış, İstanbul'u  ve  onunla  özdeşleşen  erguvanlarını  konuşuyorlar  şimdilerde.... Laleleri  var  bir  devre  adını  veren... Bezenmiş , gökkuşağının  renkleriyle.. Toprağın  kesif  rengi  örtülmüş  renk  renk  lalelerle... Gözlerin  bayram  ettiği bir  bahar  var  İstanbul'da...Kesinlikle  tefekkür  ve  şükrü  gerektiren  bir  mevsimdeyiz.. Rabbimizin  sanatını  açıkça  nakış  nakış  renkleriyle,  desenleriyle  gören  gözlere teşhir  ettiği  ve  kendisini tanıttığı  bir  resmi  geçidi  andıran  bahar  mevsimi  düşünme zenginliğini  hatırlatmalı  bize...Yeryüzü  tüm  ihtişamıyla  dirilişte... Ruhumuz  cenneti  anımsatan  bu  ihtişam  karşısında  kanatlanmış  bir  kuş  gibi, nasıl  zevk  alıyor  seyrinden,  içimiz  açılıyor  tüm  daralmışlığından...Duygularımı... Devamı

YOLCULUK___________________

2016-04-24 02:14:00
YOLCULUK___________________ |  görsel 1
YOLCULUK___________________ |  görsel 2
YOLCULUK___________________ |  görsel 3

YOLCULUK Hayat yolculuğumuzda farklı dünyalara uğruyor bazen güzellikleri temaşa ederken bazen de tökezliyoruz. Çok uzun gibi görünen yollarda manevi kazancımızın bereketli olduğu zamanlardan nasiplenme kapıları açılıyor bizlere. Farkındalığımız ölçüsünde kazanıyor değeri kıymetli yüklerimizi bizlere armağan edene emanet ederek korumaya alıyoruz. Dünya seyahatinin zorlukları, tehlikeleri değerli yüklerimizi korumaya engel teşkil ediyor maalesef.. Zaman ırmağının hızla aktığı günümüzde sellere kapılma riski çok fazla. Korunmasız seyahat maalesef çok zor! Maddi seyahatimizi güvene almak için manevi donanıma sahip olacağımız mübarek mevsim durağına geldik çok şükür. Kazanç içinde kazanç olan bu kudsi durakta ‘’Miraç’’ gibi kulluğun en kıymetli hediyeleriyle dopdolu harika bir gece var önümüzde… Yolculuğumuzun her yıl tazelenen, biz aciz insanlara bağışlanmış bir ömrün arınacağı, yüklerinin hafifleyeceği en güzel mevsimdeyiz. İşte bahar tüm güzelliği ve ihtişamıyla koşa koşa gidiyor, durdurabilen var mı?  Kazancımızı birden bine çıkarabilmek kabiliyeti insana verilmişken bunu heba etmek akıl kar-ı değil. İnayet-i İlahiyenin tecellisi hakkımızda öyle çok ki!  Miraç; Yükselmek demek, maddeden sıyrılıp mana yolculuğuyla manevi olarak mesafeleri hızla kat etmek demek… Ebedi saadet kapılarını açacak anahtar biz kullara hediye olarak Gelmiştir, bu ‘’Mü’minin ‘’Miracı’’ olan Namazdır… Namaz ile insan Bir nevi Miraca yani; Resulü Ekrem (a.s.m.) Makam-ı Mahmuda, yani en yüksek makama çıktığı ve dönüşte kap... Devamı

____________NİYET

2016-04-05 00:47:00
____________NİYET |  görsel 1

Bir martı çığlığında, deryadan nasiplenmekti niyetimiz. Oysa her insanın nasibi kader kabının alabildiği kadardı, boşuna çabaydı bunca hırsımız.. BERRİN GÖK  29/03/2016 Devamı

ALEVLER_______________

2016-04-03 03:07:00
ALEVLER_______________ |  görsel 1

ALEVLER İnsanlığın duyguları, hisleri alev almış yanıyor kah azalarak kah artarak. Kalpler odun misali süfli ve kararmış emellerinin hakimiyetinde bir ocak başı sessizliğinde karanlık emelleri bekliyor, gamsız ve kedersiz.. Yanmaya ve yakmaya meyilli vazifeli birini tutuşturan bir karıştırıcıya teslim adeta.. Karanlık ruhlar mazi derelerinden uzun yollar kat ederek geliyorlar her bir yönden; alevler saçan ateşler yakıyorlar. Isıtan mı? Yakan mı? Belli değil ki!  Masum bir şömine başı romantizmi hiç değil, ocaklara ağıtlar düşmüş korkutuyor ağıtlar. Kalpleri cehennemi alevler sarmış; Gökyüzü konuşuyor uğuldayarak, hiç duydunuz mu? Yeryüzünde ki acılar yumak gibi sarılıyor kartopu misali büyüyerek! Masum değil şarkılar, Masum değil ruhlar, Masum değil kelimeler… İnsanlığın sorgulanacağı bir mahkeme lazım şimdi! Akıl almaz zamanların çetelesini tutuyoruz gün be gün. Herkesin birbirine şüphe ve korkuyla baktığı acaba? Deyip, ahirzaman İle ilgili Hadis-i Şeriflerin tezahürlerini her gün daha fazla gördüğümüz günümüzde kendi içimize saklandığımız korkularımızla başbaşa Yüce Yaradanın Rahmetine Ve Merhametine sığınarak huzur buluyoruz bir nebze. Madde alemi tutuşmuş yanıyor, göğe yükselmiş alev kusuyor, değerlerini yitirmiş insanların, sapkınlıkların, zulümlerin artarak çoğaldığı günümüzde belki bizler için daha fazla ‘’dua’’etmek ve İmanımızı muhafaza edip, istikamet dairesinden çıkmamaya azami dikkat etmemiz gerek diye düşünüyorum. Korku ve Ümit arasında Bu korkunç yangından kurtulabilmek, yara almadan vaat edilen güzel günlere kavuşabilmek ancak ‘’İMAN’’ımızı dua... Devamı

________ALDANMIŞ BAHAR

2016-03-20 01:54:00
________ALDANMIŞ BAHAR |  görsel 1

ALDANMIŞ BAHAR Hava ağır, gökyüzüne tüten kanlı buhur Ruhu küsuf tutmuş aynaların istilası Kokusu ağır, şehir tutkun, baygın bir zuhur! Aldanmış bahar! Yazgısıyla mahzun çiçekler.   Dolanıyor ruhuma şimdi boğan bir düğüm Hislerimi yoğuruyorum, bulanık sözüm Şekli belirsiz, tadı yok, yumruk gibi özüm! Aldanmış bahar! Yazgısıyla mahzun çiçekler.   İçimden geçer kara tren, dumanı beyaz Meşum bir cehenneme yüklediğim öfkem Nutku tutuk niyazım, duayla körüklerim Aldanmış bahar! Yazgısıyla mahzun çiçekler.   Deniz suskun, ağaçlar mahzun, ufuklar puslu Rengi yitik, boyası akmış koca bir şehrin! Mavisini bozdular! Deniz ruhunu kustu! Aldanmış bahar! Yazgısıyla mahzun çiçekler.   Dirilişin nüvesi muştusuydu baharlar İmtisal hani? İlahi akde uymadılar Küfran-ı nimet edip de, hayra yormadılar Sümbüllenmişti hep asırlardır, çiğnediler! Aldanmış bahar! Yazgısıyla mahzun çiçekler...! BERRİN GÖK 20/03/2016           Devamı

YILLAR_______________

2016-03-01 01:49:00
YILLAR_______________ |  görsel 1

YILLAR Yıllar günleri doğurdu Önce güzeldi sonra soldular Birer birer yavaşça batıp gittiler. Yüklemleri taşıdılar ağır aksak Geçip giden yılların virgüllerinden Noktalı virgüller biriktirdik.   Hayat yapraklarını dolduran soru işaretleriyle Lime lime yollara döküldük Dönüşü olmayan pişmanlıklara ünlemler koyduk Geçip giden zamanların güncesini tuttuk şeffaf kalemle Aşina dizeleriydi çıkmaz sokaklar. Gün batımı yorgun ve soluk Takvimlerden dilekler, yapraklardan bahar tuttuk…   Vurgun yedik mavi denizlerde Çırpındıkça kırık kanatlarla Uçamadık! Ağırdı benliğimiz taşıyamadık Yenildik sulara, yenildik tuzaklara Dolu dizgin koşarken noktalara yakalandık. Sonun başlangıcıydı, hazan. En güzel renkleriyle..!   Bağışlanmış bir ömrün yansımasıydı hayat Ayrılmadığımız sandukçanın dirilmesiydi belki Bir nefes, bir diriliş öyküsüydü sanki Hisler ağından devşirilen, beyaz baharlardı hayat Gözlere akseden, gönle hükmeden bir sırdı sanki Seyyah duyguların sonsuzluğa uzanan yansımasıydı hayat!.. BERRİN GÖK 01/03/2016   Devamı

ÇOK ŞEY!

2016-02-29 05:13:00
ÇOK ŞEY! |  görsel 1

ÇOK ŞEY______ Bazen çok şey, Bazen hiç şey! Doğarsın gün ile hayata. Anlamazsın zaman çarkı öylesine hızla döner ki; Bir gün değil de tüm hayatın bir güne sığar… Öğütülmüş bir ömrün pencereleri açılır, Koşarsın ondan ona. Tıkanırsın, Eleğin süzgecinden geçemeyen, gündem dışı artıklarla. Bilirsin boşa sallanan emeği! Ama bildiğin bir gerçek daha vardır. Zaman içinde zaman olan Bakiye müteveccih, ebedi kazancın olan Elemeyi başarabildiğin öz/dür, Sana kalan! BERRİN GÖK 29/02/2016   Devamı

ÖZ BENLİĞE________________

2016-02-28 07:00:00
ÖZ BENLİĞE________________ |  görsel 1

ÖZ BENLİĞE Epey oldu günce yazmayalı, nedense kendimden kendime bir konuşma bir seslenme duygusu ağır bastı. İnsan her ne kadar hayatı, faniliğini, tüm yorgunlukları ile taşıyabileceğini zannetse bile nefis denen duyguyu bazen biraz fazla şımartıyor sanki. Gaflete düçar olduğumuzda esir alabiliyor bizi. Oysa masiva mutlu etmiyor bizi. Dünya hayatı dalgalı bir deniz; İnsanı yoran, korkutan bir savaş meydanı. Hayat işte! Bence ruhum manevi lezzetlere müştak ancak Kur’an sofrasından doyuyor. Hakikatlerden nasipdar oluyor. Nur yağmurları Nisan yağmurları kadar bereketli… Biliyorum o anlar manevi bir Cennetin çekirdekleri neşvünema buluyor, sümbüllenip boy veriyor. O yağmurlar olmasa kıraç topraklar gibi olur Cennet bahçesinde gibi hissetmezdim! Ruhum gaflet gözlüğünü hiç takmasa keşke! Ama ne yaparsın İmtihan işte!  Bazen Nur gözlüğünü bir taktım mı, hiç çıkarasım gelmiyor. Tavsiye ederim okuyucularıma da. Hayat denen gerçeğe o mercekten bakabilmek çok farklı. Hani şu dört boyutlu gözlüklerle izlenen filmler gibi, hayat denen sinemada, dünya gerçeğinden filmler izliyoruz. An be an geçip giden taaa benliğimizde derinden hissedip yaşadığımız çok şeyleri hem de tekrar tekrar.. Biliyorum yeryüzünde ne kadar çok insan varsa o kadar çok filmler var. Her birisi farklı farklı, öyle çok ki! İnsanız işte, ister istemez hepsiyle de alakadarız. Maddi manevi savaşların hem bireysel hem genel etkilerini yaşıyor hissediyoruz. Hımm hele ben! O an üzülsem de manen ruhumu doyurmaya çalıştığımdan etkisi uzun sürmüyor Allah’tan! Çünki; Perde arkasında Hikmet-i İlahi gerçeğini gö... Devamı

YAZGI__________

2016-02-23 04:14:00
YAZGI__________ |  görsel 1

YAZGI Kırk gün kır gecenin ayazında titrer zaman Ormanları sıkar ruhun imbiğinde bazen Usaresi süzülür köklerin haraç mezat Kırk pula cümlesi, hebadır sözün yazgısı   Mavi ırmaklar sızar sağılan buluttan Katreler aldanırlar ya, güneşe nispetten Yorgun dalları eğilir zaman ormanından Sürüklenir hayat, kelimelerdir kaygısı   Bir varoluştur, ezelden gelir hikayesi Menbağı billurdandır yansıtır ayinesi Sinesine sarmıştır. Nurdandır gölgesi Nefsin dikeni yeistir, acıtır sızısı   Kutsal kaseyi ruh ırmağından doldur Vicdanını gönül terazinde tart da, yazdır Güzeran-ı hayatı Şeb-i yelda da dondur Baki-ye mütevvecih olsun. Olmazsa solsun Eneyi at! Gülsün gamlı gecenin  kevseri… BERRİN GÖK 23/02/2016         Devamı

BİR GÜN!

2016-02-20 04:31:00
BİR GÜN! |  görsel 1

BİR GÜN! Hayata geliş amacından uzaklaştıkça insan; varoluşunun hakiki anlamını yitiriyor. Oysa her insan bir ‘Alem’ di.’’ Kainatın küçültülmüş bir misaliydi. Yeryüzünün halifesi vasfıyla onurlandırılmış, hiçbir canlıda olmayan müstesna özelliklerle yaratılmıştı. Asıl vazifesi: Yüce Yaratıcının sanat eserlerini ve ona bahşettiği nimetleri, ikramları Allah cc sıfatlarıyla bilmek, tanımak, anlamak ve hamd etmek için kulluk vazifesini külli bir ibadet olan ‘Namaz’ ile günde beş defa Huzur-u İlahiye yapılan davete icabet ederek Yaradana karşı tüm aczi ve çaresizliği ile konuşmak, ihtiyaç ve dileklerini arz etmek.  Dünyanın karanlık yüzünden Nurlu aydınlığında nefes alıp huzur bulmaktı. Yirmi dört saat, yirmi dört altın değerinde olan bir günlük ömür sermayemiz, geçip giden. Bir saat bile tutmayan vakit namazları arasında yaptığımız dünya işlerine bile ibadet sevabı kazandıran, sermayeyi arttıran kazanç içinde kazanç! Dünyada verdiği huzur, ahirete yaptığımız yatırım hep insan için. Rabbimizin bizim ibadetimize ihtiyacı yok ki, aksine muhtaç olan, ihtiyacı olan bizleriz. Her namaz vakti bir inkılap vaktidir diyor ‘’Bediüzzaman hz’’… Sabah namazı; yaradılış başlangıcına, öğle; gençliğin en güzel vaktine, ikindi; orta yaşın hazan vaktine, akşam; gecenin gizemine doğru gün batımı vaktine, yatsı; ömrün bitişi, geçmiş zamanların, asırların bitişi gibi, kıyamet vaktine de işaret eder. Kısaca her bir vaktimiz çok kıymetli ve üzerinde düşünülmesi teşekkür edilesi zamanlardır. Her gün, her bahar yenilen bu vakt-i ömür... Devamı