BERRİN Gök
182 Takipçi | 50 Takip
20 02 2016

BİR GÜN!

BİR GÜN! |  görsel 1

BİR GÜN! Hayata geliş amacından uzaklaştıkça insan; varoluşunun hakiki anlamını yitiriyor. Oysa her insan bir ‘Alem’ di.’’ Kainatın küçültülmüş bir misaliydi. Yeryüzünün halifesi vasfıyla onurlandırılmış, hiçbir canlıda olmayan müstesna özelliklerle yaratılmıştı. Asıl vazifesi: Yüce Yaratıcının sanat eserlerini ve ona bahşettiği nimetleri, ikramları Allah cc sıfatlarıyla bilmek, tanımak, anlamak ve hamd etmek için kulluk vazifesini külli bir ibadet olan ‘Namaz’ ile günde beş defa Huzur-u İlahiye yapılan davete icabet ederek Yaradana karşı tüm aczi ve çaresizliği ile konuşmak, ihtiyaç ve dileklerini arz etmek.  Dünyanın karanlık yüzünden Nurlu aydınlığında nefes alıp huzur bulmaktı. Yirmi dört saat, yirmi dört altın değerinde olan bir günlük ömür sermayemiz, geçip giden. Bir saat bile tutmayan vakit namazları arasında yaptığımız dünya işlerine bile ibadet sevabı kazandıran, sermayeyi arttıran kazanç içinde kazanç! Dünyada verdiği huzur, ahirete yaptığımız yatırım hep insan için. Rabbimizin bizim ibadetimize ihtiyacı yok ki, aksine muhtaç olan, ihtiyacı olan bizleriz. Her namaz vakti bir inkılap vaktidir diyor ‘’Bediüzzaman hz’’… Sabah namazı; yaradılış başlangıcına, öğle; gençliğin en güzel vaktine, ikindi; orta yaşın hazan vaktine, akşam; gecenin gizemine doğru gün batımı vaktine, yatsı; ömrün bitişi, geçmiş zamanların, asırların bitişi gibi, kıyamet vaktine de işaret eder. Kısaca her bir vaktimiz çok kıymetli ve üzerinde düşünülmesi teşekkür edilesi zamanlardır. Her gün, her bahar yenilen bu vakt-i ömür... Devamı

09 02 2016

CÜMLE KAPISI____________

CÜMLE KAPISI____________ |  görsel 1

CÜMLE KAPISI Ördüm kırık cümleleri ters yüz ede ede İlmeği kaçmış hayatın ardından acıyarak. Ruhuma dürbün attım müstakbeli tutsun hep Merceğini çizdim sildim güneşi yutsun hep.   Simetrisi var hayallerin, örgüsü hayat! Cümle kapısından sızıyor, yazgısı memat!   Toprağın koynunda efsunu ‘’Kün’’ nakışları Beni benden alan hercaiymiş desenleri. Bahar yazgısı bu; ne aynısı ne gayrısı Sonsuzluktan ç/alıp da, geliyormuş renkleri   Simetrisi var hayallerin, örgüsü hayat! Cümle kapısından sızıyor, yazgısı memat!   Yağmurlarla süzülüp, Rahmetle arınıp da Nurlarla yüklenen mevsimlerin katarında Pencerelerinden sızan soğuğa ağladık. Sıcağın renginde saba makamı dinledik   Simetrisi var hayallerin, örgüsü hayat! Cümle kapısından sızıyor, yazgısı memat!   Kollarımız uzanmıştı dünya menbağına Parçalandık! Hızla geçen zamana çarpıldık! Oysa ebede yolcu bu handa misafirdik. Sonbaharı sevdik, ilkbaharın dimağında   Simetrisi var hayallerin, örgüsü hayat! Cümle kapısından sızıyor, yazgısı memat! BERRİN GÖK 08/02/2016       Devamı

07 02 2016

________SU GİBİ_________

________SU GİBİ_________ |  görsel 1

SU GİBİ! İçimde bazen bir keman çalar su gibi akar melodiler, dinlerim hüzün makamında.. Bir zaman güneş ellerimi tutmuştu olanca sıcaklığıyla. Bulutları süpürmüştü hayat dairesinden ‘’Kuddüs’’ rüzgarları… Mutlu bir alayiş hüküm sürmüştü afakımda. Kah hiç/lik makamında, Kah rüya! Bazen keder makamında gri sular gibi akıp geçmiştim, zamanın renklerinin sulara göz kırpıp saklandığı an/da… Ah aynam! Dünya işte! Hep masmavi olmuyor ki yansımam!.. Bak keman bile ağlıyor, halden hale geçen tınılarla. Yüz görümlüğü yok ki suskun kelimelerin. Döner durursun anlamsızca, boş telaşlarla, yorgun ayaklarının, yönetilen duygularının sessiz çığlığı yankılanır tiz/lerde… Bir elini değil yüreğinin ellerini verirsin güneşe, her zerrene yansısın diye. Kesif yönünü gömersin ayın karanlık yüzüne. Dolunayın sulara yansıdığı yerde, yakamozun açtığı yolda dünyayı dolaşan gemiler gibi, melodilerin de akıp gittiği zaman denen tünelin bittiği yerde! Suyun ebed duvarına geldiği yerde söz biter! Sonsuzluk bestesi devreye girer; Şems makamında!.. BERRİN GÖK 07/02/2016       Devamı

29 01 2016

DÜŞÜNCELER__________

DÜŞÜNCELER__________ |  görsel 1

DÜŞÜNCELER Düşünüyorum işte! Çoktandır bakmadığım dünyanın paçalarından, ruhunun salyaları akan kanlı hayallerinin, ruhsuz hayaletlerinin bit gibi türediği ve çıldırtma noktasına getirdiği insanlar... Taşlar taş olduklarını unutup, acaba bir gün dile gelirler mi? Tarih sahnesi sil baştan, adeta orta çağın vahşet sahneleriyle yeniden karanlık perdede... Seyirciler mi? Garip bir halet- ruhiye; durağan bir vurdum duymazlık, duyguları körleşmiş yüreği mühürlenmiş, ruhları klonlanmış gerçeklere kör, anlamsız bakışlarla, akılları tutsak esir bakışlarla sadece izliyorlar! Kulakları dünyayı sağır eden ah/lardan, ağıtlardan duyamıyor ki. Diller lekeli, sözler kanserli, seyreden gafillere sirayet etmiş seyredilen vahşetin izleri.. Ashab-ı Kehf misali yüzyıllık uykusundan uyanır mı? Hak yolun fedaileri! Aydınlık bir çağa açar mı? Gözlerini...! Berrin Gök 29/01/2016   Devamı