BERRİN Gök
181 Takipçi | 50 Takip
24 01 2016

TERCİHLERİMİZ__________________

TERCİHLERİMİZ__________________ |  görsel 1

TERCİHLERİMİZ___ İnsanın bir fikri yoksa hangi gerçeği arayabilir? Önünde ki yollardan hangisini seçebilir? Dünyanın doyuramadığı duygularıyla hep bir savaş halindedir. Yaradılış olarak doymak bilmez, maddi alemin sonu yoktur. Yol sonsuz ebediyete devam eder. Çünkü son adres orasıdır! İnsan yaradılış olarak mahlukatın en üstünü en imtiyazlısıdır. Çünkü; akıl sahibidir. Önünde ki yollardan hangisinin iyi ve kötü olduğunu bilip seçecek aklı, fikri, iradesi vardır. Hayat: Bir okuldur. İnsan da bu dünyada bulunma nedenini fıtri olarak her an/ sorgulayan Ve iç seslerinin sürekli dürtmesinden kaoslara düşen, istese de, İstemese de sorularına cevap arayan bir varlıktır. Doymayan duygularına ve ölüme bir anlam veremez çünkü. Hayat okulunun, tedrisatından geçmek her kulun zorunlu vazifesidir. Hele iletişim ağının dünyamızı global bir köye indirgediğini düşünürsek, aradığımız bilgilere ulaşmak hiç de zor değil. Bu dünyaya neden gönderildik? Burada bulunma amacımız nedir? Neden hayat; Kederler, savaşlar, mutluluklar, mutsuzluklar vs vs. Sonsuza kadar gidecek sorularla dopdoldur. İnsan: Yaratıcısını tanımak, bizden ne istiyor bilip idrak etmekle yükümlü, sınanan, imtihana tabi bir kuldur. Biat etmekle mükelleftir. Ömrünün sonuna kadar bilmediklerini öğrenmek, araştırmak, anlamak ve uygulamakla vazifeli (teşbihte hata olmasın) bir öğrencidir. Sonsuz baki bir hayatı kazanacak büyük sınav ‘’Hayattır.’’ Gerisi mi? Teferruattır! BERRİN GÖK 24/01/2016         ... Devamı

23 01 2016

ÖZGÜRMÜŞ?''

ÖZGÜRMÜŞ?'' |  görsel 1

ÖZGÜRMÜŞ?’’ Ayın şavkı düştü gözüne, bağrı yanık annenin Törpülenen sızısı vardı, gece ile gündüzün Kırk ayak takındı ruhuna şehrini bulsun diye Hırsız cümlelerin ayak izini yuttu derinden Ahını sarmaladı bohçasına, ağladı yıldız!   Ağır bir ironi sızıyor delik deşik cümleden, Derin darbenin uğultusu nüksediyor semadan.   Vurmuş suretine, asrın izlerini mühür gibi Dolunayı kırpıyor hilalini kucaklar gibi Sürüyor eteklerini yıldızlara koşar gibi Gökyüzünün seherinden nurları avuçlar gibi…   Ağır bir ironi sızıyor delik deşik cümleden, Derin darbenin uğultusu nüksediyor semadan.   Sorma işte, kanadı kırık gamsız kuşlar özgürmüş Şehir? Kırık aynaların yansıdığı sığınakmış Huzur? Damlanın toprakla buluştuğu insicammış. Sorma işte, ruhunun teslimi, İlahi meşkiymiş!   Ağır bir ironi sızıyor delik deşik cümleden, Derin darbenin uğultusu nüksediyor semadan!.. BERRİN GÖK 23/01/2016         Devamı

22 01 2016

DUVARLAR___________

DUVARLAR___________ |  görsel 1

DUVARLAR Ne kadar da yakınız, İki adımda çarpmaya hazırız. Her yönümüz aynalarla çevrili. Daracık ve kısacık alemimiz, aynalara baktıkça sonsuz görünüyor. Aldatan bir aydınlığın izdüşümüne çarpılıyoruz. İster istemez kesif yönüyle tanışıyoruz; Karanlık! Dünyanın fani oluşu, bekaya aşkımızın paramparça olmasıyla kafamıza dank ediyor. İki adımlık dünya işte! Her yönümüz aldatan aşılmaz duvarlarla örülü. Hani bazen üstüne üstüne gelir hayat. Her insanın küçük dünyası Onun hayatıdır. Bazen an gelir sığmazsın oraya, küçüldükçe küçülür nefes alamazsın. Keşke dünyanın dışına çıkabilseydim dediğinde; Ahirete iman gerçeğinin önemini idrak edersin. Çünkü aşılmaz sandığın duvarlar ‘’Madde aleminde hükmü geçerli olan düşünce biçimidir’’ Ruh ve mana cihetiyle bakıldığında ‘’Hakiki İman’’ dürbünüyle dünya yüklerini bırakır hafiflersiniz. İşte ancak o zaman aynalardan geçer, aşılmaz duvarları aşar mana yolculuğunda nefes alırsınız… Ama insan bu ya, bazen bile bile de toslar geniş zannettiği aynadan duvarlara, kırar cümle alemini!  Hatadan Müberra değil ya!.. Ömür bir an-ı seyyale, akıp giden. Münevver ve nurlu bir ömre İntisap ederek hızla akıp geçen ömrümüzü sonsuz baki bir ömre çevirmeye güç yetirebiliriz inşallah! BERRİN GÖK 22/01/2016     ... Devamı

18 01 2016

VURGUN!

VURGUN! |  görsel 1

VURGUN Hayat yoluna kendi iradenizle başlamazsınız. Kader-i İlahi, seçme hakkını vermez kullarına. Bırakılırız ummadığımız yerlere, bilmediğimiz suretlerle. Bu sınandığımız, aslında çok kıymetli bir misafiri olarak ağırlandığımız bu aleme… Garip olan şu ki, sonsuza kadar misafir kalacakmış gibi ukala ve küstahça nefis hesabına yan gelip yatar, sanki her şey kendimizin gibi dikkatsizce kullanır, darmadağın ederiz her şeyi. EV SAHİBİNE İHANET! Sahibi olduklarımıza kanaat etmeyip, başkalarının hakkını da gasp ederiz. Kendi özgürlüğümüz, keyfe keder hislerimiz için her şeyi kendi malımız, kölemiz sayar ezeriz. Oysa misafirlik tek insana mahsus değil ki; Canlı cansız tüm varlıkların bir arada bulunduğu devasa bir devri alem. Zerreden şemse kadar idaresi elinde bulunan Sahibimize itaat etmekle mükellefiz. Ne yazık bir arada yaşamayı beceremiyor insanlık! Kırıyor, vuruyor, yakıyor. Duyguları, hisleri yok sayılan, bu kocaman denizde elleri kolları bağlı yüzemeyip diplere çekilen ve vurgun yiyen insanlar! Boğulmadan yüzmeye çalışan, gücünü imanından alan insanlar! Her an kaybetmeye maruz, kor ateşle dans eden nefis oyunlarıyla her daim mağlup olmaya namzet insanlık! Her halükarda ‘’VURGUN’’… Velhasıl bu vurgun; bizi vurmadan, biz onu yenmenin galip olmanın yollarını arayıp bulmalıyız. Zaman ahir zaman! Çok hızlı geçip gidiyor ömürler an be an! Her insanın kendine özel savaşları var, bilinmeyen. İçimiz dışımız sır! Hangi kapıyı çalsan bin bir ah!  Dünya Cennetin numunelerinin sergilendiği kocaman bir fuar. Bizler de tüm sır/lı duygularımızla burada doymak isteyen zavallılar güruhu. Halbuki sonsuza talip doymak bilmeyen isteklerimiz bu alemde tat... Devamı

10 01 2016

İNSANLIK____________

İNSANLIK____________ |  görsel 1

  İNSANLIK Yaşlı dünyamız zembereği bozulmuş gibi Öyle hızla dönüyor ki İnsanlık savruldukça birbirine çarpıyor, dağıtıyor kimliğini  Kızıl ötesi ışınları var şeytanların Görünmeyen savaşları var hissedilen İnsanlık sükut etmiş! Saçını başını yoluyor divane. Denizler bile kahretmiş taşıyor  Kan ağlıyor, ıslak şimdi kumlar Gözünün yaşında bekaya hasret var Fanilerin suretinde taş/ların izleri var Cehennemin lavları kızıl perdede Oyuncular sahte, sesleri tiz. İnsanlık sükut etmiş! Saçını başını yoluyor divane. Asırlar da değişken tıpkı insan gibi Sabi,sübyan, genç, yaşlı ölür gibi Kimler geldi bu menzile; kimler geçti En değerli kulların bile terkettiği yer/di Bir avuç yürek! Bir cüz-i irade! Sığmıyor fani dünya onun içine İki yol açılmış, karar derinde Ben: deme! Benlikten öte! İnsanlık sükut etmiş! Saçını başını yoluyor divane. Ah azizim, her gün daha da zor Değişen zamanlar gibi, imtihanlar! Ruhlarımız geriliyor sinirler gibi Hava zerreleri bile donmuş kor Lav sağıyor gökler Rahmet mücessem! Kirlenmiş asumanı Süpürüyor beyaz melekler!.. BERRİN GÖK  1/10/2016   Devamı

03 01 2016

GÜN BATIMI

GÜN BATIMI |  görsel 1
GÜN BATIMI |  görsel 2

GÜN BATIMI Üşüyordum zamanda, yabancı olduğum bir diyarda… Sarılan,masum çocuğun hülyalarına, hiç bitmeyen sorularına… Sonra gurbeti düşürdüm düşlerimden bir şehrin simgesi plakadan… Ağladım; katran karası, bir teneke dolusu tozlu kömürü tutuşturacak çırası bile olmayan yokluğa! Demir gibi soğuktu ellerim, üşüyordu yüreğim.. Rutubet nem ve buz gibi bir hava ve yabancı bir şehri soluduğum hava… _Masumca soruyordu bir çocuk? _Neden aydede bu kadar kocaman? _Güneş nereye saklandı anne? Denizi olmayan bir şehrin surlarına saklanmış güneş.. Aydede, gül yüzlü bir anne! Dokundukça sorular, derin kuyulara düşmek Hiç bir zaman çıkamayacağını sanmak ve sımsıkı sarılmak Masum çocuğun hülyalarına… Öylesine sınırsız ki düşleri, tutunmak hayata Kitapların sihirli dünyasından zamana dokunmak..! Güneş öyle uzak öyle uzak ki… Ama, biliyorum her yeni gün doğacak aydınlığıyla, Isıtacak sıcaklığıyla… Uzak ama bir o kadar yakın.. Aydede mi? Dolunay olduğu zamanlarda gül yüzlü annem… Bazen gülümsüyor bazen hüzünlü, ruhuma düşüyor yakamozu! _Gün batımı, kirpiklerim ıslak.. --Omzumda bir el, geçecek; diyor… BERRİN GÖK   Devamı

02 01 2016

KAR_________

KAR_________ |  görsel 1

KAR Çok gürültülüydü şehir Sokakların beyni uyuşuyor Zemini çöküyordu yer yer. Kirliydi, pusluydu yüreği Nefesi yoktu ki Çökmüştü üzerine karabasan gibi. Beyaz melekler dua kadar yakın Ağaçlar derin bir sükutta Bekliyordu bir vapur çığlığıyla Kar boranı gibi, tipinin Savurduğu kar tanelerinde Rahmet melekleriyle buluşmayı... Yağıyordu şimşek gibi çakarak Albenisi ile şimalden koşarak Bir gürültülü bir sessiz, Uluyan bir rüzgarı yararak Tüm gürültüleri yutarak Yağıyordu! Martılar saklanmış işte! Şehir nurlu bir aydınlık Karanlık toprağa gömülmüş Her şey sustu! Bak! rahmet konuşuyor şimdi Kucakladı bembeyaz sayfasıyla Zaman durdu, seher vakti imdi! -BERRİN GÖK- 31/12/2015   Devamı

31 12 2015

HÜZÜN VE DEMİR___________________

HÜZÜN VE DEMİR___________________ |  görsel 1

HÜZÜN VE DEMİR Hüzün insan benliğine var oluşunu sorgulatan önemli bir duygu diye düşünüyorum. Aklımız, inancımız ile ruhumuzu iyi veya kötü şekilde terbiye edebileceğimizin önemli bir göstergesi. Aklımız olmasaydı bir inancımız da olmazdı. Demiri ateşte döverek şekiller veren bir demirci ustası gibi; her insan da, kendi hayatının demirci ustası. İşlenmeyen demirin pas tutup çürümesi gibi, insan da ruhunu manen işletmekle mükellef! İşte hüzünlerimiz işlenmeyi bekleyen demir gibi. İnancımız, imanımız, sabrımızdan aldığımız güç ile aklımızı da doğru yolda kullanarak hüznü vura vura en güzel şekli vererek ruhumuzu Miraca yükseltecek en kıymetli defineleri keşfedebiliriz. Bu sadece manevi hayatımızı değil, dünyevi hayatımızı da düzene sokar. Pas tutmuş bir ruh; acıtır, üzer, sıkar, boğar. İnsan ruhen çürüyüp maddi hastalıklara düçar olur. Yüce yaratıcının Hay ve Kayyum ism-i şerifi ile hayatta ve ayaktayız. Bin bir esma-i Hüsna’sının doksan dokuzunu bize verilen belki hala keşfedip tanıyamadığımız duygularımız ile tanıyıp, ruhumuzu bu yönde işletip terbiye ederek yansıtabilecek kabiliyetteyiz. Çalışmadan olmuyor işte! Hüzünlerimiz ile çalışmaya ne dersiniz? Demiri tavında dövmek; Tahkiki İman! Araştırmak, öğrenmek. Aklımızı, fikrimizi, düşüncemizi bu yola kanalize etmek. Hüznümüz bizi yutmadan onunla yaşamayı ve kazananlardan olup hem dünyamızı hem ahiretimizi kazanmak ne güzel olur. İnşallah!... BERRİN GÖK 31/12/2015   ... Devamı

25 12 2015

YÜREĞİM / BİR KIYAMET

YÜREĞİM / BİR KIYAMET |  görsel 1

YÜREĞİM / BİR KIYAMET Yeryüzü denizler gibi dalgalı Kendini oyununa kaptırmış bir rakkase Etekleri zil çalan ruhun zırvaları Ayrık otları çoğalmış bahçede Tevekkül orağı, bastırıyor yığınları Viran olmuş her yön! Depremler sahnede Eteğini toplayıp, yıkıyorum dağları Bir o yana bir bu yana teslimiyet derinde İşlet kalbini işlet! İhlas ile konuş duaları.   Ağla ruhum ağla buhar olsun acılar Kanasın, asırlık yaraların, gözlerini ufka sal Ellerini öpsün bereketli topraklar Parçalansa da ellerin, toplansın artık enkazlar! Ah ömür ağacı; köklerim derinlerde deme Arsız dalların fani rüzgarlarla sarsılmakta Gülen çiçeklerin, mevsimler kadar çabuk soldular Yaprakların, paleti elinde bir gönül hırsızı Renkten renge boyandı, hiç solmaz gibi Uçuşan nağmeler gibi kendini çalıyor Gövdesi göğe uzanmış, yüreği ellerinde Nefesinde notası, dilinde bestesi müebbet! BERRİN GÖK 25/12/2015       Resim Kübizme ilgi duyan ve güzel eserlere imza atan yeğenim Beyza Meriç'e aittir. ( şiirimi ona ithaf ediyorum)           Devamı

21 12 2015

SESSİZLİĞİN DİLİ

SESSİZLİĞİN DİLİ |  görsel 1
SESSİZLİĞİN DİLİ |  görsel 2
SESSİZLİĞİN DİLİ |  görsel 3

SESSİZLİĞİN DİLİ Sıra sıra odalar ruhumun çekimindeler Sessiz yakarışlarda beyaz bir hengamedeler Hep sessiz harfleri, vagonlarımın Bir lokomatif çığlığında kar yüklü dalların Kendine gelişiydi belki de yüklemlerin... Cümlelere seriliyor zaman Belirsiz istasyonlara, soru işaretleri Tepelerden bir nazar var! Makas değiştirir mi, zaman treni? Gidiyoruz gece gündüz Hangi duraktayız bilmiyoruz Beyazlığın esaretinde huzuru yudumluyoruz... Teslim olduk sonsuz iradeye Sonsuzluğun sesini dinlemekteyiz... BERRİN GÖK   Devamı

21 12 2015

GÖNÜL BESTESİ__________

GÖNÜL BESTESİ__________ |  görsel 1

GÖNÜL BESTESİ Ölü ozanların suskunluğunda Garip dervişlerin çığlığında Gizem dolu bir şehrin sığınağında Hazin bir gönlün bestesi üşüyordu. Kar beyazdı hayaller! Kristal düşlerde…   Duygu sağanağında Hazin bir kent akşamında Islak sokakların Ruhu kayıp kaldırımlarında Hazin bir gönlün notaları düşüyordu. Kar beyazdı hayaller! Kristal düşlerde…   Kırlangıçlar uçarken, Muzip bir ceylan sekerken Ah! Bu vurgun; uzak denizden Kalbinden vuruldu notalar Neşter yedi can!  Sadefini katlettiler Hazin bir gönlün sol anahtarı çalmıyordu. Kar beyazdı hayaller! Kristal düşlerde… BERRİN GÖK 21/12/2015       Devamı

13 12 2015

HAYATA DAİR/ GÜNCE

HAYATA DAİR/ GÜNCE |  görsel 1

HAYATA DAİR / GÜNCE Hani un ufak olur ya bazen; dağılırsın. Elersin gönül süzgecinden Yirmi dört saatlik gündemi! Bazen çok şey, bazen hiç şey! Doğarsın gün ile hayata. Anlamazsın zaman çarkı öylesine hızlı döner ki; bir gün değil de tüm hayatın bir güne sığar, öğütülmüş bir ömrün pencereleri açılır koşarsın ondan ona. Tıkanırsın, eleğin süzgecinden geçemeyen gündem dışı artıklarla. Bilirsin boşa sallanan emeği! Ama bildiğin bir gerçek daha vardır. Zaman içinde zaman olan bakiye müteveccih ebedi kazancın olan elemeyi başarabildiğin öz/dür, sana kalan. Sarraf misali hayatın ederini öğrenmek mecburiyetindeyiz. Zaman:  Altın kadar değerli.   Ya bir günün sonunda yirmi dört saatlik ömür sermayemizi heba edip çöpe atacağız, ya da değerini bilip bakileştirip değer kazandıracağız. Kim bilerek altınlarını çöpe atar ki?’’ İşte ömrümüz her yeni gün hızla öğütülüyor. Durdurabilen var mı?’’ Hayat; insana verilen en değerli sermaye. Nefis ve heva, imtihan gereği fani dünya hesabına çalışıp insanı baştan çıkardığı gibi en kıymetli sermayesini de hızla tüketiyor. Elimizden kaçan, tutamadığımız zaman ve kaybettiğimiz değerler ruhumuzda derin yaralar açıyor kapanmayan. Yüce Yaradan maddi dertlerin devasını verdiği gibi, manevi hastalıkların da, devasını vermiş. İnsan ruhunu doyuran, madde değil; Manadır.  Her insan ruhunda fıtri olarak hisseder bunu, fakat teşhisini koyamaz, düşünemediği için. Oysa midesinin açlığına hırsla çareler arar. Oysa yine bilmez ki, rızık; Yaradanın taahhüdünde! Sebeple... Devamı