VURGUN!

2016-01-18 02:17:00
VURGUN! |  görsel 1

VURGUN Hayat yoluna kendi iradenizle başlamazsınız. Kader-i İlahi, seçme hakkını vermez kullarına. Bırakılırız ummadığımız yerlere, bilmediğimiz suretlerle. Bu sınandığımız, aslında çok kıymetli bir misafiri olarak ağırlandığımız bu aleme… Garip olan şu ki, sonsuza kadar misafir kalacakmış gibi ukala ve küstahça nefis hesabına yan gelip yatar, sanki her şey kendimizin gibi dikkatsizce kullanır, darmadağın ederiz her şeyi. EV SAHİBİNE İHANET! Sahibi olduklarımıza kanaat etmeyip, başkalarının hakkını da gasp ederiz. Kendi özgürlüğümüz, keyfe keder hislerimiz için her şeyi kendi malımız, kölemiz sayar ezeriz. Oysa misafirlik tek insana mahsus değil ki; Canlı cansız tüm varlıkların bir arada bulunduğu devasa bir devri alem. Zerreden şemse kadar idaresi elinde bulunan Sahibimize itaat etmekle mükellefiz. Ne yazık bir arada yaşamayı beceremiyor insanlık! Kırıyor, vuruyor, yakıyor. Duyguları, hisleri yok sayılan, bu kocaman denizde elleri kolları bağlı yüzemeyip diplere çekilen ve vurgun yiyen insanlar! Boğulmadan yüzmeye çalışan, gücünü imanından alan insanlar! Her an kaybetmeye maruz, kor ateşle dans eden nefis oyunlarıyla her daim mağlup olmaya namzet insanlık! Her halükarda ‘’VURGUN’’… Velhasıl bu vurgun; bizi vurmadan, biz onu yenmenin galip olmanın yollarını arayıp bulmalıyız. Zaman ahir zaman! Çok hızlı geçip gidiyor ömürler an be an! Her insanın kendine özel savaşları var, bilinmeyen. İçimiz dışımız sır! Hangi kapıyı çalsan bin bir ah!  Dünya Cennetin numunelerinin sergilendiği kocaman bir fuar. Bizler de tüm sır/lı duygularımızla burada doymak isteyen zavallılar güruhu. Halbuki sonsuza talip doymak bilmeyen isteklerimiz bu alemde tat... Devamı

İNSANLIK____________

2016-01-10 02:38:00
İNSANLIK____________ |  görsel 1

  İNSANLIK Yaşlı dünyamız zembereği bozulmuş gibi Öyle hızla dönüyor ki İnsanlık savruldukça birbirine çarpıyor, dağıtıyor kimliğini  Kızıl ötesi ışınları var şeytanların Görünmeyen savaşları var hissedilen İnsanlık sükut etmiş! Saçını başını yoluyor divane. Denizler bile kahretmiş taşıyor  Kan ağlıyor, ıslak şimdi kumlar Gözünün yaşında bekaya hasret var Fanilerin suretinde taş/ların izleri var Cehennemin lavları kızıl perdede Oyuncular sahte, sesleri tiz. İnsanlık sükut etmiş! Saçını başını yoluyor divane. Asırlar da değişken tıpkı insan gibi Sabi,sübyan, genç, yaşlı ölür gibi Kimler geldi bu menzile; kimler geçti En değerli kulların bile terkettiği yer/di Bir avuç yürek! Bir cüz-i irade! Sığmıyor fani dünya onun içine İki yol açılmış, karar derinde Ben: deme! Benlikten öte! İnsanlık sükut etmiş! Saçını başını yoluyor divane. Ah azizim, her gün daha da zor Değişen zamanlar gibi, imtihanlar! Ruhlarımız geriliyor sinirler gibi Hava zerreleri bile donmuş kor Lav sağıyor gökler Rahmet mücessem! Kirlenmiş asumanı Süpürüyor beyaz melekler!.. BERRİN GÖK  1/10/2016   Devamı

GÜN BATIMI

2016-01-03 23:23:00
GÜN BATIMI |  görsel 1
GÜN BATIMI |  görsel 2

GÜN BATIMI Üşüyordum zamanda, yabancı olduğum bir diyarda… Sarılan,masum çocuğun hülyalarına, hiç bitmeyen sorularına… Sonra gurbeti düşürdüm düşlerimden bir şehrin simgesi plakadan… Ağladım; katran karası, bir teneke dolusu tozlu kömürü tutuşturacak çırası bile olmayan yokluğa! Demir gibi soğuktu ellerim, üşüyordu yüreğim.. Rutubet nem ve buz gibi bir hava ve yabancı bir şehri soluduğum hava… _Masumca soruyordu bir çocuk? _Neden aydede bu kadar kocaman? _Güneş nereye saklandı anne? Denizi olmayan bir şehrin surlarına saklanmış güneş.. Aydede, gül yüzlü bir anne! Dokundukça sorular, derin kuyulara düşmek Hiç bir zaman çıkamayacağını sanmak ve sımsıkı sarılmak Masum çocuğun hülyalarına… Öylesine sınırsız ki düşleri, tutunmak hayata Kitapların sihirli dünyasından zamana dokunmak..! Güneş öyle uzak öyle uzak ki… Ama, biliyorum her yeni gün doğacak aydınlığıyla, Isıtacak sıcaklığıyla… Uzak ama bir o kadar yakın.. Aydede mi? Dolunay olduğu zamanlarda gül yüzlü annem… Bazen gülümsüyor bazen hüzünlü, ruhuma düşüyor yakamozu! _Gün batımı, kirpiklerim ıslak.. --Omzumda bir el, geçecek; diyor… BERRİN GÖK   Devamı

KAR_________

2016-01-02 22:27:00
KAR_________ |  görsel 1

KAR Çok gürültülüydü şehir Sokakların beyni uyuşuyor Zemini çöküyordu yer yer. Kirliydi, pusluydu yüreği Nefesi yoktu ki Çökmüştü üzerine karabasan gibi. Beyaz melekler dua kadar yakın Ağaçlar derin bir sükutta Bekliyordu bir vapur çığlığıyla Kar boranı gibi, tipinin Savurduğu kar tanelerinde Rahmet melekleriyle buluşmayı... Yağıyordu şimşek gibi çakarak Albenisi ile şimalden koşarak Bir gürültülü bir sessiz, Uluyan bir rüzgarı yararak Tüm gürültüleri yutarak Yağıyordu! Martılar saklanmış işte! Şehir nurlu bir aydınlık Karanlık toprağa gömülmüş Her şey sustu! Bak! rahmet konuşuyor şimdi Kucakladı bembeyaz sayfasıyla Zaman durdu, seher vakti imdi! -BERRİN GÖK- 31/12/2015   Devamı

HÜZÜN VE DEMİR___________________

2015-12-31 04:36:00
HÜZÜN VE DEMİR___________________ |  görsel 1

HÜZÜN VE DEMİR Hüzün insan benliğine var oluşunu sorgulatan önemli bir duygu diye düşünüyorum. Aklımız, inancımız ile ruhumuzu iyi veya kötü şekilde terbiye edebileceğimizin önemli bir göstergesi. Aklımız olmasaydı bir inancımız da olmazdı. Demiri ateşte döverek şekiller veren bir demirci ustası gibi; her insan da, kendi hayatının demirci ustası. İşlenmeyen demirin pas tutup çürümesi gibi, insan da ruhunu manen işletmekle mükellef! İşte hüzünlerimiz işlenmeyi bekleyen demir gibi. İnancımız, imanımız, sabrımızdan aldığımız güç ile aklımızı da doğru yolda kullanarak hüznü vura vura en güzel şekli vererek ruhumuzu Miraca yükseltecek en kıymetli defineleri keşfedebiliriz. Bu sadece manevi hayatımızı değil, dünyevi hayatımızı da düzene sokar. Pas tutmuş bir ruh; acıtır, üzer, sıkar, boğar. İnsan ruhen çürüyüp maddi hastalıklara düçar olur. Yüce yaratıcının Hay ve Kayyum ism-i şerifi ile hayatta ve ayaktayız. Bin bir esma-i Hüsna’sının doksan dokuzunu bize verilen belki hala keşfedip tanıyamadığımız duygularımız ile tanıyıp, ruhumuzu bu yönde işletip terbiye ederek yansıtabilecek kabiliyetteyiz. Çalışmadan olmuyor işte! Hüzünlerimiz ile çalışmaya ne dersiniz? Demiri tavında dövmek; Tahkiki İman! Araştırmak, öğrenmek. Aklımızı, fikrimizi, düşüncemizi bu yola kanalize etmek. Hüznümüz bizi yutmadan onunla yaşamayı ve kazananlardan olup hem dünyamızı hem ahiretimizi kazanmak ne güzel olur. İnşallah!... BERRİN GÖK 31/12/2015   ... Devamı

YÜREĞİM / BİR KIYAMET

2015-12-25 05:03:00
YÜREĞİM / BİR KIYAMET |  görsel 1

YÜREĞİM / BİR KIYAMET Yeryüzü denizler gibi dalgalı Kendini oyununa kaptırmış bir rakkase Etekleri zil çalan ruhun zırvaları Ayrık otları çoğalmış bahçede Tevekkül orağı, bastırıyor yığınları Viran olmuş her yön! Depremler sahnede Eteğini toplayıp, yıkıyorum dağları Bir o yana bir bu yana teslimiyet derinde İşlet kalbini işlet! İhlas ile konuş duaları.   Ağla ruhum ağla buhar olsun acılar Kanasın, asırlık yaraların, gözlerini ufka sal Ellerini öpsün bereketli topraklar Parçalansa da ellerin, toplansın artık enkazlar! Ah ömür ağacı; köklerim derinlerde deme Arsız dalların fani rüzgarlarla sarsılmakta Gülen çiçeklerin, mevsimler kadar çabuk soldular Yaprakların, paleti elinde bir gönül hırsızı Renkten renge boyandı, hiç solmaz gibi Uçuşan nağmeler gibi kendini çalıyor Gövdesi göğe uzanmış, yüreği ellerinde Nefesinde notası, dilinde bestesi müebbet! BERRİN GÖK 25/12/2015       Resim Kübizme ilgi duyan ve güzel eserlere imza atan yeğenim Beyza Meriç'e aittir. ( şiirimi ona ithaf ediyorum)           Devamı

SESSİZLİĞİN DİLİ

2015-12-21 22:39:00
SESSİZLİĞİN DİLİ |  görsel 1
SESSİZLİĞİN DİLİ |  görsel 2
SESSİZLİĞİN DİLİ |  görsel 3

SESSİZLİĞİN DİLİ Sıra sıra odalar ruhumun çekimindeler Sessiz yakarışlarda beyaz bir hengamedeler Hep sessiz harfleri, vagonlarımın Bir lokomatif çığlığında kar yüklü dalların Kendine gelişiydi belki de yüklemlerin... Cümlelere seriliyor zaman Belirsiz istasyonlara, soru işaretleri Tepelerden bir nazar var! Makas değiştirir mi, zaman treni? Gidiyoruz gece gündüz Hangi duraktayız bilmiyoruz Beyazlığın esaretinde huzuru yudumluyoruz... Teslim olduk sonsuz iradeye Sonsuzluğun sesini dinlemekteyiz... BERRİN GÖK   Devamı

GÖNÜL BESTESİ__________

2015-12-21 03:41:00
GÖNÜL BESTESİ__________ |  görsel 1

GÖNÜL BESTESİ Ölü ozanların suskunluğunda Garip dervişlerin çığlığında Gizem dolu bir şehrin sığınağında Hazin bir gönlün bestesi üşüyordu. Kar beyazdı hayaller! Kristal düşlerde…   Duygu sağanağında Hazin bir kent akşamında Islak sokakların Ruhu kayıp kaldırımlarında Hazin bir gönlün notaları düşüyordu. Kar beyazdı hayaller! Kristal düşlerde…   Kırlangıçlar uçarken, Muzip bir ceylan sekerken Ah! Bu vurgun; uzak denizden Kalbinden vuruldu notalar Neşter yedi can!  Sadefini katlettiler Hazin bir gönlün sol anahtarı çalmıyordu. Kar beyazdı hayaller! Kristal düşlerde… BERRİN GÖK 21/12/2015       Devamı

HAYATA DAİR/ GÜNCE

2015-12-13 01:46:00
HAYATA DAİR/ GÜNCE |  görsel 1

HAYATA DAİR / GÜNCE Hani un ufak olur ya bazen; dağılırsın. Elersin gönül süzgecinden Yirmi dört saatlik gündemi! Bazen çok şey, bazen hiç şey! Doğarsın gün ile hayata. Anlamazsın zaman çarkı öylesine hızlı döner ki; bir gün değil de tüm hayatın bir güne sığar, öğütülmüş bir ömrün pencereleri açılır koşarsın ondan ona. Tıkanırsın, eleğin süzgecinden geçemeyen gündem dışı artıklarla. Bilirsin boşa sallanan emeği! Ama bildiğin bir gerçek daha vardır. Zaman içinde zaman olan bakiye müteveccih ebedi kazancın olan elemeyi başarabildiğin öz/dür, sana kalan. Sarraf misali hayatın ederini öğrenmek mecburiyetindeyiz. Zaman:  Altın kadar değerli.   Ya bir günün sonunda yirmi dört saatlik ömür sermayemizi heba edip çöpe atacağız, ya da değerini bilip bakileştirip değer kazandıracağız. Kim bilerek altınlarını çöpe atar ki?’’ İşte ömrümüz her yeni gün hızla öğütülüyor. Durdurabilen var mı?’’ Hayat; insana verilen en değerli sermaye. Nefis ve heva, imtihan gereği fani dünya hesabına çalışıp insanı baştan çıkardığı gibi en kıymetli sermayesini de hızla tüketiyor. Elimizden kaçan, tutamadığımız zaman ve kaybettiğimiz değerler ruhumuzda derin yaralar açıyor kapanmayan. Yüce Yaradan maddi dertlerin devasını verdiği gibi, manevi hastalıkların da, devasını vermiş. İnsan ruhunu doyuran, madde değil; Manadır.  Her insan ruhunda fıtri olarak hisseder bunu, fakat teşhisini koyamaz, düşünemediği için. Oysa midesinin açlığına hırsla çareler arar. Oysa yine bilmez ki, rızık; Yaradanın taahhüdünde! Sebeple... Devamı

KASIM'A / ÖYKÜNME

2015-11-29 03:49:00
KASIM'A / ÖYKÜNME |  görsel 1

KASIM’A / ÖYKÜNME Dökülen yapraklarına rağmen hiç de boynu bükük değil ağaçlar! Mağrur ve başı dik dallarıyla geçip giden mevsimleri selamlıyorlar. Başlangıcı ve sonu belli olan bir ritüelin tekrarlanan sürgitin farkında olan ve yazgısına boyun eden bir devamlılıkla kendilerine özgü hışırtılarıyla ‘Kasım şarkıları söylüyorlar. En güzel renklerini kuşanarak bahara öykünüp hayatı rölantiye alıyorlar. Doyumsuz güzellikteki libaslarını temaşa edenlere; mevsimlerin geçici, güzelliklerin baki ve sonsuz olduğunu sergiliyorlar. Biraz hüzün, biraz romantizm, biraz ebediyete öykünme var düşünüp görebilenlere… Uçuşan yaprakların en renkli haliyle hafızalarda yer alması; ebedi hayatı, yani Cennetin sonsuzluğunu nakşeder aklımıza, ruhumuza. O nedenle baş eğmezler hazan mevsimine, yüzlerce dallarıyla zikrederler ‘Yüce Yaradanı’ kendilerine mahsus dilleriyle. Onun için üşümezler yağan yağmurlardan, esen fırtınalardan! Bilirler; onları koruyacak, bir başka bahara yeniden diriltip şenlendirecek, yağan bembeyaz kardan elbiseleriyle sarıp sarmalayacak ‘’Yaratıcı gücün’’ varlığını!... Yağmur gibi latif hışırtılarıyla düşüyor yapraklar. Yerler rengarenk farklı farklı yaprak desenleriyle biraz süslü, biraz hüzünlü… Kasım bu yönüyle empati yapabilenlere yine yeniden birbirine öykünür gibi gözükse de, her insanın duyduğu ve hissettiği başka bambaşka şeyler…! Hava gibi: İnsanın ruhu da değişken.  Mağrur da olsa acziyeti ve teslimiyeti Rabbine olmalı. Mağrur ve başı dimdik olmak, tıpkı mevsimler gibi bu misafirhane-i dünyada gelip geç... Devamı

Fotoğraf

2015-11-29 01:35:00
Fotoğraf |  görsel 1

İNCE SAZ… Soğuk soluktu sözler, ötelendim Kurşun gibiydi,  ithamlar, vuruldum Harmanda ki öz/ler gibi savruldum Ahengine ram, imgeye lal oldum…   İmkansız bir güfteyi vurdu ayaz Harfler dağınık çalmıyor ince saz Ayları günlere böldüm hepsi naz Ahengine ram, imgeye lal oldum…   Ne önemi var mevsim hangi mevsim Dört mevsimle savaştım yamaçlarda Esti rüzgar, gökyüzü savaşlarda Ahengine ram, imgeye lal oldum…   Çınlıyor ruhum, sesli gölgelerle Gözbebeğime düşen dengelerle Benliğim sızlıyor ince sözlerle Ahengine ram, imgeye lal oldum… BERRİN GÖK 25/02/2015   Devamı

ARAYIŞ______

2015-11-29 01:06:00
ARAYIŞ______ |  görsel 1

ARAYIŞ Uzaklardan baktım solgundu ışıkların Sırlara bürünmüş hayaline sarınmış, denize kök salmıştın… Göğün avuçlarından korkuyu yudumlarken, efsanelere tutukluydun Asaletini yollamıştın sağır sultana, merhamet dileniyordun Zamanın saçlarına asılmış, boyasını çözüyordun Efsaneleri de zulüm vururmuş bilemedin. Düşlerine gömdün geceyi, yoluna ket vurdu sisler Görünmüyordu ufkunda hayal mısralar! Efsane yutmuştu bir İstanbul masalını, Görünmüyordu silüetin Gölgelerden ç/aldın, serap aydınlığını… Destansı kelimeler sayıkladın ışıldayan sulara… Ama heyhat! Görünmüyordu bir adım ötesi. Rüzgar bile esmiyordu ki, sis dağılsın Ruhunu damıttın karanlık sulara! Kızıla boyanmış meşum bir cehennem yalnızlığı! BERRİN GÖK 23/11/2014 ... Devamı