YÜREĞİM / BİR KIYAMET

2015-12-25 05:03:00
YÜREĞİM / BİR KIYAMET |  görsel 1

YÜREĞİM / BİR KIYAMET Yeryüzü denizler gibi dalgalı Kendini oyununa kaptırmış bir rakkase Etekleri zil çalan ruhun zırvaları Ayrık otları çoğalmış bahçede Tevekkül orağı, bastırıyor yığınları Viran olmuş her yön! Depremler sahnede Eteğini toplayıp, yıkıyorum dağları Bir o yana bir bu yana teslimiyet derinde İşlet kalbini işlet! İhlas ile konuş duaları.   Ağla ruhum ağla buhar olsun acılar Kanasın, asırlık yaraların, gözlerini ufka sal Ellerini öpsün bereketli topraklar Parçalansa da ellerin, toplansın artık enkazlar! Ah ömür ağacı; köklerim derinlerde deme Arsız dalların fani rüzgarlarla sarsılmakta Gülen çiçeklerin, mevsimler kadar çabuk soldular Yaprakların, paleti elinde bir gönül hırsızı Renkten renge boyandı, hiç solmaz gibi Uçuşan nağmeler gibi kendini çalıyor Gövdesi göğe uzanmış, yüreği ellerinde Nefesinde notası, dilinde bestesi müebbet! BERRİN GÖK 25/12/2015       Resim Kübizme ilgi duyan ve güzel eserlere imza atan yeğenim Beyza Meriç'e aittir. ( şiirimi ona ithaf ediyorum)           Devamı

SESSİZLİĞİN DİLİ

2015-12-21 22:39:00
SESSİZLİĞİN DİLİ |  görsel 1
SESSİZLİĞİN DİLİ |  görsel 2
SESSİZLİĞİN DİLİ |  görsel 3

SESSİZLİĞİN DİLİ Sıra sıra odalar ruhumun çekimindeler Sessiz yakarışlarda beyaz bir hengamedeler Hep sessiz harfleri, vagonlarımın Bir lokomatif çığlığında kar yüklü dalların Kendine gelişiydi belki de yüklemlerin... Cümlelere seriliyor zaman Belirsiz istasyonlara, soru işaretleri Tepelerden bir nazar var! Makas değiştirir mi, zaman treni? Gidiyoruz gece gündüz Hangi duraktayız bilmiyoruz Beyazlığın esaretinde huzuru yudumluyoruz... Teslim olduk sonsuz iradeye Sonsuzluğun sesini dinlemekteyiz... BERRİN GÖK   Devamı

GÖNÜL BESTESİ__________

2015-12-21 03:41:00
GÖNÜL BESTESİ__________ |  görsel 1

GÖNÜL BESTESİ Ölü ozanların suskunluğunda Garip dervişlerin çığlığında Gizem dolu bir şehrin sığınağında Hazin bir gönlün bestesi üşüyordu. Kar beyazdı hayaller! Kristal düşlerde…   Duygu sağanağında Hazin bir kent akşamında Islak sokakların Ruhu kayıp kaldırımlarında Hazin bir gönlün notaları düşüyordu. Kar beyazdı hayaller! Kristal düşlerde…   Kırlangıçlar uçarken, Muzip bir ceylan sekerken Ah! Bu vurgun; uzak denizden Kalbinden vuruldu notalar Neşter yedi can!  Sadefini katlettiler Hazin bir gönlün sol anahtarı çalmıyordu. Kar beyazdı hayaller! Kristal düşlerde… BERRİN GÖK 21/12/2015       Devamı

HAYATA DAİR/ GÜNCE

2015-12-13 01:46:00
HAYATA DAİR/ GÜNCE |  görsel 1

HAYATA DAİR / GÜNCE Hani un ufak olur ya bazen; dağılırsın. Elersin gönül süzgecinden Yirmi dört saatlik gündemi! Bazen çok şey, bazen hiç şey! Doğarsın gün ile hayata. Anlamazsın zaman çarkı öylesine hızlı döner ki; bir gün değil de tüm hayatın bir güne sığar, öğütülmüş bir ömrün pencereleri açılır koşarsın ondan ona. Tıkanırsın, eleğin süzgecinden geçemeyen gündem dışı artıklarla. Bilirsin boşa sallanan emeği! Ama bildiğin bir gerçek daha vardır. Zaman içinde zaman olan bakiye müteveccih ebedi kazancın olan elemeyi başarabildiğin öz/dür, sana kalan. Sarraf misali hayatın ederini öğrenmek mecburiyetindeyiz. Zaman:  Altın kadar değerli.   Ya bir günün sonunda yirmi dört saatlik ömür sermayemizi heba edip çöpe atacağız, ya da değerini bilip bakileştirip değer kazandıracağız. Kim bilerek altınlarını çöpe atar ki?’’ İşte ömrümüz her yeni gün hızla öğütülüyor. Durdurabilen var mı?’’ Hayat; insana verilen en değerli sermaye. Nefis ve heva, imtihan gereği fani dünya hesabına çalışıp insanı baştan çıkardığı gibi en kıymetli sermayesini de hızla tüketiyor. Elimizden kaçan, tutamadığımız zaman ve kaybettiğimiz değerler ruhumuzda derin yaralar açıyor kapanmayan. Yüce Yaradan maddi dertlerin devasını verdiği gibi, manevi hastalıkların da, devasını vermiş. İnsan ruhunu doyuran, madde değil; Manadır.  Her insan ruhunda fıtri olarak hisseder bunu, fakat teşhisini koyamaz, düşünemediği için. Oysa midesinin açlığına hırsla çareler arar. Oysa yine bilmez ki, rızık; Yaradanın taahhüdünde! Sebeple... Devamı

KASIM'A / ÖYKÜNME

2015-11-29 03:49:00
KASIM'A / ÖYKÜNME |  görsel 1

KASIM’A / ÖYKÜNME Dökülen yapraklarına rağmen hiç de boynu bükük değil ağaçlar! Mağrur ve başı dik dallarıyla geçip giden mevsimleri selamlıyorlar. Başlangıcı ve sonu belli olan bir ritüelin tekrarlanan sürgitin farkında olan ve yazgısına boyun eden bir devamlılıkla kendilerine özgü hışırtılarıyla ‘Kasım şarkıları söylüyorlar. En güzel renklerini kuşanarak bahara öykünüp hayatı rölantiye alıyorlar. Doyumsuz güzellikteki libaslarını temaşa edenlere; mevsimlerin geçici, güzelliklerin baki ve sonsuz olduğunu sergiliyorlar. Biraz hüzün, biraz romantizm, biraz ebediyete öykünme var düşünüp görebilenlere… Uçuşan yaprakların en renkli haliyle hafızalarda yer alması; ebedi hayatı, yani Cennetin sonsuzluğunu nakşeder aklımıza, ruhumuza. O nedenle baş eğmezler hazan mevsimine, yüzlerce dallarıyla zikrederler ‘Yüce Yaradanı’ kendilerine mahsus dilleriyle. Onun için üşümezler yağan yağmurlardan, esen fırtınalardan! Bilirler; onları koruyacak, bir başka bahara yeniden diriltip şenlendirecek, yağan bembeyaz kardan elbiseleriyle sarıp sarmalayacak ‘’Yaratıcı gücün’’ varlığını!... Yağmur gibi latif hışırtılarıyla düşüyor yapraklar. Yerler rengarenk farklı farklı yaprak desenleriyle biraz süslü, biraz hüzünlü… Kasım bu yönüyle empati yapabilenlere yine yeniden birbirine öykünür gibi gözükse de, her insanın duyduğu ve hissettiği başka bambaşka şeyler…! Hava gibi: İnsanın ruhu da değişken.  Mağrur da olsa acziyeti ve teslimiyeti Rabbine olmalı. Mağrur ve başı dimdik olmak, tıpkı mevsimler gibi bu misafirhane-i dünyada gelip geç... Devamı

Fotoğraf

2015-11-29 01:35:00
Fotoğraf |  görsel 1

İNCE SAZ… Soğuk soluktu sözler, ötelendim Kurşun gibiydi,  ithamlar, vuruldum Harmanda ki öz/ler gibi savruldum Ahengine ram, imgeye lal oldum…   İmkansız bir güfteyi vurdu ayaz Harfler dağınık çalmıyor ince saz Ayları günlere böldüm hepsi naz Ahengine ram, imgeye lal oldum…   Ne önemi var mevsim hangi mevsim Dört mevsimle savaştım yamaçlarda Esti rüzgar, gökyüzü savaşlarda Ahengine ram, imgeye lal oldum…   Çınlıyor ruhum, sesli gölgelerle Gözbebeğime düşen dengelerle Benliğim sızlıyor ince sözlerle Ahengine ram, imgeye lal oldum… BERRİN GÖK 25/02/2015   Devamı

ARAYIŞ______

2015-11-29 01:06:00
ARAYIŞ______ |  görsel 1

ARAYIŞ Uzaklardan baktım solgundu ışıkların Sırlara bürünmüş hayaline sarınmış, denize kök salmıştın… Göğün avuçlarından korkuyu yudumlarken, efsanelere tutukluydun Asaletini yollamıştın sağır sultana, merhamet dileniyordun Zamanın saçlarına asılmış, boyasını çözüyordun Efsaneleri de zulüm vururmuş bilemedin. Düşlerine gömdün geceyi, yoluna ket vurdu sisler Görünmüyordu ufkunda hayal mısralar! Efsane yutmuştu bir İstanbul masalını, Görünmüyordu silüetin Gölgelerden ç/aldın, serap aydınlığını… Destansı kelimeler sayıkladın ışıldayan sulara… Ama heyhat! Görünmüyordu bir adım ötesi. Rüzgar bile esmiyordu ki, sis dağılsın Ruhunu damıttın karanlık sulara! Kızıla boyanmış meşum bir cehennem yalnızlığı! BERRİN GÖK 23/11/2014 ... Devamı

FIRTINA________

2015-11-22 06:37:00
FIRTINA________ |  görsel 1

FIRTINA________ Gökyüzü çıldırmış olmalı, dalgalı her yer Şehrimde narsis isyanlar zerrelere hapis Bir kafesin ardında dumanlı uzak dağlar Yumruğunu sıkmış ruhum, mazlum yanım mahpus Kaçtım ben/den fırtınaya yoldaş korkuya puslu   Tiz sesler, bilmediğim aryalar çığırmak da Yağmurun latif sesleri de,  var uzaklarda Gönlüm değirmen taşı, öğütüyor zalimi Döküyorum dalından, bir kızıl sonbaharı   Maviydi dünya ta ezelden beri hür ve pak! Ama imtihan için gönderilmiştik bir bak! Dünya düz bir eksendi, oysa biz yoldan çıktık Nadide cevherlerle süslenmiş bir saraydı Kırdık yıktık biz, nuru karanlığa gark ettik!   Dokunuyor kalbime fırtınanın çığlığı Hava aleminden taşıyor bin bir ağıtları Kah duran kah haykıran vuruşlarıyla Susuyor kelimeler, ağlıyor ağaçlar bak! Savruluyor insanlık, elem dolu bir feryat! Acıya bestelenmiş aryalara bezenmiş, Maviden kızıla dönmüş dünyanın teninde..! BERRİN GÖK 22/11/2015         Devamı

YANSIMALAR

2015-11-17 02:57:00
YANSIMALAR |  görsel 1

YANSIMALAR Gönül aynamda parladı bir şule Yansıdı arştan billurdan bir kase Suretimi sardım nurdan inciye Nurdan katreler döküldü benliğe…   Mutlak bir güzelliğin yansıması Mükemmel güzelliğin tecellisi!   Sarındı gece, toplandı karanlık Gün ağardı bilinmeyen sırrıyla Gök gülleri açtı mis kokusuyla Dile geldiler Rahmet nurlarıyla   Mutlak bir güzelliğin yansıması Mükemmel güzelliğin tecellisi!   El ele verdiler teavün düsturuyla Esma-ül Hüsna pırıltılarıyla Hu dedi ‘’Hayat, günün doğumuna Bir damla sudan doğdular deryaya   Mutlak bir güzelliğin yansıması! Mükemmel güzelliğin tecellisi!   Halden haleye sabahtan geceye Dünya ile ay gibi bir imeceye Siyahın boynundaki ak inciyle Hep, yinelenen ömür yolculuğuna… BERRİN GÖK 17/11/2015         Devamı

DAİRE_________ ???

2015-11-14 04:27:00
DAİRE_________ ??? |  görsel 1

DAİRE Kainat denizinde; dünya denen kocaman gemide sonsuzluğa, hakiki menzile seyahat eden yolcularız biz! Yeryüzüne gönderilen en kıymetli müfettişleriz hepimiz. Yaratılan tüm mevcudatı tanımak için seçilmiş, akıl ve şuur sahipleri olarak ‘’halife’’kimliği ile gönderilmişiz. Vazifeli bir memuruz, ama yiyor, içiyor nefsin her arzusunu yerine getirmek için delicesine mücadele ediyoruz. Yani hakiki manada çalışmadan ücret talep eden arsız varlıklar olarak hayat sermayemizi tükettiğimiz gibi dünya gemisinde bizimle olan ve kendilerine mahsus hizmetleri ve kulluklarıyla ibadet edip vazifelerini sui istimal etmeyen canlı cansız tüm varlıkların hakkına tecavüz ediyoruz. Dünya denen gemi karmakarışık. Çalkalanıyor! Gürültüsünden sema titriyor, gökten bazen taş, bazen buz yağıyor taş gibi. Dünya gemisinin dümeni dualar ile kaim! Her katı, her kamarası ayrı bir alem;  paylaşılamayan! Asırlar öncesinin veba salgını şimdilerde fitne! Kasıp, kavurmakta insanlığı.  Kardeşin kardeşe düşmanlığı had safhada. Geminin alt katı Esfel-i Safilin bataklığı. Kaos ve vahşet ile Cehennem-i Suğranın dünyadaki gerçeği. Her kat farklı bir menzil! İnsanların tercih ve kararlarına göre yaşadığı. İmanın nuru ile aydınlığın daha da arttığı… Ah üst katlar!  Çıkmaya muktedir olanların, fıtratlarına ekilen İman tohumunun kullanma kılavuzunda ki talimata uygun beslenip büyültüldüğü ve hayat sermayesinin kat be kat arttığı, manevi zenginliğin göstergesi ‘’A’la-yı İlliyyin mertebesi… Hayat denen dairenin usulüne uygun ‘’Aşk’’ ile benlikten geçip tamamlandığı; Vuslata en yak... Devamı

YANARDAĞ__________

2015-11-12 23:09:00
YANARDAĞ__________ |  görsel 1

YANARDAĞ____________ Dünya: Kocaman! Gökyüzü: Daha da büyük, uçsuz bucaksız! İnsan: Kalbi ile tüm cismine egemen! Kainatın kalbi; Dünyamız… Dünya da ne varsa, insanda da o var. Yeryüzü tabaka tabaka insan İçin, şuur sahipleri için gerekli olan depolanmış madenler ile dolu. İnsan kalbi her yere nüfuz eden sırlı hisler ve duygular ile kazıyor, arıyor, buluyor ihtiyacı olan cevherleri. Çünkü hepsine ihtiyaç duyuyor, yaşaması için zerrelerinin bile müştak olduğu bir ihtiyaç var belli!  Kalp; doymaz ihtiyaçlar ile dopdolu, yeryüzü kadar derin katmanlardan müteşekkil ebed için yaratılmış ve bu dünyada sınandığımız en hassas noktamız… Madenin derinlerine “Bismillah” diye inen bir madencinin acaba Geri döner miyim? Korkusu gibi yol alırız ebedi kazançlarımızın merkezine olan yolculuğumuza… Tıpkı yeryüzünün merkezinde kaynayan mağma tabakasına ulaşma riskine rağmen… İnsanın kalbinde de bilinmeyen ama keşfedilmeyi bekleyen  sürekli yanan bir mağma tabakası var… İşte, kalp üzerinde çalıştıkça, işlettikçe pasları çözülür, mecazi olandan İlahi olana yani merkeze ulaşılır… Mağma; göz alıcı ve ürkütücüdür ilk başta. Kaynar derinlerde… Hem uzak hem de yakınsınızdır, alazını hisseder fakat nuruna gark olursunuz… İbrahim a.s yakmayan ateş misali Narın nuru yakmadığı bir halet-i ruhiye… Yanardağın infilak etmesidir bir nevi, perdelerden geçmektir… Taşmaktır sonsuzluğa… Kalbin derinlerinden cevherler aşırmak, “Elhamdülillah” diyerek cisminin dışına çıkmaktır… Işıl ışıl nurlar saçmaktır! Varlığını arındırmaktır! Benlikte... Devamı