BERRİN Gök
181 Takipçi | 50 Takip
29 11 2015

KASIM'A / ÖYKÜNME

KASIM'A / ÖYKÜNME |  görsel 1

KASIM’A / ÖYKÜNME Dökülen yapraklarına rağmen hiç de boynu bükük değil ağaçlar! Mağrur ve başı dik dallarıyla geçip giden mevsimleri selamlıyorlar. Başlangıcı ve sonu belli olan bir ritüelin tekrarlanan sürgitin farkında olan ve yazgısına boyun eden bir devamlılıkla kendilerine özgü hışırtılarıyla ‘Kasım şarkıları söylüyorlar. En güzel renklerini kuşanarak bahara öykünüp hayatı rölantiye alıyorlar. Doyumsuz güzellikteki libaslarını temaşa edenlere; mevsimlerin geçici, güzelliklerin baki ve sonsuz olduğunu sergiliyorlar. Biraz hüzün, biraz romantizm, biraz ebediyete öykünme var düşünüp görebilenlere… Uçuşan yaprakların en renkli haliyle hafızalarda yer alması; ebedi hayatı, yani Cennetin sonsuzluğunu nakşeder aklımıza, ruhumuza. O nedenle baş eğmezler hazan mevsimine, yüzlerce dallarıyla zikrederler ‘Yüce Yaradanı’ kendilerine mahsus dilleriyle. Onun için üşümezler yağan yağmurlardan, esen fırtınalardan! Bilirler; onları koruyacak, bir başka bahara yeniden diriltip şenlendirecek, yağan bembeyaz kardan elbiseleriyle sarıp sarmalayacak ‘’Yaratıcı gücün’’ varlığını!... Yağmur gibi latif hışırtılarıyla düşüyor yapraklar. Yerler rengarenk farklı farklı yaprak desenleriyle biraz süslü, biraz hüzünlü… Kasım bu yönüyle empati yapabilenlere yine yeniden birbirine öykünür gibi gözükse de, her insanın duyduğu ve hissettiği başka bambaşka şeyler…! Hava gibi: İnsanın ruhu da değişken.  Mağrur da olsa acziyeti ve teslimiyeti Rabbine olmalı. Mağrur ve başı dimdik olmak, tıpkı mevsimler gibi bu misafirhane-i dünyada gelip geç... Devamı

29 11 2015

Fotoğraf

Fotoğraf |  görsel 1

İNCE SAZ… Soğuk soluktu sözler, ötelendim Kurşun gibiydi,  ithamlar, vuruldum Harmanda ki öz/ler gibi savruldum Ahengine ram, imgeye lal oldum…   İmkansız bir güfteyi vurdu ayaz Harfler dağınık çalmıyor ince saz Ayları günlere böldüm hepsi naz Ahengine ram, imgeye lal oldum…   Ne önemi var mevsim hangi mevsim Dört mevsimle savaştım yamaçlarda Esti rüzgar, gökyüzü savaşlarda Ahengine ram, imgeye lal oldum…   Çınlıyor ruhum, sesli gölgelerle Gözbebeğime düşen dengelerle Benliğim sızlıyor ince sözlerle Ahengine ram, imgeye lal oldum… BERRİN GÖK 25/02/2015   Devamı

29 11 2015

ARAYIŞ______

ARAYIŞ______ |  görsel 1

ARAYIŞ Uzaklardan baktım solgundu ışıkların Sırlara bürünmüş hayaline sarınmış, denize kök salmıştın… Göğün avuçlarından korkuyu yudumlarken, efsanelere tutukluydun Asaletini yollamıştın sağır sultana, merhamet dileniyordun Zamanın saçlarına asılmış, boyasını çözüyordun Efsaneleri de zulüm vururmuş bilemedin. Düşlerine gömdün geceyi, yoluna ket vurdu sisler Görünmüyordu ufkunda hayal mısralar! Efsane yutmuştu bir İstanbul masalını, Görünmüyordu silüetin Gölgelerden ç/aldın, serap aydınlığını… Destansı kelimeler sayıkladın ışıldayan sulara… Ama heyhat! Görünmüyordu bir adım ötesi. Rüzgar bile esmiyordu ki, sis dağılsın Ruhunu damıttın karanlık sulara! Kızıla boyanmış meşum bir cehennem yalnızlığı! BERRİN GÖK 23/11/2014 ... Devamı

22 11 2015

FIRTINA________

FIRTINA________ |  görsel 1

FIRTINA________ Gökyüzü çıldırmış olmalı, dalgalı her yer Şehrimde narsis isyanlar zerrelere hapis Bir kafesin ardında dumanlı uzak dağlar Yumruğunu sıkmış ruhum, mazlum yanım mahpus Kaçtım ben/den fırtınaya yoldaş korkuya puslu   Tiz sesler, bilmediğim aryalar çığırmak da Yağmurun latif sesleri de,  var uzaklarda Gönlüm değirmen taşı, öğütüyor zalimi Döküyorum dalından, bir kızıl sonbaharı   Maviydi dünya ta ezelden beri hür ve pak! Ama imtihan için gönderilmiştik bir bak! Dünya düz bir eksendi, oysa biz yoldan çıktık Nadide cevherlerle süslenmiş bir saraydı Kırdık yıktık biz, nuru karanlığa gark ettik!   Dokunuyor kalbime fırtınanın çığlığı Hava aleminden taşıyor bin bir ağıtları Kah duran kah haykıran vuruşlarıyla Susuyor kelimeler, ağlıyor ağaçlar bak! Savruluyor insanlık, elem dolu bir feryat! Acıya bestelenmiş aryalara bezenmiş, Maviden kızıla dönmüş dünyanın teninde..! BERRİN GÖK 22/11/2015         Devamı

17 11 2015

YANSIMALAR

YANSIMALAR |  görsel 1

YANSIMALAR Gönül aynamda parladı bir şule Yansıdı arştan billurdan bir kase Suretimi sardım nurdan inciye Nurdan katreler döküldü benliğe…   Mutlak bir güzelliğin yansıması Mükemmel güzelliğin tecellisi!   Sarındı gece, toplandı karanlık Gün ağardı bilinmeyen sırrıyla Gök gülleri açtı mis kokusuyla Dile geldiler Rahmet nurlarıyla   Mutlak bir güzelliğin yansıması Mükemmel güzelliğin tecellisi!   El ele verdiler teavün düsturuyla Esma-ül Hüsna pırıltılarıyla Hu dedi ‘’Hayat, günün doğumuna Bir damla sudan doğdular deryaya   Mutlak bir güzelliğin yansıması! Mükemmel güzelliğin tecellisi!   Halden haleye sabahtan geceye Dünya ile ay gibi bir imeceye Siyahın boynundaki ak inciyle Hep, yinelenen ömür yolculuğuna… BERRİN GÖK 17/11/2015         Devamı

14 11 2015

DAİRE_________ ???

DAİRE_________ ??? |  görsel 1

DAİRE Kainat denizinde; dünya denen kocaman gemide sonsuzluğa, hakiki menzile seyahat eden yolcularız biz! Yeryüzüne gönderilen en kıymetli müfettişleriz hepimiz. Yaratılan tüm mevcudatı tanımak için seçilmiş, akıl ve şuur sahipleri olarak ‘’halife’’kimliği ile gönderilmişiz. Vazifeli bir memuruz, ama yiyor, içiyor nefsin her arzusunu yerine getirmek için delicesine mücadele ediyoruz. Yani hakiki manada çalışmadan ücret talep eden arsız varlıklar olarak hayat sermayemizi tükettiğimiz gibi dünya gemisinde bizimle olan ve kendilerine mahsus hizmetleri ve kulluklarıyla ibadet edip vazifelerini sui istimal etmeyen canlı cansız tüm varlıkların hakkına tecavüz ediyoruz. Dünya denen gemi karmakarışık. Çalkalanıyor! Gürültüsünden sema titriyor, gökten bazen taş, bazen buz yağıyor taş gibi. Dünya gemisinin dümeni dualar ile kaim! Her katı, her kamarası ayrı bir alem;  paylaşılamayan! Asırlar öncesinin veba salgını şimdilerde fitne! Kasıp, kavurmakta insanlığı.  Kardeşin kardeşe düşmanlığı had safhada. Geminin alt katı Esfel-i Safilin bataklığı. Kaos ve vahşet ile Cehennem-i Suğranın dünyadaki gerçeği. Her kat farklı bir menzil! İnsanların tercih ve kararlarına göre yaşadığı. İmanın nuru ile aydınlığın daha da arttığı… Ah üst katlar!  Çıkmaya muktedir olanların, fıtratlarına ekilen İman tohumunun kullanma kılavuzunda ki talimata uygun beslenip büyültüldüğü ve hayat sermayesinin kat be kat arttığı, manevi zenginliğin göstergesi ‘’A’la-yı İlliyyin mertebesi… Hayat denen dairenin usulüne uygun ‘’Aşk’’ ile benlikten geçip tamamlandığı; Vuslata en yak... Devamı

12 11 2015

YANARDAĞ__________

YANARDAĞ__________ |  görsel 1

YANARDAĞ____________ Dünya: Kocaman! Gökyüzü: Daha da büyük, uçsuz bucaksız! İnsan: Kalbi ile tüm cismine egemen! Kainatın kalbi; Dünyamız… Dünya da ne varsa, insanda da o var. Yeryüzü tabaka tabaka insan İçin, şuur sahipleri için gerekli olan depolanmış madenler ile dolu. İnsan kalbi her yere nüfuz eden sırlı hisler ve duygular ile kazıyor, arıyor, buluyor ihtiyacı olan cevherleri. Çünkü hepsine ihtiyaç duyuyor, yaşaması için zerrelerinin bile müştak olduğu bir ihtiyaç var belli!  Kalp; doymaz ihtiyaçlar ile dopdolu, yeryüzü kadar derin katmanlardan müteşekkil ebed için yaratılmış ve bu dünyada sınandığımız en hassas noktamız… Madenin derinlerine “Bismillah” diye inen bir madencinin acaba Geri döner miyim? Korkusu gibi yol alırız ebedi kazançlarımızın merkezine olan yolculuğumuza… Tıpkı yeryüzünün merkezinde kaynayan mağma tabakasına ulaşma riskine rağmen… İnsanın kalbinde de bilinmeyen ama keşfedilmeyi bekleyen  sürekli yanan bir mağma tabakası var… İşte, kalp üzerinde çalıştıkça, işlettikçe pasları çözülür, mecazi olandan İlahi olana yani merkeze ulaşılır… Mağma; göz alıcı ve ürkütücüdür ilk başta. Kaynar derinlerde… Hem uzak hem de yakınsınızdır, alazını hisseder fakat nuruna gark olursunuz… İbrahim a.s yakmayan ateş misali Narın nuru yakmadığı bir halet-i ruhiye… Yanardağın infilak etmesidir bir nevi, perdelerden geçmektir… Taşmaktır sonsuzluğa… Kalbin derinlerinden cevherler aşırmak, “Elhamdülillah” diyerek cisminin dışına çıkmaktır… Işıl ışıl nurlar saçmaktır! Varlığını arındırmaktır! Benlikte... Devamı

04 11 2015

DAĞILIR BULUTLAR__________

DAĞILIR BULUTLAR__________ |  görsel 1

DAĞILIR BULUTLAR Hep karanlık olmaz ki hava. Gün önce ışığını sağar ince ince. Güneşin habercisidir huzmeler, haykırırlar sonsuz semaya. Umudun tellalıdır onlar. Kaoslar, karanlık ruhların habis urlarıdır sökülüp atılan. Umudun kainata nazlı nazlı süzülüşüdür, şükrün kanatlarında. Ümitlerin rengarenk doğacağı günün sabahıdır, yeryüzünde. Yusuf yüzlülerin haykırışıdır duyulan! Yakup ruhluların hisseden duasıdır! Küllileşen. Mazlumun Arş-ı Ala-ya ulaşan kokusudur, gül kokulu hıçkırıklarda… Pranga vurulmuş yüreklerin çözülen zincirleridir. Kelimelerin efsunlu büyüsüdür. Dileklerin dua dua yayılan renk renk ışığı, kainatı ısıtan sımsıcak ısısıdır. İnsanlığı kucaklayan günün doğuşudur… BERRİN GÖK 04/11/2015   Devamı

25 10 2015

HÜCREMDE_______

HÜCREMDE_______ |  görsel 1

HÜCREMDE Şehirler kurdum gözle görülmeyen, Alp dağlarında Heidi oldum Mutlu çığlıklarla yeşil kırlarda koşan… Ufacık mutluluklarla yetinen, her şeyde bir güzellik keşfeden Polyanna oldum… Ben; Hep masaldan masala atladım, Çünkü; Dünya bir masaldı… Masalların sonu hep mutlu biterdi, Ya da ben mutlu biten masalları severdim… Dünyanın da sonunda inananlar için mutlu bir sona uyanmak olduğuna yürekten inanıyor mutlu oluyorum… Hücre hapsinde, hayal gemisiyle uzun bir yolculukta farklı dünyalara uğruyorum. Şehirler keşfediyorum farklı kimliklerin derya gibi yüreklerinde, huzur iklimlerinden nemalanıyor, dalgalarında sarsılıyorum… Bazen gönülden gönüle görünmeyen bir zincir ile hislerimiz ayna oluyor birbirine… Allah (c.c) için olan dostluk keşfettiğim şehirlerimin aydınlık yüzü… Manevi bir alış veriş muhteşem kılıyor zor yolculuğu. Dalgalarda el veriyoruz düşmemek için, umut oluyoruz kardeşlik için… Oysa hayatımızın masalını yazan biz aciz kullarız. Cüz-i irademiz Ve sonsuz yetkilerimizle Yaradanın en mükemmel kullarıyız! Doğru ve yanlış arasında med ve cezirler yaşayarak hayat denizinin kayalıklarında parçalanmamak için mücadele ediyor doğruları bularak en güzel kelamlar ile yazmaya çalışıyoruz masalımızı! Farklı farklıyız, hepimizin istekleri, hayalleri, beklentileri çeşit çeşit. İşte asıl mesele de bu ya! Masal bu dünya da bitmiyor… Doğru veya yanlış biz karar veriyor istiyoruz. Yaradan “Kün Fe Yekün” “Ol” diyor. Ve yazıyoruz kendi irademiz Ve verdiğimiz karalarımız, yaptığımız savaşlarımız ile masal yolculuğumuzu… Bazen iyiler bazen kötüler çıkacak karşımıza. Zalim Kral, maz... Devamı

23 10 2015

BİR İNŞİRAH VAKTİ_______

BİR İNŞİRAH VAKTİ_______ |  görsel 1

BİR İNŞİRAH VAKTİ Rabbim bir Cuma aydınlığı serp gönüllerimize. Karanlık çöktü ruhlarımuza. Kaoslarla çalkalanan dünyamıza bir inşirah serp. Acı, elem keder esir almış. Her bir taraftan ağıtlar yükseliyor, ağustos böcekleri gibi çığlık çığlığa insanlık. Kim ne istiyor belli değil! Adımları sayılı zamanın, oysa herkes kum saymakla meşgul! Sayın sayın hiç durmayın, son nefese kadar bitmeyecek; paylaşamayacaksınız! Çünkü ilk günden son güne kan ve gözyaşı var toprağında. Semayı dinleseniz ah ne feryatlar var duymakla bitiremeyeceğiniz. Oysa bir avuç toprağımız var sığacağımız!.. Berrin Gök Devamı

20 10 2015

RUHUM AĞLIYOR__________

RUHUM AĞLIYOR__________ |  görsel 1

RUHUM AĞLIYOR Bedenim geziyor döne döne, zühre ile dünya gibi Hazin bir kovalama tanımsız bir çekim gibi Dünya dolusu kaos, nehirler kadar gözyaşı Kan damlıyor semadan, dağlandı yüreğim//   Sonsuz ovalardan süzülüyorum Sıradağlar misali labirentler inşa ediyorum Toz duman tünellerden geçiyorum Feryatlar çarpıyor duvarlara! Dayanılmaz bir aksiseda//   Eğik bükük kelimeler raks ediyor Kah gülüyor, kah bir kördüğüm Kayan bir yıldız nazlı şarkılar söylüyor İroni mi?  Dalgalı ya da, duru mu? Şekiller çiziyor şifresini çözemediğim//   Dünya ve Zühre işliyoruz tarifsiz bir nakşı Sabır ile çalıyoruz ilahi sazı Dünyaya güzellik diliyor Zühre’NİN nazı Dua içiyoruz şifa niyetine Çözülüyor bir bir kördüğümler Hatem/i nüksediyor kainatın gözbebeğinde Şekil muhteşem sonsuzluğun timsali bir çekirdek ‘’AŞK’ yolculuğuna bağlanmış yüzlerce aydınlık direk…   BERRİN GÖK 20/10/2015 Devamı