SAHİ HAYAT NEYDİ?

2015-04-10 09:44:00
SAHİ HAYAT NEYDİ? |  görsel 1

SAHİ HAYAT NEYDİ? Hiç planlarım yoktu, hayallerim vardı. Çizmedim hiç kendi yolumu, akan suya düşen bir yaprak gibi akıp gittim zamana karşı. Direndim zor yokuşlara; izi yoktu yürüdüğüm yolların.. Kendimce bir pusulam bir de sonsuz teslimiyetimle beraber huzur bulduğum anlar nefes alabildiğim zamanlardı.. Değerlerim vardı, yolumda gücüme güç katan.... Bazen ulaşılmaz dağlara tırmanmak zorunda kalmak, yolundan dönmemek mücadeleye sınav nazarıyla bakmakla bir nebze kolaylaşıyordu.. Hayat denen yol, herkese farklı yönler sunuyordu... Beraber yürüdüğün insanlar bile hiç nedensiz trenin makas değiştirmesi gibi yön değiştiriyor ve zaman farklı yönlerde bambaşka güneşlerin doğuşunu, hayatın hep zor yolları değil de, daha acılı veya daha tatlı güzelliklerini yine muson yağmurları misali vurarak döverek ama farklı şekillerde tüm birikmiş kirlerini de yok ediyor, yolunu rengarenk ışıklarla süslüyordu... Sahi Hayat Neydi? Neye veya Kime? Güvenmek!!! Sadece ve sadece öncelikle yaradana..! İnsan ne kendine, Ne sevdiğine, Ne gençliğine, Ne güzelliğine, Ne malına, Ne evladına tam güvenmesin.. Neye tam manasıyla güvenirsen Allah onunla sınıyor insanı, çünkü, onlarda Allah'ın bir emaneti.. Güven duygusu da, diğer duygular gibi insan için çok önemli.. İnsan hayat devam ettiği müddetçe, asla dememeli.. Nasıl geceden sonra sabah, kıştan sonra bahar varsa duygular için de, aynısı var..!  Zaman değişiyor, insan değişiyor doğal olarak bedenimiz hücrelerimiz bile değişiyor.. Her an imanımızı güçlendirmeye, tazelendirmeye ihtiyacımız varsa, duygularımızın, hislerimizin de beslenmeye, güven duygusunu tazelendirmeye ihtiyacı var.. Zaten İnsanın insiyatifi haricinde gelişen mutlak kader asla değişmiyor.. Hadi asl... Devamı

BAHAR

2015-04-06 05:04:00
BAHAR |  görsel 1

BAHAR Bahar indi mi, şehrime? Hiç anlamadım ki ! Bazen ben yeryüzüyüm adımın anlamı gibi.. Bazen dağlarım geçit vermez, dumanlıdır başım göstermez.. Kimi yemyeşil ovalarım vardır gelinciklerin açtığı. İçimde ki ufaklığı zapt edemem, koşar delicesine özgürlüğe doğru.. Okyanuslar kadar derinimdir, kolay kolay bilinmem… Fırtınalar eser üzerimden, lodosla yağmuru beklerim.. Poyraz korkutur, kapkara bulutlara saklanırım. Savrulurum, sınırlarımın bilincinde yokluğa karışmadan. Hep güneşedir özlemim.. Sahi bahar geldi mi? Bilmiyorum? Bazen çiçekler açıyor üzerimde... Bir bakmışsın boyunları bükülmüş. Ağaçlarım çiçek açıyor, poyraz bir esiyor çiçekler yokluğa karışıyor.. Ben yeryüzüyüm işte; Dört mevsimi yaşadığım üzerimde..... BERRİN GÖK / 2013 Devamı

.../ BAZEN MASALLARIN SONU YOKTUR

2015-03-29 06:00:00
.../ BAZEN MASALLARIN SONU YOKTUR |  görsel 1

…/BAZEN MASALLARIN SONU YOKTUR Memleketimin ovalarına baktım uzun uzun… Sonsuzluğu çağrıştıran ufku izledim doyasıya. Buğday tarlaları yemyeşil rengiyle gülümsedi, bahar müjdesi gibi gönlüme… Hayat işte masalın sonu yok, yazılıyor hep tekrardan, yeniden, sil baştan… Bir tarafta bembeyaz bulutlar sükun ediyor. Diğer tarafta karanlık yeryüzünü kuşatmış. Tıpkı hayat yolu gibi! Günlük güneşlik bir havada başlayan yolculuk dakikalar sonra farklı atmosferleri geride bırakarak anda bakileşiyor. Yağmur damla damla, ya sağanak, ya da deli dolu yağmakta… Balkan ezgileri gibi sıcak ve soğuk melodilerin havasında yol haritası çizmekteyiz farklı ruh hallerinde… Bazı ağaçlar çiçek açmış, bazıları sanki bahara küsmüş kupkuru. Sanırım balkanlardan gelen soğuk vurmuş! Baksana dolu yağıyor yine… Karanlık bulutlar buz kütlesi döküyor. Ya hepsi birleşip düşseler? Maazallah!  Yolun diğer tarafında ki beyaz bulutlar Rahmet kusuyor ruhunu temizler gibi… Arada gülümsüyor güneş, göz kırpar gibi!  Ya hiç çıkmasaydı saklandığı yerden? Yağmurlar sellere dönüşseydi, sürüklenseydi hayatın un ufak anıları, unutulsaydı baharlar, hep kış olsaydı yollar, süpürülmeseydi kızgın gri bulutlar, gökyüzü sonsuza kadar berrak olmasaydı hiç? İşte o zaman masalın sonu yazılırdı…! BERRİN GÖK 29/03/2015   Devamı

HAYAT SAHNESİ VE BEDEL

2015-03-23 06:04:00
HAYAT SAHNESİ VE BEDEL |  görsel 1

BEDEL Bedeli ödenmiş zamanın bakiyesini yaşıyoruz zaman yolculuğumuzda. Farklı şehirlerde farklı farklı evler, hayatlar var bilinmeyen. Bazen acı haykırışlar, bazen mutlu çığlıklar! Perdeleri çekilmiş hayatların bilinmeyen anları… Her yeni gün bir perde daha oynanıp kapanıyor. Ya seyircileri kim? Ya da kimler?  İstenilirse ancak seyredilecek hayat sahneleri var farklı dünyalar da… Aslında insan yaradılış olarak mutlu sonları sever… Bir filmin sonundaki keder gözyaşlarına boğar insanı. Dramatik hayatların sahnelendiği görüntüler veya yaşanmışlıklar hikaye edildiğinde, ödenen bedelleri görmek şükre sevk eder… Nice süslü şehirlerin, nice süslü perdelerin arkasında hangi sahneler hazırlanmış bilinmez.  Günlük güneşlik değildir her zaman hayat! Bedeli çekilmeden ne alınabiliyor ki?  Çalışmadan, emek vermeden Ne kazanılıyor ki?  Hayat sahnesinin en önemli olmazsa olmazı; Sevgi, sabır, fedakarlık dekoru!  Bunu başarabilenler, karşılığını hem bu dünyada hem ebedi alemde alacak inşallah… Bazen sevinçten, bazen üzüntüden gözyaşı döker insanlar. Hayata veda kolay bir şey değil!  İnsan ruhu sevdiği şeyleri ebedi olsun istiyor, kaybetmeye dayanamıyor… Hep mutluluk olmuyor maalesef. Tercihlerimizle ya yokuş yukarı, ya yokuş aşağı iniyoruz. Yani yaşam da sıralı, tıpkı geçip giden günler gibi. Ama bir fark var; geçip giden günler bir daha gelmiyor geri! Mutluluk sonsuz olmadığı gibi, mutsuzluk da sonsuz değil! Her üzüntünün ardından bir sevinç var… Hayatta sürpriz duraklar hep var… Yeter ki yeis ve ümitsizliğe düşmeyelim. Tevekkül ve teslimiyet cennete layık bir hal.... Devamı

UĞRAMASA DA._________/

2015-03-22 02:27:00
UĞRAMASA DA._________/ |  görsel 1

UĞRAMASA DA… Sessizliğin koynunda sabrı yudumluyor dalgalardan, Oysa bilmiyor kimseler! Gürültüye aşina Deniz ve gökler sırdaş, fırtınalar bozgun Uğramasa da yurduna ışık saçan gemiler, Nurunu yüklenmiş karanlıklara inat!   Başı dik sonsuz ummana Yanıp sönse de ışığı, Gücüne güç katan yıkılmaz ki, inancı… Uzaklarda surlar, sığınılacak bir liman, Nurunu yüklenmiş karanlıklara inat!     Saba rüzgarı esecek uzak denizlerden Sadık fener aşina çarpan dalgalara Yanıp sönmüyor artık ışığı, Güneşe ayna tutmuş yıkıyor karanlığı… BERRİN GÖK 22/ 01/2014     Devamı

TEFEKKÜR YOLCULUĞU_________

2015-03-19 02:58:00
TEFEKKÜR YOLCULUĞU_________ |  görsel 1

TEFEKKÜR YOLCULUĞU Bir kuş olmak vardı şimdi; uçmalıydım sonsuz semada… Ahenkle kanat çırpmalıydık çok yükseklerde, ben değil de biz olarak! Uçurumlar aşmalı, masmavi denizlerden geçmeliydik… Rüzgarın uğultusunda ki seslerde sonsuzluğun şarkısını dinlemeli, yeryüzüne ibretle bakmalıydık. Özgürce düşünmeliydik hayatın güzelliğini… Duymazdık hiç kötülükleri, görmezdik hiç çirkinlikleri! Göç etmeliydik leylekler gibi, başka baharlara, uzak iklimlere… Kalabalık şehirler bir yana, oysa kıtalar ne kadar da yakın bu yana. Nefis manzaralar, yüksek yarlardan aksediyor gözbebeğime… İhtişamlı dağların zirvelerini aşabilmek, okyanusların derinliğinde ki sanat harikalarını düşünmek, çölün gizeminde ki hikmetleri anlayabilmek, en önemlisi hayatı idrak edebilmek! Ah bir uçabilsem! Ah bir kanatlarım olsa! İnsan isteyince oluyor, hayal duygusu o nedenle verilmiş insana. Düşünce zenginliği hakiki manada kullanıldığında mana yolculuğuna göç başlıyor. Görmek, anlamak, düşünmek ibadet sevabı kazandırıyor. İnsana verilen özgürlük duygusu ancak bu şekilde tatmin oluyor… Yoksa; dünya denen altın kafeste boğuluyoruz! Sonsuzluğa iştiyakımız hep bundan… Hayatın yükü ağır, daracık kafese sığmıyor yüklerimiz. Hayata geliş amacımızı idrak etmeliyiz.. Çünkü, ebediyet için verilen duygularımızı bu  dünya da doyurmamız mümkün değil!.. Hayat yolculuğunu kazançlı yapmak insana verilmiş! Ya manaya!  Ya maddeye! BERRİN GÖK 19/03/2015    ... Devamı

ÇANAKKALE_____

2015-03-18 04:09:00
ÇANAKKALE_____ |  görsel 1
ÇANAKKALE_____ |  görsel 2

ÇANAKKALE Birliğin, ihlasın uhuvvetin geçilmez yaptığı Melekler kıyamda, görünmez ordular makberde Çaresizlere yetişmiş Allah’ın erleri! Toprağına değmesin artık namahrem eli Şehitlerin al kanı ile mukaddes olmuş toprağı   Duyuyor musun*? Hiç dinmiyor rüzgarın sesi Çığlık çığlık hala;  Allah*** Allah*** diyor sesleri! Dalgalarında güneşe eş; yansıyor masum yüzleri Şehadete müştak, iman ile teslimiyetleri. Vatan kurtarmaktı tüm emelleri!   Kefensizdiler! Oysa atlastan bir bayrağın Deryasında dalgalandılar… Ruhları ve bedenleri ile dipdiriler Çünkü onlar şehadet makamındalar.   Mühür vurdular iki yakaya Kanları ve canlarıyla… Yunus oldular boğazda, Görünmez bir duayla   Kıyamdalar her yakazada Ruhları secdede, sözleri yakarıda Bir asır olmuş bak! Kırılamaz inşallah o mühür!!! İlelebed korunacak Çanakkale…   Hakka iman edenler, bayrağımıza al rengi verenler Vatan sathına yazıldılar. Yeis ve korkuyu sildiler İnanç ve azimle cepheye koştular… Birlik sırrıyla Çanakkale’yi geçilmez yaptılar…!   Ruhları şad olsun… El Fatiha BERRİN GÖK 18/03/2015           Devamı

SESLER________

2015-03-08 06:13:00
SESLER________ |  görsel 1

SESLER___ Rüzgarın uğultusu var havada dönüp duran. Islığı var, uzak heyecanları, korkuları ve acıları tetikleyen… Mazi karışmış rüzgarın sesine, matem yüklü ağıtları taşıyor şehrimden.. Hava soğuk; cemreler düşmüş diyorlar. Oysa keskin bir ayaz var üşüten… Mazi ve müstakbel, bahar ile kış gibi! Bazen köyümün yağmurlarında ıslanmak emelim, tarlalarda kalmış anızların yağmur sonrası kokusuna derin hasretliğim var… Havayı kokluyorum tüm yorgunluğumla ve özlem yüklediğim nefesimle… Çığlık sesleri, bazen de matem sesleri var havada. Kara kara bulutlar belirdi gökyüzünde bir anda çıkıp gelen. Hangi bilinmez diyarlardan süpürüldüler? Hangi dağların yankısı var rüzgarla dans eden… “Hu” lafzı sadece insan da değil, kainatın cisminde de var… Tüm renkleri ve farklı sesleri ile nefes tazeliyor… Denizlerde, çöllerde, havada ki seslerde ne duymak istiyorsan onu hissettiğin mucizevi bir denklem!.. BERRİN GÖK 08/03/2015   Devamı

TILSIMLAR__________

2015-03-06 01:54:00
TILSIMLAR__________ |  görsel 1

TILSIMLAR Kainat denizinde keşfe çıktık Parlak yıldızlardandı bineğimiz. İman zırhıydı tek kuşandığımız Galebe edemez kof tereddütler!   Kur’an hakikatlerinin dürbünü Görünür kıldı ebedi sürgünü Sünnet-i seniye şerh etti sırrı Galebe edemez kof tereddütler!   Ufukta afakı uluhiyetin Azameti doğmuş rububiyetin! Allahu ekberdir teskiniyetin Galebe edemez kof tereddütler!   Koca küreler zerreler misali İtaat ediyor dervişler gibi Şahadet aleminde birlik vakti İçtima etmişler taat zamanı… Galebe edemez kof tereddütler!.. BERRİN GÖK 06/03/2015     Devamı

BİRAZ BAHAR, BİRAZ AYAZ...

2015-03-02 22:32:00
BİRAZ BAHAR, BİRAZ AYAZ... |  görsel 1

BİRAZ BAHAR, BİRAZ AYAZ… Tıpkı hayat gibi; Soğuktu toprak, solgundu rengi. Bağrına sığınmış mucizeyi saklıyordu. Mezarın ölüyü saklaması gibi. Oysa kaç ceset yenilenmişti bir ömür. Hayat boyu toprak ile yarenlik edip durmuştu. Her zerresinde mührü ve izleri hakimdi… Topraktan gelmiş toprakla beslenip gelişmişti. Yağmur yağdığında toprağın kokusunda nefes tazeliyor, mucizeyi iliklerinde hissediyordu… Kar yağdığında donmaktan korunuyordu saklı mucize… Doğacağı baharın hayali dindiriyordu keskin ayazı. Karanlıktı, kesifti toprak; ama rengarenk bir dünya gizliyordu. Kozasında kelebek olmaya müştak ipek böceği misali “Kün” emrini beklerken sebepler dairesinde özlem ve hasretle baharı bekliyordu. Hala biraz ayaz, biraz bahar işte! Sesini duyuyor insan, ruha inşirah serpen… BERRİN GÖK 02/03/2015             Devamı

İNCE SAZ...

2015-02-25 02:07:00
İNCE SAZ... |  görsel 1

İNCE SAZ… Soğuk soluktu sözler, ötelendim Kurşun gibiydi,  ithamlar, vuruldum Harmanda ki öz/ler gibi savruldum Ahengine ram, imgeye lal oldum…   İmkansız bir güfteyi vurdu ayaz Harfler dağınık çalmıyor ince saz Ayları günlere böldüm hepsi naz Ahengine ram, imgeye lal oldum…   Ne önemi var mevsim hangi mevsim Dört mevsimle savaştım yamaçlarda Esti rüzgar, gökyüzü savaşlarda Ahengine ram, imgeye lal oldum…   Çınlıyor ruhum, sesli gölgelerle Gözbebeğime düşen dengelerle Benliğim sızlıyor ince sözlerle Ahengine ram, imgeye lal oldum… BERRİN GÖK 25/02/2015           Devamı

KAR VE HUZUR

2015-02-19 07:03:00
KAR VE HUZUR |  görsel 1
KAR VE HUZUR |  görsel 2
KAR VE HUZUR |  görsel 3

HUZUR NEREDE? İnsanlık töhmet altında! Kah bildiği, kah aşina olup görmezden geldiği suçlar,  hatalar ve belki de düzeltip temizlemeyi başaramayacağı kirlilikle karşı karşıya… Oysa yaşlı dünyamız, yeni doğan bir bebek kadar tertemiz ve günahsızdı.. Sonra fıtratını sıyırıp attıkça tarih de tekerrür etmeye başladı. İnsan; nefsi yüklerini ağırlaştırdıkça kirlendi, kokuştu. Zalim, gaddar bir canavara dönüşmeye başladı. Sesler ayyuka çıkmaya, gürültü ruh dünyamızı dağıtmaya yetti. Hem dünyamız, hem insanlık; arınmanın nerede olduğunu sorgulamaya başladı… Rüzgarlar esti, boranlar, kasırgalar, seller derken sicim gibi inceden yağan yağmurlar özlendi. Kar yağıyor aralıksız.  Sağanak ve gök gürültülü, ilginç! Bembeyaz rahmet, kirlenmiş dünyamızı ve insanlığı tipi ile savurup, hırpalıyor. Tüm kokuşmuşluğu örtüyor. Soğuk ile yakıp, acıtıyor… Ruhu yoran sesleri çekip yutuyormuş mucizevi kar taneleri. Ruha huzur veren sessizlik ve sükuneti hissedişimiz ondanmış… Ne büyük hikmet var kar yağışında… Mikropları yok eden mucizevi sanat eseri olan farklı motiflerin çok yönlü rahmetin tecelligahı olması, insanı düşünmeye sevk etmesi… Manevi arınmanın önemini, biriken kirlerin ağır kokulu yüklerinden kurtulmanın vaktini ihtar ediyor. Mevsim Kış!  Hesaplaşma Vakti!  Ömrün Son Demi! Diriliş Ve Bahar!  Sonra mı? İnşallah Sonsuz Huzur Vakti! BERRİN GÖK 19/02/2015    ... Devamı